Koptu mu o Vakı'a bir

Olmaz vak'asına yalan diyen dil

İndirir bindirir

Yer bir sarsılış sarsıldığı

Dağlar bir serpiliş serpildiği

Hepsi dağılıp berhevâ bir hebâ olduğu

Siz de üç sınıf olduğunuz zaman

Ki sağda «Ashab-ı Meymene»: Ne «Ashab-ı Meymene!»

Solda «Ashab-ı Meş'eme»: Ne «Ashab-ı Meş'eme!»

İlerde sabikun, işte o sabikun

(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun

(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun

Bir çok evvelînden

Biraz da âhirînden

Murassa' tahtlar üstünde

Karşı karşıya kurulmuşlar

Pırlanır etraflarında muhalled evlâdlar

Kübler ve ibrıklerle me'ıynden bir piyâle

Ne başları ağrıtılır ondan ne de irer zevâle

Meyve beğendiklerinden

Kuş eti istediklerinden

Huri ıyn

Saklı inci timsalleri gibi

İşledikleri amellere mükâfat için

Ne bir boş lâf işidirler orada ne de bir te'sîm

Ancak bir kelâm: Selâmen selâm

Ashabı yemîn ise ne Ashab-ı yemîn!

Dal bastı kirazlar

Sıvama muzlar içinde

Memdud bir saye

Çağlıyan bir su

Bir çok meyve

Ne eksilir, ne men'edilir

Yüksek döşekler

Biz etmişizdir de onları yeniden inşa

(36-37) Kılmışızdır bir yaşıd ebkâr-i şeyda

(36-37) Kılmışızdır bir yaşıd ebkâr-i şeyda

Ashabı yemîn için

Bir çok evvelînden

Ve bir çok âhirînden

Eshab-i Şimal ise ne Eshab-i Şimal!

Bir semum ve hamîm

Ve zifirden bir zıll-i mağmum içinde

Ne serin ne de kerîm

Çünkü onlar bundan evvel mütrefîn: Keyflerine düşkün şımarık müsrifîn idiler

Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı

Ve diyorlardı ki: Öldüğümüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz vakıt mi? Cidden biz mi mutlak ba'solunacakmışız?

Ya evvelki atalarımız da mı?

De ki: Muhakkak bütün evvelîn ve âhirîn

Lâbüd cem' olunacaklar mikatına ma'lûm bir günün

Sonra siz, ey sapgın münkirler!

Lâbüd yersiniz de bir ağaçtan, zakkumdan

Doldurursunuz da karınlarınızı ondan

İçersiniz de üstüne o hamîmden

İçersiniz hüyam ılletine tutulmuş kanmak bilmez develer gibi

İşte bu onların konuklukları o din günü (ceza günü)

Biz, yarattık sizi hâlâ tasdık etmiyecek misiniz?

Şimdi gördünüz mü o döktüğünüz menîyi?

Siz mi yaratıyorsunuz onu yoksa biz miyiz yaratan?

Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez

Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz

Her halde ilk neş'eti biliyorsunuz o halde düşünseniz a

Şimdi gördünüz mü o ekdiğiniz tohumu?

Siz mi bitiriyorsunuz onu? Yoksa biz miyiz bitiren?

Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:

Her halde biz çok ziyandayız

Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..

Şimdi gördünüz mü o içdiğiniz suyu?

Siz mi indiriyorsunuz onu buluttan yoksa biz miyiz indiren?

Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniz a

bir de gördünüz mü o çakdığınız ateşi?

Siz mi inşa ettiniz onun ağacını? Yoksa biz miyiz inşa eden?

Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade; alandaki muhtaclar için.

O halde tesbih et rabbine azîm ismiyle

Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim

ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir

ki hakıkaten o bir Kur'an-ı Kerîm'dir

Öyle bir kitabda ki mahfuz tutulur

ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez

Rabbül'âlemînden indirilmedir

Şimdi bu kelâma siz yağ mı süreceksiniz?

Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?

O halde haydiseniz â can hulkuma geldiği vakıt

ki siz o vakıt bakar durursunuz

Biz ise ona sizden yakınızdır ve lâkin görmezsiniz

Evet haydiseniz â dîne boyun eğmiyecek, ceza çekmiyecekseniz,

onu giri çevirseniz â! da'vanızda doğru iseniz

Amma o mukarrebînden ise

artık bir revh-u reyhan ve bir Cenneti ne'îm

Ve amma Eshab-ı Yemîn'den ise

artık selâm sana Eshab-ı Yemîn'den

Ve amma o tekzib eden sapgınlardan ise

her halde konukluğu hamîm

Ve yaslanacağı Cahîmdir

İşte budur hakikat hakkulyakîn

Haydi tesbih et Rabbına azîm ismiyle