İzâ ve kaatil vâkıah(vâkıatu).


1. izâ : olduğu zaman
2. vakaati : vuku buldu, oldu, gerçekleşti
3. el vâkiatu : o vakıa, o olay, o müthiş olay

Leyse li vak’atihâ kâzibeh(kâzibetun).


1. leyse : değil
2. li vak'ati-hâ : onun vuku bulmasını, gerçekleşmesini
3. kâzibetun : yalanlayan kimse

Hâfidatun râfiah(râfiatun).


1. hâfîdatun : alçaltan, alçaltıcı
2. râfi'atun : yükselten, yükseltici

İzâ ruccetil ardu reccâ(reccen).


1. izâ : olduğu zaman
2. ruccet(i) : sarsıldı
3. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
4. reccen : şiddetle sarsılarak (zelzeleden farklı olarak) tekrarlanarak devam eden darbeler ile sarsılarak

Ve bussetil cibâlu bessâ(bessen).


1. ve busset(i) : ve ufalandı, dağıtıldı, parçalandı (dağların gravitasyon bağları koparıldı)
2. el cibâlu : dağlar
3. bessen : ufalanarak, parçalanarak, toz haline gelerek

Fe kânet hebâen mun bessâ(bessen).


1. fe : o zaman, böylece
2. kânet : oldu, olmuştur
3. hebâen : toz zerresi
4. munbessen : ufalandı, toz haline gelmiş, dağılmış

Ve kuntum ezvâcen selâseh(selâseten).


1. ve kuntum : ve siz idiniz, oldunuz
2. ezvâcen : eşler
3. selâseten : üç

Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymeneti.


1. fe : o zaman, böylece
2. ashâbu : sahipleri, halkı, ehli
3. el meymeneti : meymene, hayırlı, uğurlu
4. : olmadı

Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emeti.


1. ve : ve
2. ashâbu : sahipleri, halkı, ehli
3. el meş'emeti : meş'emet, hayırsız, uğursuz
4. : olmadı

Ves sâbikûnes sâbikûn(sâbikûne).


1. ve es sâbikûne : ve sabikunlar (hayırlarda yarışıp ileri geçenler)
2. es sâbikûne : sabikunlar (hayırlarda yarışıp ileri geçenler)

Ulâikel mukarrebûn(mukarrebûne).


1. ulâike : işte onlar
2. el mukarrebûne : mukarrip olanlar, Allah katında yüksek dereceye nail olmuş, Allah'a yaklaştırılmış kimseler

Fî cennâtin naîm(naîmi).


1. : içinde, vardır
2. cennâti : cennetler
3. en naîmi : naim (ni'metlendirilmiş)

Sulletun minel evvelîn(evvelîne).


1. sulletun : ümmet, cemaat, topluluk
2. min el evvelîne : evvelkilerden

Ve kalîlun minel âhirîn(âhirîne).


1. ve kalîlun : ve az
2. min el âhirîne : sonrakilerden

Alâ sururin mevdûnetin.


1. alâ : üzere, üzerinde, ... e
2. sururin : tahtlar
3. mevdûnetin : altınla örülmüş (dokunmuş ve mücevherlerle (inci ve yakutla) süslenmiş

Muttekiîne aleyhâ mutekâbilîn(mutekâbilîne).


1. muttekiîne : yaslanırlar
2. aleyhâ : onun üzerinde
3. mutekâbilîne : karşılıklı, karşı karşıya

Yetûfu aleyhim vildânun muhalledûn(muhalledûne).


1. yetûfu : tavaf eder, döner, dolaşır
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. vildânun : genç çocuklar, gençler
4. muhalledûne : halidin olanlar, ölümsüz olanlar, devamlı kılınanlar

Bi ekvâbin ve ebârîka ve ke’sin min maîn(maînin).


1. bi ekvâbin : billur kadehlerle
2. ve ebâriyka : ve ibrikler
3. ve ke'sin : ve doldurulmuş kâseler
4. min maînin : akan sudan, kaynaktan

Lâ yusaddeûne anhâ ve lâ yunzifûn(yunzifûne).


1. lâ yusaddeûne : başları ağrımaz
2. an-hâ : ondan, oradan
3. ve lâ yunzifûne : ve sarhoş olmazlar

Ve fâkihetin mimmâ yetehayyerûn(yetehayyerûne).


1. ve fâkihetin : ve meyveler
2. mimmâ (min mâ) : şeyden
3. yetehayyerûne : arzu ederler

Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûn(yeştehûne).


1. ve lahmi : ve eti
2. tayrin : kuş
3. mimmâ (min mâ) : şeyden
4. yeştehûne : iştah duyuyorlar, arzu ediyorlar

Ve hûrun înun.


1. ve : ve
2. hûrun : huriler
3. înun : (güzel) göz

Ke emsâlil lu’luil meknûn(meknûni).


1. ke emsâli : sanki gibi
2. el lu'lui : inci
3. el meknûni : saklı

Cezâen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
2. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
3. kânû : oldular
4. ya'melûne : yapıyorlar

Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ te’sîmâ(te’sîmen).


1. lâ yesmeûne : işitmezler (işitemezler)
2. fî-hâ : orada
3. lagven : boş söz
4. ve lâ te'sîmen : ve günaha girmek olmaz

İllâ kîlen selâmen selâmâ(selâmen).


1. illâ : ancak, sadece
2. kîlen : söylenen söz, söz
3. selâmen : selâm

Ve ashâbul yemîni mâ ashâbul yemîn(yemîni).


1. ve ashâbu el yemîni : ve yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler
2. : olmadı
3. ashâbu el yemîni : yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler

Fî sidrin mahdûd(mahdûdin).


1. : içinde, vardır
2. sidrin : sedir ağaçları
3. mahdûdin : dikenleri alınmış, dikensiz

Ve talhın mendûd(mendûdin).


1. ve talhın : ve muz ağaçları
2. mendûdin : dizilip hazırlanmış, istif edilmiş (veya ardarda gelen)

Ve zıllin memdûd(memdûdin).


1. ve zıllin : ve gölge, gölgeli yer, gölgeler
2. memdûdin : uzamış, uzun uzun, uzayan

Ve mâin meskûb(meskûbin).


1. ve mâin : ve sular
2. meskûbin : çağlayan

Ve fâkihetin kesîrah(kesîretin)


1. ve fâkihetin : ve meyveler
2. kesîretin : çok

Lâ maktûatin ve lâ memnûah(memnûatin).


1. lâ maktûatin : kesilmeyen, eksilmeyen
2. ve lâ memnûatin : ve memnu olmayan, yasaklanmayan

Ve furuşin merfûah(merfûatin).


1. ve furuşin : ve döşekler
2. merfûatin : yükseltilmiş

İnnâ enşe’nâ hunne inşââ(inşâen).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. enşe'nâ hunne : biz onları inşa ettik, yarattık
3. inşâen : yeni bir inşa (yaratılış) ile

Fe cealnâ hunne ebkârân(ebkâren).


1. fe : o zaman, böylece
2. cealnâ : kıldık, yaptık
3. hunne : onlar
4. ebkâren : bakireler

Uruben etrâbâ(etrâben).


1. uruben : eşlerine düşkün, asık
2. etrâben : aynı yaşta, yaşıt

Li ashâbil yemîn(yemîni).


1. li : ... e, için
2. ashâbi el yemîni : yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler

Sulletun minel evvelîn(evvelîne).


1. sulletun : ümmet, cemaat, topluluk
2. min el evvelîne : evvelkilerden

Ve sulletun minel âhırîn(âhırîne).


1. ve sulletun : ve cemaat, ümmet
2. min el âhirîne : sonrakilerden

Ve ashâbuş şimâli mâ ashâbuş şimâl(şimâli).


1. ve ashâbu eş şimâli : ve şeamet (kötülük), meş'eme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sollarından verilenler
2. : olmadı
3. ashâbu eş şimâli : şeamet (kötülük), meş'eme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sollarından verilenler

Fî semûmin ve hamîm(hamîmin).


1. : içinde, vardır
2. semûmin : kavurucu, deriden nüfuz edip, iliklere işleyen bir sıcaklık
3. ve hamîmin : ve kaynar su

Ve zıllin min yahmûm(yahmûmin).


1. ve zıllin : ve gölge, gölgeli yer, gölgeler
2. min yahmûmin : kara dumandan

Lâ bâridin ve lâ kerîm(kerîmin).


1. lâ bâridin : serinletici değil
2. ve lâ kerîmin : ve rahatlatıcı değil

İnnehum kânû kable zâlike mutrefîn(mutrefîne).


1. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
2. kânû : oldular
3. kable zâlike : bundan önce, daha önce
4. mutrefîne : mutrafı olanlar, varlık içinde zevklerine dalmış olanlar

Ve kânû yusirrûne alel hınsil azîm(azîmi).


1. ve kânû : ve oldular
2. yusirrûne : ısrar ediyorlar
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. el hınsi : günah, yeminden dönme, sözünden dönme (inkâr etme, şirk)
5. el azîm : büyük, en büyük

Ve kânû yekûlûne e izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâ men e innâ le meb’ûsûn(meb’ûsûne).


1. ve kânû : ve oldular
2. yekûlûne : derler
3. e izâ : olduğu zaman mı
4. mitnâ : biz öldük
5. ve kun-nâ : ve biz olduk
6. turâben : toprak
7. ve izâmen : ve kemik
8. e innâ : gerçekten biz mi
9. le meb'ûsûne : mutlaka beas edilenler (yeniden diriltilenler)

E ve âbâunel evvelûn(evvelûne).


1. e ve âbâu-nâ : ve babalarımız, atalarımız da mı
2. el evvelûne : öncekiler, evvelkiler

Kul innel evvelîne vel âhirîn(âhirîne).


1. kul : de, söyle
2. inne : muhakkak
3. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler
4. ve el âhirîne : ve sonrakiler

Le mecmûûne ilâ mîkâti yevmin ma’lûm(ma’lûmin).


1. le : mutlaka, elbette, muhakkak
2. mecmûûne : toplanılmış olanlar, biraraya getirilmiş olanlar
3. ilâ mîkâti : belirlenmiş bir vakite
4. yevmin : gün
5. ma'lûmin : malûm, bilinen, belli

Summe innekum eyyuhed dâllûnel mukezzibûn(mukezzibûne).


1. summe : sonra
2. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
3. eyyuhâ : ey
4. ed dâllûne : dalâlette olanlar
5. mukezzibûne : yalanlayanlar

Le âkilûne min şecerin min zakkumin.


1. le : mutlaka, elbette, muhakkak
2. âkilûne : yiyenler, yiyecek olanlar
3. min şecerin : ağaçtan
4. min zakkûmin : zakkumdan olan

Fe mâ liûne minhel butûn(butûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. mâliûne : dolduranlar, dolduracak olanlar
3. min-ha : ondan, onunla
4. el butûne : karınlar

Fe şâribûne aleyhi minel hamîm(hamîmi).


1. fe : o zaman, böylece
2. şâribûne : içecek olanlar
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. min el hamîmi : kaynar sudan

Fe şâribûne şurbel hîm(hîmi).


1. fe : o zaman, böylece
2. şâribûne : içecek olanlar
3. şurbe : develerin içişi gibi
4. el hîmi : üzerine binilmeyen hasta deve

Hâzâ nuzuluhum yevmed dîn(dîni).


1. hâzâ : bu
2. nuzulu-hum : onların ziyafeti, ağırlanması
3. yevme : o gün
4. ed dîni : dîn

Nahnu halaknâkum fe lev lâ tusaddikûn(tusaddikûne).


1. nahnu : biz
2. halaknâ-kum : sizi yarattık
3. fe : o zaman, böylece
4. lev : eğer, ise
5. lâ tusaddikûne : tasdik etmiyorsunuz

E fe reeytum mâ tumnûn(tumnûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. reeytum : siz gördünüz
4. : olmadı
5. tumnûne : meni akıtıyorsunuz

E entum tahlukûnehû em nahnul hâlikûn(hâlikûne).


1. e :
2. entum : sizi
3. tahlukûne-hû : onu siz yaratıyorsunuz
4. em : yoksa, veya
5. nahnu : biz
6. el hâlikûne : yaratıcı

Nahnu kaddernâ beynekumul mevte ve mâ nahnu bi mes- bûkîn(mesbûkîne).


1. nahnu : biz
2. kaddernâ : hükmettik (kaderini tayin ettik), takdir ettik
3. beyne-kum : sizin aranızda
4. el mevte : ölüm
5. ve : ve
6. : olmadı
7. bi mesbûkîne : önüne geçilmiş olan

Alâ en nubeddile emsâlekum ve nunşiekum fî mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).


1. alâ en nubeddile : değiştirmemiz
2. emsâle-kum : sizin gibi
3. ve nunşie-kum : ve sizi yaratmamız, inşa etmemiz
4. : içinde, vardır
5. : olmadı
6. lâ ta'lemûne : siz bilmezsiniz

Ve lekad alimtumunneş etel ûlâ fe lev lâ tezekkerûn(tezekkerûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. alimtum(u) : bildiniz
3. en neş'ete : neş'et, çıkış, yeniden yaratılış
4. el ûlâ : ilk, önceki
5. fe : o zaman, böylece
6. lev : eğer, ise
7. lâ tezekkerûne : tezekkür etmezsiniz

E fe reeytum mâ tahrusûn(tahrusûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. reeytum : siz gördünüz
4. : olmadı
5. tahrusûne : yalan söylüyorsunuz (tahminde bulunuyorsunuz)

E entum tezre ûnehû em nahnuz zâriûn(zâriûne).


1. e entum : siz mi
2. tezreûne-hû : onu yetiştiriyorsunuz, bitiriyorsunuz
3. em : yoksa, veya
4. nahnu : biz
5. ez zâriûne : ziraati yapan, yetiştiren, bitiren

Lev neşâu le cealnâhu hutâmen fe zaltum tefekkehûn(tefekkehûne).


1. lev : eğer, ise
2. neşâu : dileriz
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. cealnâ-hu : onu kıldık
5. hutâmen : kuru ot, çer çöp
6. fe zaltum tefekkehûne : o zaman siz faydalanamazdınız, şaşırıp kalırdınız

İnnâ le mugremûn(mugremûne).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. mugremûne : ziyana uğrayanlar

Bel nahnu mahrûmûn(mahrûmûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. nahnu : biz
3. mahrûmûne : mahrum bırakılanlar

E fe reeytumul mâellezî teşrebûn(teşrebûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. reeytum(u) : siz gördünüz
4. el mâe : su
5. ellezî : o ki, ki o
6. teşrebûne : siz içiyorsunuz

E entum enzeltumûhu minel muzni em nahnul munzilûn(munzilûne).


1. e entum : siz mi
2. enzeltumû-hu : onu siz indirdiniz
3. min el muzni : bulutlardan
4. em : yoksa, veya
5. nahnu : biz
6. el munzilûne : indirenler

Lev neşâu cealnâhu ucâcen fe levlâ teşkurûn(teşkurûne).


1. lev : eğer, ise
2. neşâu : dileriz
3. cealnâ-hu : onu kıldık
4. ucâcen : acı
5. fe : o zaman, böylece
6. lâ teşkurûne : şükretmiyorsunuz

E fe reeytumun nârelletî tûrûn(tûrûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. reeytum(u) : siz gördünüz
4. en nâre : ateş
5. elletî : ki o
6. tûrûne : ateş yakıyorsunuz

E entum enşe’tum şeceretehâ em nahnul munşiûn(munşiûne).


1. e entum : siz mi
2. enşe'tum : yarattınız
3. şecerete-hâ : onun ağacını
4. em : yoksa, veya
5. nahnu : biz
6. el munşiûne : inşa eden, yaratan, halkeden

Nahnu cealnâhâ tezkireten ve metâan lil mukvîn(mukvîne).


1. nahnu : biz
2. cealnâ-hâ : biz onu kıldık
3. tezkireten : zikir olarak, öğüt olarak
4. ve metâan : ve meta, geçim vasıtası
5. li el mukvîne : çöl yolcuları (sahrada konaklayanlar)

Fe sebbih bismi rabbikel azîm(azîmi).


1. fe sebbih : o zaman tesbih et
2. bi ismi : ismi ile
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. el azîmi : azîm, büyük

Fe lâ uksimu bi mevâkiin nucûm(nucûmi).


1. fe lâ : artık hayır
2. uksimu : yemin ederim
3. bi mevâkıı : mevkileri, yeri
4. en nucûmi : yıldızlar

Ve innehu le kasemun lev ta’lemûne azîm(azîmun).


1. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. kasemun : yemin
4. lev ta'lemûne : keşke bilseniz
5. azîmun : azîm, büyük

İnnehu le kur’ânun kerîm(kerîmun).


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. kur'ânun kerîmun : Kur'ân-ı Kerim'dir
4. kerim : yüce, şerefli, çok değerli, ikram eden, cömert olan, feyz veren

Fî kitâbin meknûn(meknûnin).


1. : içinde, vardır
2. kitâbin : bir kitap
3. meknûnin : gizlenen, korunan, muhafaza edilen

Lâ yemessuhû illel mutahherûn(mutahherûne).


1. lâ yemessu-hû : ona dokunmaz, dokunamaz
2. illâ : ancak, sadece
3. el mutahharûn : tahir olanlar, arınmış olanlar, maddî (fizik vucudu abdestli olanlar ) ve manevî (şirk, şüphe, inkâr düşüncelerinden) temizlenmiş olanlar

Tenzîlun min rabbil âlemîn(âlemîne).


1. tenzîlun : indirilendir
2. min rabbi : Rabbinden
3. el âlemîne : âlemler

E fe bi hâzel hadîsi entum mudhinûn(mudhinûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. bi hâzâ el hadîsi : bu söze
4. entum : sizi
5. mudhinûne : şüphe edenler, inanmayanlar, inanmayan kimseler

Ve tec’alûne rızkakum ennekum tukezzibûn(tukezzibûne).


1. ve : ve
2. tec'alûne : siz kılıyorsunuz, yapıyorsunuz, ediniyorsunuz
3. rizka-kum : sizin rızkınız
4. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
5. tukezzibûne : yalanlıyorsunuz

Fe lev lâ izâ belegatil hulkûme(hulkûme).


1. fe : o zaman, böylece
2. lev : eğer, ise
3. : yok, değil
4. izâ : olduğu zaman
5. belagati : geride kalanlardan oldu

Ve entum hîne izin tenzurûn(tenzurûne).


1. ve : ve
2. entum : sizi
3. hîne izin : o zaman, o anda
4. tenzurûne : bakıyorsunuz, görüyorsunuz

Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lâkin lâ tubsirûn(tubsirûne).


1. ve : ve
2. nahnu : biz
3. akrebu : daha yakın, daha çabuk, daha hızlı
4. ileyhi : ona
5. min-kum : sizden
6. ve lâkin : ve lâkin, fakat
7. lâ tubsirûne : görmüyorsunuz

Fe lev lâ in kuntum gayre medînîn(medînîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lev lâ : eğer olmasaydı
3. in : eğer
4. kuntum : siz iseniz
5. gayre : başka
6. medînîne : ceza (amellerinin karşılığını) gören kimseler

Terciûnehâ in kuntum sâdikîn(sâdikîne).


1. terciûne-hâ : onu çevirirsiniz, döndürürsünüz
2. in : eğer
3. kuntum : siz iseniz
4. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Fe emmâ in kâne minel mukarrebîne(mukarrebîne).


1. fe emmâ : fakat, ama, ise
2. in kâne : eğer, olursa
3. min el mukarrebîne : yakın olan kimselerden

Fe revhun ve reyhânun ve cennetu naîm(naîmin).


1. fe : o zaman, böylece
2. revhun : rahat, ferah, sevinç
3. ve reyhânun : rızık ve güzel kokulu bitkiler
4. ve cennetu naîmin : ve naim cenneti

Ve emmâ in kâne min ashâbil yemîn(yemîni).


1. ve : ve
2. emmâ : ama, ...ise
3. in kâne : eğer, olursa
4. min ashâbi el yemîni : yemin sahiplerinden, yeminlerini yerine getirenlerden

Fe selâmun leke min ashâbil yemîn(yemîni).


1. fe : o zaman, böylece
2. selâmun : selâmdır
3. leke : seni
4. min ashâbi el yemîne : yemin sahiplerinden, yeminlerini yerine getirenlerden

Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîn(dâllîne).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. in kâne : eğer, olursa
3. min el mukezzibîne : yalanlayanlardan
4. ed dâllîne : dalâlettte kalanlar, dalâlette olanlar, sapıklar

Fe nuzulun min hamîm(hamîmin).


1. fe : o zaman, böylece
2. nuzulun : ziyafet
3. min hamîmin : kaynar sudan

Ve tasliyetu cahîm(cahîmin).


1. ve tasliyetu : ve yaslama, atılma
2. cahîmin : alevli ateş, cehennem

İnne hâzâ le huve hakkul yakîn(yakîni).


1. inne : muhakkak
2. hâzâ : bu
3. le huve : gerçekten o
4. hakku el yakîni : Hakk'ul yakîn'dir (yakîn olan haktır, kesin olarak gerçektir)

Fe sebbih bismi rabbikel azîm(azîmi).


1. fe sebbih : o zaman tesbih et
2. bi ismi : ismi ile
3. rabbike : Rabbinin
4. el azîmi : azîm, büyük