Gerçekleşecek olan gerçekleştiği zaman!

Bunun olacağı yalan değildir.

Yer sarsıldıkça alçalacak, sarsıldıkça yükselecektir.

Yer şiddetle sarsıldığı,

Dağlar paramparça olduğu

Un ufak etrafa dağıldığı zaman...

Siz de üç gruba ayrılmış olacaksınız.

Sağ taraf halkı... Ne sağ taraf halkı!

Sol taraf halkı... Ne sol taraf halkı!

Ve önde olanlar, öncüdürler.

Onlar, en gözde olanlardır.

Nimet cennetlerindedir.

Bir çoğu öncekilerden.

Birazı da sonrakilerden.

Süslenmiş tahtlar üzerinde.

Karşı karşıya oturup, arkalarına yaslanmışlardır.

Onların etrafında ölümsüz genç hizmetçiler dolaşır.

Tertemiz kaynağından doldurulmuş ibrikler, testiler ve fincanlarla...

Baş ağrısı vermeyen ve sersemleştirmeyen ..

Beğendiklerinden meyveler..

Canlarının çektiği kuş etleri..

Ve iri gözlü huriler..

Sanki sedef içindeki inciler.. gibi

Yaptıklarına karşılık mükafat olarak..

Orada boş ve günaha sokacak bir söz işitmezler

Yalnızca söylenen: -Selam, selamdır!

Sağ tarafta olanlar, ne mutlu sağ tarafta olanlara!

Kiraz ağaçlarında..

Salkım salkım muz ağaçlarında..

Yayılmış gölgede..

Çağlayan sularda..

(32-33) Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan meyveler içinde..

(32-33) Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan meyveler içinde..

Ve yüksek yataklar içindedirler.

Biz, o kadınları yeni bir yaratılışla yeniden yarattık.

Onları bakireler şeklinde yarattık.

Eşlerine sevgi ile bağlı olarak.

Sağ taraftakiler için..

Bir çoğu öncekilerden..

Çoğu da sonrakilerden..

Sol taraf halkı, nedir sol taraf halkı?

Kızgın ateş ve kaynar su içindedirler.

Simsiyah bir duman gölgesi içinde.

Serinlik yok, bağış yok.

Çünkü onlar, bundan önce sorumsuzca ve konfor içinde yaşıyorlardı.

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

-Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz? diyorlardı.

Daha önceki atalarımızda mı? ..

De ki: -Öncekiler de sonrakiler de.

Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.

-Sonra siz, ey sapıklar, yalanlayanlar!

Elbette yiyeceksiniz zakkum ağacından!

Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan!

Üstüne içeceksiniz kaynar sudan!

Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz!

Hesap günü onların ziyafeti budur.

-Sizi yarattık, biz! Gerekmez mi tasdik etmeniz?

Attığınız spermleri gördünüz mü?

Onu siz mi yaratıyorsunuz; yoksa yaratan biz miyiz?

Aranızda ölümü takdir eden biziz! Önümüze de geçilemez.

Sizi benzerlerinizle değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda...

-İlk yaratılışınızı biliyorsunuz, düşünmeniz gerekmez mi?

-Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

Onları bitiren siz misiniz; yoksa biz mi bitiriyoruz?

Dilersek, onu çör çöp yaparız da şaşırıp kalırsınız.

(66-67) -Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz.

(66-67) -Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz.

-İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?

-Çaktığınız ateşi gördünüz mü?

Onun ağacını siz mi yarattınız; yoksa yaratan biz miyiz?

Biz, onu bir ibret ve ihtiyaç sahipleri için faydalı kıldık.

O halde yüce Rabbinin adını tesbih et!

-Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.

-Hayır, Şüphesiz o, şerefli bir Kur’an’dır/okumadır.

Gizli bir kitapta..

Ona arınmış olanlardan başkası dokunamaz.

Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

-Siz, bu söze inanmıyor musunuz?

Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükür ediyorsunuz?

Hele bir can boğaza gelmiş olmasın.

Siz, o zaman bakıp kalırsınız

Biz, ona sizden daha yakınız. Ama göremezsiniz.

Eğer hesaba çekilmeyecek iseniz...

Onu geri çeviriniz... Doğru söyleyenlerden iseniz...

Eğer o, gözde kimselerden ise...

Rahatlık, güzel rızık ve nimet cennetleri...

Eğer o, sağ taraf halkından ise...

Sağ taraf halkından sana selam!

Eğer o, yalanlayanlardan ve sapıklardan ise...

Kaynar suda bir ziyafet!

Ve cehenneme atılış...

Bu, kesin gerçeğin ta kendisidir.

-Öyleyse, yüce Rabbinin adını tesbih et!