Elif lâm râ, tilke âyâtul kitâbil hakîm(hakîmi).


1. tilke : bu
2. âyâtu : âyetler
3. el kitâbi el hakîmi : hikmetli kitap

E kâne lin nâsi aceben en evhaynâ ilâ raculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun).


1. e :
2. kâne : oldu
3. li en nâsi : insanlar için, insanlara
4. aceben : acayip, garip
5. en evhay-nâ : vahyetmemiz
6. ilâ reculin : bir adama
7. min-hum : onlardan
8. en enzirin : uyarması
9. en nâse : insanlar
10. ve beşşiri : ve müjdele, uyar, ikaz et, haber ver
11. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
12. enne : olduğunu
13. lehum : onlarındır, onlar için vardır
14. kademe : ileri derecede mertebe
15. sıdkın : iyi, güzel, hak, gerçek
16. inde rabbi-him : Rab'lerinin katında
17. kâle el kâfirûne : kâfirler der ki
18. inne : muhakkak
19. hâzâ : bu
20. le sâhırun : gerçekten bir sihirbazdır (sihir yapandır)
21. mubînun : açıkça, apaçık

İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alâl arşi yudebbirul emr(emre), mâ min şefîin illâ min ba'di iznihî, zâlikumullâhu rabbukum fa'budûhu, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).


1. inne : muhakkak
2. rabbe-kum allâhu : sizin Rabbiniz O Allah'tır
3. ellezî halaka : ki o yaratandır
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el arda : ve arz, yeryüzü
6. fî sitteti eyyâmin : altı günde
7. summe istevâ : sonra istiva etti
8. alâ el arşi : arşa
9. yudebbiru el emre : işleri takdir eder, tedbir eder
10. : olmadı
11. min şefîın : bir şefaatçi
12. illâ : ancak, sadece
13. min ba'di : sonradan, sonra
14. mevten : onun izni
15. ve lâ hayâten : işte Allah budur
16. ve lâ nuşûren : sizin Rabbiniz
17. fa'budûhu (fe u'budû-hu) : artık ona kulluk edin
18. e fe : öyle mi, öyle ki
19. lâ tezekkerûne : tezekkür etmezsiniz

İleyhi merciukum cemîâ(cemîan), va'dallâhi hakkâ(hakkan), innehu yebdeul halka summe yuîduhu li yecziyellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti bil kıstı, vellezîne keferû lehum şerâbun min hamîmin ve azâbun elîmun bimâ kânû yekfurûn(yekfurûne).


1. ileyhi : ona
2. merciu-kum : sizin dönüşünüz
3. cemîan : hepsi
4. va'dallâhi (va'de allâhi) : Allah'ın vaadi
5. hakkan : bir hakk olarak
6. innehu : muhakkak ki o
7. yebdeu el halka : ilk olarak (örneksiz) yaratmaya başlar
8. summe : sonra
9. yuîdu-hu : ona döndürülür, iade olunur
10. li yecziye : ödemek için, mükâfatını vermek için
11. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
12. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
13. bi el kıstı : adalet ile
14. ve ellezîne keferû : ve inkâr edenler, kâfir olanlar
15. lehum : onlarındır, onlar için vardır
16. şerâbun : bir içki, içecek bir şey
17. min hamîmin : kaynar sudan
18. ve azâbun elîmun : ve (elîm) acı azap
19. bimâ : şey ile
20. kânû yekfurûne : inkâr etmiş oldular, küfretmiş oldular

Huvellezî cealeş şemse dıyâen vel kamere nûren ve kadderehu menâzile li ta'lemû adedes sinîne vel hisâb(hisâbe), mâ halakallâhu zâlike illâ bil hakk(hakkı), yufassılul âyâti li kavmin ya'lemûn(ya'lemûne).


1. huve : o
2. ellezî ceale : ki o kıldı (yarattı)
3. eş şemse : güneş
4. dıyâen : bir ziya, bir ışık (olarak)
5. ve el kamere : ve ay
6. nûren : bir nur
7. ve kaddere-hu : ve ona takdir etti
8. menâzile : menziller, yörüngeler
9. li ta'lemû : sizin bilmeniz için
10. adede es sinîne : senelerin adedini, sayısını
11. ve el hisâbe : ve hesabını
12. mâ halaka allâhu : Allah'ın yarattığı şeyler
13. zâlike : işte bu, bu
14. illâ : ancak, sadece
15. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
16. yufassılu el âyâti : âyetleri tafsilatlı açıklar
17. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
18. ya'lemûne : bilirler

İnne fîhtilâfil leyli ven nehâri ve mâ halakallâhu fîs semâvâti vel ardı le âyâtin li kavmin yettekûn(yettekûne).


1. inne : muhakkak
2. fî ihtilâfi : ihtilâflı, karşılıklı, arka arkaya, peşpeşe gelişi
3. el leyli : gece
4. ve en nehâri : ve gündüz
5. ve mâ halaka allâhu : ve Allah'ın yarattığı şeyler
6. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
7. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
8. le âyâtin : elbette âyetler, kanıtlar, deliller
9. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
10. yettekûne : takva sahibi olurlar

İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne lâ yercûne : dilemeyen kimseler
3. likâe-nâ : bize ulaşmayı
4. ve radû : ve razı oldular
5. bi el hayâti ed dunyâ : dünya hayatına
6. vatme'ennû (ve ıtme'ennû) : ve tatmin oldular, doyuma ulaştılar
7. bi-hâ : onu
8. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
9. hum : onlar
10. an âyâti-nâ : âyetlerimizden
11. gâfilûne : gâfiller, gaflet içinde olanlar

Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).


1. ulâike : işte onlar
2. me'vâ-hum : onların varacakları, barınacakları yer
3. en nâru : ateş
4. bimâ : şey ile
5. kânû yeksibûne : kazanmış oldular

İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti yehdîhim rabbuhum bi îmânihim, tecrî min tahtihimul enhâru fî cennâtin naîm(naîmi).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
4. yehdî-him : onları ulaştırır, hidayet eder
5. rabbu-hum : onların Rabbi
6. bi îmâni-him : îmânları ile, dolayısıyla
7. tecrî : akar
8. min tahtihimu : altından
9. el enhâru : nehirler, ırmaklar
10. fî cennâtin naîmi : naîm cennetleri içinde

Da'vâhum fîhâ subhânekellâhumme ve tahiyyetuhum fîhâ selâm(selâmun), ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).


1. da'vâ-hum : onların duaları
2. fî-hâ : orada
3. subhâne-ke allâhumme : Allah'ım Seni tenzih ederim
4. ve tehiyyetu-hum : ve onların dilekleri, tehiyyatları (hayatları)
5. selâmun : selâmdır
6. ve âhıru : ve sonrası
7. en el hamdu li allâhi : "Allah'a hamdetmek"tir
8. rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbine

Ve lev yuaccilullâhu lin nâsiş şerresti’câlehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. yuaccilu allâhu : Allah çabuklaştırır (acele eder)
3. li en nâsi : insanlar için, insanlara
4. eş şerre : şerri
5. isti'câle-hum : onların acele istemeleri
6. bi el hayri : hayrı
7. le kudiye : yerine getirilirdi
8. ileyhim : onlara
9. ecelu-hum : onların ecelleri (takdir edilen zaman dolunca)
10. fe nezeru : böylece bırakırız
11. ellezîne lâ yercûne : dilemeyen kimseler
12. likâe-nâ : bize ulaşmayı
13. fî tugyâni-him : isyanları içinde
14. ya'mehûne : bocalarlar, şaşkın kalırlar

Ve izâ messel insâned durru deânâ li cenbihî ev kâiden ev kâimâ(kâimen), fe lemmâ keşefnâ anhu durrahu merre ke’en lem yed’unâ ilâ durrin messehu, kezâlike zuyyine lil musrifîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. ve izâ messe : ve dokunduğu, isabet ettiği zaman
2. el insâne : insana
3. ed durru : zarar, ziyan
4. deâ-nâ : bize dua etti
5. li cenbi-hî : yan üstü yatarken
6. ev kâiden : veya otururken
7. ev kâimen : veya ayakta iken
8. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
9. keşef-nâ : giderdik, kaldırdık
10. an-hu : ondan
11. durre-hu : onun zararını, sıkıntısını
12. merre : döndü
13. ke : gibi
14. en lem yed'u-nâ : bize dua etmedi (dua etmemek)
15. ilâ durrin : zararına, ziyanına
16. messe-hu : ona isabet etti, dokundu
17. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
18. zuyyine : süslendi, müzeyyen kılındı
19. li el musrifîne : haddi aşanlar için, müsrifler için
20. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
21. ya'melûne : yapıyorlar

Ve lekad ehleknâl kurûne min kablikum lemmâ zalemû ve câethum rusuluhum bil beyyinâti ve mâ kânû li yu’minû, kezâlike neczil kavmel mucrimîn(mucrimîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. ehlek-nâ : helâk ettik
3. el kurûne : asırlar, devirler, çağlar, o çağlarda yaşayan nesiller
4. min kabli-kum : sizden önce
5. lemmâ zalemû : zulmettikleri zaman
6. ve câet-hum : ve onlara geldi
7. rusulu-hum : resûlleri
8. bi el beyyinâti : beyyinelerle, açık delillerle
9. ve mâ kânû : ve olmadılar, değiller
10. li yu'minû : îmân ederler
11. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
12. neczi : cezalandırırız
13. el kavme el mucrimîne : mücrim (suçlu) kavmi

Summe cealnâkum halâife fîl ardı min ba’dihim li nanzura keyfe ta’melûn(ta’melûne).


1. summe : sonra
2. ceal-nâ-kum : sizi kıldı, yaptı
3. halâife : halifeler
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. min ba'di-him : onlardan sonra
6. li nanzure : bakmamız için
7. keyfe : nasıl
8. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâlellezîne lâ yercûne likâena'ti bi kur'ânin gayri hâzâ ev beddilhu, kul mâ yekûnu lî en ubeddilehû min tilkâi nefsî, in ettebiu illâ mâ yûhâ ileyye, innî ehâfu in asaytu rabbî azâbe yevmin azîm(azîmin).


1. ve izâ tutlâ : ve okunduğu zaman
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. âyâtu-nâ : âyetlerimiz
4. beyyinâtin : beyan edilenler, beyyineler, deliller
5. kâle : dedi
6. ellezîne lâ yercûne : dilemeyen kimseler
7. likâe-nâ : bize ulaşmayı
8. e'ti bi kur'ânin : bir Kur'ân getir
9. gayri : başka, hariç, değil
10. hâzâ : bu
11. ev : veya
12. beddil-hu : onu değiştir
13. kul : de, söyle
14. mâ yekûnu : olmaz
15. lî en ubeddile-hu : onu benim değiştirmem
16. min tilkâi nefsî : nefsimden, kendimden bir şey ilka etmem (katmam)
17. in ettebiu : ben ancak tâbî olurum (eğer tâbî olursam)
18. illâ : ancak, sadece
19. mâ yûhâ : vahyolunan şeye, ne vahyolunuyor
20. ileyye : bana, kendime
21. innî : muhakkak ki ben
22. ehâfu : korkarım
23. in asaytu : eğer, şâyet asi olursam, isyan edersem
24. rabbî : Rabbim
25. azâbe : azap
26. yevmin azîmin : büyük gün

Kul lev şâallâhu mâ televtuhû aleykum ve lâ edrâkum bihî, fe kad lebistu fîkum umuran min kablihî, e fe lâ ta'kilûn(ta'kilûne).


1. kul : de, söyle
2. lev : eğer, ise
3. sâe allâhu : Allah dileseydi
4. mâ televtu-hu : onu okumazdım
5. aleykum : size, sizi
6. ve lâ edrâ-kum : ve size bildirmezdim
7. bi-hî : onunla
8. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
9. lebistu : kaldım
10. fî-kum : sizin içinizde
11. umuren : bir ömür
12. min kabli-hî : ondan önce
13. e :
14. fe : o zaman, böylece
15. lâ ta'kilûne : akıl etmiyorsunuz

Fe men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben ev kezzebe bi âyâtihî, innehû lâ yuflihul mucrimûn(mucrimûne).


1. fe men : o zaman kim
2. azlemu : daha zalim
3. mimmen ifterâ : iftira eden kimseden
4. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
5. keziben : yalan olarak, yalanla
6. ev : veya
7. kezzebe : yalanladı
8. bi âyâti-hî : O'nun âyetlerini
9. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
10. lâ yuflihu : felâha ulaştırmaz (kurtuluşa eremezler)
11. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar

Ve ya'budûne min dûnillâhi mâ lâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum ve yekûlûne hâulâi şufeâunâ indallâh(indallâhi), kul e tunebbiûnallâhe bimâ lâ ya'lemu fîs semâvâti ve lâ fîl ard(ardı), subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).


1. ve ya'budûne : ve kulluk ediyorlar, ibadet ediyorlar
2. min dûni allâhi : Allah'tan başka
3. mâ lâ yedurru-hum : onlara zarar vermeyen şey
4. ve lâ yenfeu-hum : ve onlara fayda veren şeyler
5. ve yekûlûne : ve diyorlar
6. hâulâi : bunlar
7. şufeâu-nâ : bizim şefaatçilerimiz
8. inde allâhi : Allah'ın katı
9. kul : de, söyle
10. e tunebbiûne âllâhe : Allah'a haber mi veriyorsunuz
11. bi mâ : şeye
12. lâ ya'lemu : bilmiyor
13. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
14. ve lâ : ve olmaz, olmasın
15. fî el ardı : yeryüzünde
16. subhâne-hu : o sübhandır, münezzehtir
17. ve teâlâ : ve yücedir
18. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
19. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Ve mâ kânen nâsu illâ ummeten vâhideten fahtelefû, ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum fîmâ fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).


1. ve mâ kâne en nâsu : ve insanlar olmadı
2. illâ : ancak, sadece
3. ummeten : bir ümmet, bir topluluk
4. vâhideten : bir adet, bir (kişi)
5. fahtelefû (fe ihtelefû) : bundan sonra ihtilâfa, (anlaşmazlığa) düştüler
6. ve lev : ve şâyet, eğer
7. lâ kelimetun : bir söz olmasaydı
8. sebekat : geçti, geçmiş
9. min rabbike : senin Rabbinden
10. le kudiye : yerine getirilirdi
11. beyne-hum : onların araları
12. fî-mâ : o şey hakkında
13. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
14. yahtelifûne : ihtilâf ediyorlar, ayrılığa düşüyorlar

Ve yekûlûne lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, fe kul innemâl gaybu lillâhi fentezirû, innî meakum minel muntazirîn(muntazirîne).


1. ve yekûlûne : ve diyorlar
2. lev lâ : eğer olmasaydı
3. unzile : indirildi
4. aleyhi : ona, onun üzerine
5. âyetun : bir âyet, delil, mucize
6. min rabbi-hi : Rabbinden
7. fe kul : o zaman de, söyle
8. innemâ el gaybu : sadece, yalnız gayb
9. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
10. fe entezirû : artık bekleyin
11. innî : muhakkak ki ben
12. mea-kum : sizinle beraber
13. min el muntezirîne : bekleyenlerdenim

Ve izâ ezaknân nâse rahmeten min ba'di darrâe messethum izâ lehum mekrun fî âyâtinâ, kulillâhu esrau mekrâ(mekren), inne rusulenâ yektubûne mâ temkurûn(temkurûne).


1. ve izâ ezak-nâ en nâse : ve insanlara tattırdığımız zaman
2. rahmeten : rahmet
3. min ba'di : sonradan, sonra
4. darrâe : bir sıkıntı, bir zarar
5. messet-hum : onlara dokundu, isabet etti, başına geldi
6. izâ : olduğu zaman
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. mekrun : bir düzen, bir tuzak
9. fî âyâti-nâ : âyetlerimiz hakkında
10. kul allâhu : "Allah" de
11. esrau : en seri, en hızlı
12. mekren : bir düzen, bir tuzak kurmak
13. inne : muhakkak
14. rusule-nâ : resûllerimiz
15. yektubûne : yazarlar
16. : olmadı
17. temkurûne : tuzaklar (düzenler) kuruyorsunuz

Huvellezî yuseyyirukum fîl berri vel bahr(bahri), hattâ izâ kuntum fîl fulki, ve cereyne bihim bi rîhin tayyibetin ve ferihû bihâ câethâ rîhun âsifun ve câehumul mevcu min kulli mekânin ve zannû ennehum uhîta bihim deavûllâhe muhlisîne lehud dîn(dîne), le in enceytenâ min hâzihî le nekûnenne mineş şâkirîn(şâkirîne).


1. huve ellezî : O ki
2. yuseyyiru-kum : sizi gezdirir
3. fî el berri : karada
4. ve el bahri : ve denizde
5. hattâ : olana kadar, olmadıkça
6. izâ kuntum : siz olduğunuz zaman, siz idiniz
7. fî el fulki : gemide
8. ve cereyne : ve aktılar, gittiler (yüzdüler)
9. bi-him : onlarla
10. bi rîhin : bir rüzgâr ile
11. tayyibetin : temiz, hoş, güzel
12. ve ferihû : ve ferahladılar (sevinçliydiler)
13. bi-hâ : onu
14. câet-hâ : ona geldi
15. rîhun : bir rüzgâr
16. âsifun : fırtına
17. ve câe-hum el mevcu : ve onlara dalga geldi
18. min kulli mekânin : her taraftan, her mekândan
19. ve zannû : ve zannettiler
20. enne-hum : onların ..... olduğunu
21. uhîta : kuşatıldı
22. deavû allâhe : Allah'a dua ettiler
23. muhlisîne : muhlisler olarak, halis kılarak
24. lehu ed dîne : dîni ona
25. le in : gerçekten eğer
26. enceyte-nâ : bizi kurtar
27. min hâzihi : bundan
28. le nekûnenne : mutlaka oluruz
29. min eş şâkirîne : şükredenlerden

Fe lemmâ encâhum izâ hum yebgûne fîl ardı bi gayril hakk(hakkı), yâ eyyuhân nâsu innemâ bagyukum alâ enfusikum metâal hayâtid dunyâ summe ileynâ merciukum fe nunebbiukum bimâ kuntum ta'melûn(ta'melûne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. encâ-hum : onları kurtardı
3. izâ hum : o zaman onlar
4. yebgûne : arıyorlar, istiyorlar
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. bi gayri el hakkı : haksız yere
7. yâ eyyuhe en nâsu : ey insanlar
8. innemâ : ancak, sadece
9. bagyu-kum : sizin azgınlığınız
10. alâ enfusi-kum : nefslerinizin üzerine size, kendinize
11. metâ el hayâti ed dunyâ : dünya hayatının metaı, malı, faydası
12. summe : sonra
13. ileynâ : bize
14. merciu-kum : sizin dönüşünüz
15. fe nunebbiu-kum : o zaman size haber vereceğız
16. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
17. kuntum : siz iseniz
18. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

İnnemâ meselul hayâtid dunyâ ke mâin enzelnâhu mines semâi fahteleta bihî nebâtul ardı mimmâ ye'kulun nâsu vel en'âm(en'âmu), hattâ izâ ehazetil ardu zuhrufehâ vezzeyyenet ve zanne ehluhâ ennehum kâdirûne aleyhâ etâhâ emrunâ leylen ev nehâren fe cealnâhâ hasîden ke en lem tagne bil emsi, kezâlike nufassilul âyâti li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. meselu el hayâti ed dunyâ : dünya hayatının meselesi (örneği, durumu)
3. ke mâin : su gibidir
4. enzel-nâ-hu : onu biz indirdik
5. min es semâi : semadan, gökyüzünden
6. fahteleta (fe ihteleta) : o zaman karışır
7. bi-hî : onunla
8. nebâtu el ardi : yeryüzünün bitkisi
9. mimmâ (min mâ) : şeyden
10. ye'kulu en nâsu : insanlar yerler
11. ve el en'âmu : ve hayvanlar
12. hattâ izâ : hatta olunca, olduğu zaman
13. ehazet el ardu : yeryüzü aldı
14. zuhrufe-hâ : onun güzelliği, onun güzelleşmesi (son derece güzel ve parlak olması)
15. vezzeyyenet : ve süslendi, güzelleşti
16. ve zanne : ve zannederler
17. ehlu-hâ : onun ahalisi, halkı
18. enne-hum : onların ..... olduğunu
19. kâdirûne : kadir olan kimseler
20. aleyhâ : onun üzerinde
21. etâ-hâ : ona geldi
22. emru-nâ : emrimiz
23. leylen : gece
24. ev nehâren : veya gündüz
25. fe ceal-nâ-hâ : böylece onu kıldık (yaptık)
26. hasîden : hasat ederek, kökünden kopararak
27. ke en : gibi olur (oldu)
28. lem tagne : olmamış (zenginleşmemiş)
29. bi el emsi : dün
30. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
31. nufassilu el âyâti : âyetleri ayrı ayrı açıklıyoruz
32. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
33. yetefekkerûne : tefekkür ederler

Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).


1. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
2. yed'û : davet ediyor
3. ilâ dâri es selâmi : teslim yurduna, selâm yurduna
4. ve yehdî : ve hidayete erdirir
5. men yeşâu : dilediği kişi
6. ilâ sırâtın : yola
7. mustekîmin : istikamet üzere olan, Allah'a götüren

Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdetun, ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilletun, ulâike ashâbul cenneti, hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
2. ahsenû : ahsen, en güzel
3. el husnâ : husna, güzel olan
4. ve zîyâdetun : ve onun ziyadesi, daha fazlası
5. ve lâ yerheku : ve kaplamaz, bürümez
6. vucûhe-hum : onların yüzlerine
7. katerun : ne bir karartı, korku, keder, sıkıntı
8. ve lâ zilletun : ve ne de bir zillet, hakirlik, küçük düşme (yoktur)
9. ulâike : işte onlar
10. ashâbu el cenneti : cennet halkı
11. hum : onlar
12. fî-hâ : orada
13. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Vellezîne kesebûs seyyiâti cezâu seyyietin bi mislihâ ve terhekuhum zilletun, mâ lehum minallâhi min âsimin, ke ennemâ ugsîyet vucûhuhum kıtaan minel leyli muzlimâ(muzlimen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. ve ellezîne kesebû : ve kazanan kimselerin
2. es seyyiâti : kötülük
3. cezâu : ceza
4. seyyietin : bir kötülüğün, derecat kaybettiren amellerin
5. bi misli-hâ : onun bir misli iledir
6. ve terheku-hum : ve onları kaplar, bürür
7. zilletun : bir zillet, hakirlik, küçük düşme
8. mâ lehum : onlar için (onların) yoktur
9. min allâhi : Allah'tan
10. min âsimin : bir koruyucu
11. ke ennemâ : sanki, gibi
12. ugsîyet : büründü, kaplandı
13. vucûhu-hum : onların yüzleri
14. kita'an : parça(lar)
15. min el leyli : geceden
16. muzlimen : bir karanlık
17. ulâike : işte onlar
18. ashâbu en nâri : ateş halkı
19. hum : onlar
20. fî-hâ : orada
21. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Ve yevme nahşuruhum cemîan summe nekûlu lillezîne eşrakû mekânekum entum ve şurakâukum, fe zeyyelnâ beynehum, ve kâle şurakâuhum mâ kuntum iyyânâ ta'budûn(ta'budûne).


1. ve yevme : ve o gün
2. nahsuru-hum : onları topladığımız
3. cemîan : hepsi
4. summe : sonra
5. nekûlu : diyeceğiz
6. lillezîne (li ellezîne) : o kimselere, onlara
7. eşrekû : şirk koştular
8. mekâne-kum : sizin yeriniz
9. entum : sizi
10. ve şurekâu-kum : ve sizin şirk koştuklarınız (Allah'a ortak ettikleriniz)
11. fe zeyyel-nâ : böylece biz ayırdık
12. beyne-hum : onların araları
13. ve kâle : ve dedi
14. şurekâu-hum : onların ortakları
15. mâ kuntum : siz olursunuz, bulunursunuz
16. iyyâ-nâ : sadece bize
17. ta'budûne : kul oluyorsunuz

Fe kefâ billâhi şehîden beynenâ ve beynekum in kunnâ an ibâdetikum le gâfilîn(gâfilîne).


1. fe kefâ : artık yeterli, kâfidir
2. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
3. şehîden : şahit
4. beyne-nâ : bizim aramızda
5. ve beyne-kum : ve sizin aranızda
6. in kun-nâ : biz olduk
7. an ibâdeti-kum : sizin ibadetinizden
8. le gâfilîne : gerçekten gâfil (habersiz) olanlar

Hunâlike teblû kullu nefsin mâ eslefet ve ruddû ilâllâhi mevlâhumul hakkı ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne).


1. teblû : imtihan
2. kullu nefsin : her nefs, herkes
3. mâ eslefet : geçmişte yaptıklarıyla (selef olan şeyler)
4. ve ruddû : ve döndürüldüler
5. ilallâhi (ilâ allâhi) : Allah'a
6. mevlâ-hum el hakkı : onların mevlâsı Hakk'tır
7. ve dalle : ve saptı, uzaklaştı, gitti
8. an-hum : onlardan
9. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
10. yefterûne : iftira ediyorlar

Kul men yerzukukum mines semâi vel ardı em men yemlikus sem'a vel ebsâre ve men yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve men yudebbirul emre, fe se yekûlûnallâh(yekûlûnallâhu), fe kul e fe lâ tettekûn(tettekûne).


1. kul : de, söyle
2. men : kimse, kişi
3. yerzuku-kum : sizlere rızık verir, sizi rızıklandırır
4. min es semâi : semadan, gökyüzünden
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. emmen (em men) : veya kim
7. yemliku : gücü yeter, sahip olur, melik olur
8. es sem'a : işitme (duyusu)
9. ve el ebsâre : ve görme hassası
10. ve men : ve kim
11. yuhricu : çıkarır
12. el hayye : diri, canlı
13. min el meyyiti : ölüden
14. ve yuhricu : ve çıkarır
15. meyyite : ölü
16. min el hayyi : canlıdan
17. yudebbiru el emre : işleri takdir eder, tedbir eder
18. fe se yekûlûne : o zaman diyecekler, derler
19. âllâhu : Allah
20. fe kul : o zaman de, söyle
21. e fe lâ tettekûne : hâlâ, takva sahibi olmayacak mısınız

Fe zâlikumullâhu rabbukumul hakk(hakku), fe mâzâ ba'del hakkı illâd dalâl(dalâlu), fe ennâ tusrafûn(tusrafûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. zâlikum : işte bu
3. allâhu : Allah
4. rabbu-kum : Rabbiniz
5. el hakku : hak, gerçek
6. fe mâzâ : o halde nedir
7. ba'de : sonra
8. el hakkı : hak
9. illâ ed dalâlu : dalâletten başka
10. fe ennâ : öyleyse nasıl
11. tusrafûne : çevriliyorsunuz

Kezâlike hakkat kelimetu rabbike alâllezîne fesekû ennehum lâ yu’minûn(yu’minûne).


1. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
2. hakkat : gerçekleşmiştir
3. kelimetu : kelime, söz
4. rabbi-ke : senin Rabbin
5. alellezîne (alâ ellezîne) : onlara karşı
6. fesekû : fasık oldular
7. enne-hum : onların ..... olduğunu
8. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)

Kul hel min şurakâikum men yebdeul halka summe yuîduhu, kulillâhu yebdeul halka summe yuîduhu fe ennâ tu'fekûn(tu'fekûne).


1. kul : de, söyle
2. hel :
3. min şurekâi-kum : sizin şirk koştuklarınızdan, ortaklarınızdan
4. men : kimse, kişi
5. yebdeu : örneksiz, ilk defa yaratır
6. el halka : yaratma, halketme
7. summe : sonra
8. yu'îdu-hu : onu (iade eder), geri döndürür
9. kulillâhu (kul allâhu) : de ki Allah
10. fe ennâ : öyleyse nasıl
11. tu'fekûne : döndürülüyorsunuz

Kul hel min şurakâikum men yehdî ilâl hakk, kulillâhu yehdî lil hakk(hakkı), e fe men yehdî ilâl hakkı ehakku en yuttebea em men lâ yehiddî illâ en yuhdâ, fe mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).


1. kul : de, söyle
2. hel :
3. min şurekâi-kum : sizin şirk koştuklarınızdan, ortaklarınızdan
4. men yehdî : hidayete erdiren kimse (ulaştıran kimse)
5. ilâ el hakkı, : hakka
6. kul allâhu : "Allah" de
7. yehdî li el hakkı : hakka ulaştırır, hidayete erdirir
8. e fe men : artık o kimse ... midir
9. yehdî ilâ el hakkı : hakka hidayet eder (ulaştırır)
10. ehakku : daha çok hak sahibi
11. en yuttebe : tâbî olunmak
12. em men : veya, yoksa o kimse (mi)
13. lâ yehiddî : kendisi hidayete eremez (ulaşamaz) (kendisini hidayete erdiremez)
14. illâ : ancak, sadece
15. en yuhdâ : ulaştırılmak, hidayete erdirilmek
16. fe mâ lekum : artık size ne oluyor
17. keyfe : nasıl
18. tahkumûne : hüküm veriyorsunuz

Ve mâ yettebiu ekseruhum illâ zannâ(zannen), innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey'â(şey'en), innallâhe alîmun bimâ yef'alûn(yef'alûne).


1. ve mâ : ve şey
2. yettebiu : tâbî olur
3. ekseru-hum : onların çoğu
4. illâ : ancak, sadece
5. zannen : zanna
6. inne ez zanne : şüphesiz zan
7. lâ yugnî : fayda vermez, bir şey kazandırmaz (gani yapmaz)
8. min : den
9. el hakkı : hak
10. şey'en : bir şey
11. innallâhe : muhakkak ki Allah
12. alîmun : en iyi bilen
13. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
14. yef'alûne : yapıyorlar

Ve mâ kâne hâzâl kur'ânu en yufterâ min dûnillâhi ve lâkin tasdîkallezî beyne yedeyhi ve tafsîlel kitâbi lâ raybe fîhi min rabbil âlemîn(âlemîne).


1. ve mâ kâne : ve olmadı
2. hâzâ : bu
3. el kur'ânu : Kur'ân-ı Kerim
4. en yufterâ : uydurulmuş
5. min dûni allâhi : Allah'tan başka
6. ve lâkin : ve lâkin, fakat
7. tasdîka : tasdik eder
8. ellezî beyne yedey-hi : onların ellerinde olanı (onların elleri arasında olanı)
9. ve tafsîle : ve tafsilatlı (ayrıntılı) olarak açıklar
10. el kitâbi : kitap
11. lâ reybe : şüphe yoktur
12. fî hi : onun hakkında
13. min : den
14. rabbi : Rab
15. el âlemîne : âlemler

Em yekûlûnefterâhu, kul fe'tû bi sûretin mislihî ved'û menisteta'tum min dûnillâhi in kuntum sâdikîn(sâdikîne).


1. em : yoksa, veya
2. yekûlûne ifterâ-hu : onu uydurdu mu
3. kul : de, söyle
4. fe'tû : o halde, öyleyse getirin
5. bi sûretin : bir sureyi
6. misli-hi : onun gibi, onun eşi benzeri
7. ved'û (ve ud'û) : ve davet edin, çağırın
8. men isteta'tum : gücünüzün yettiği kimse(leri)
9. min dûni allâhi : Allah'tan başka
10. in kuntum : eğer siz iseniz
11. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû bi ilmihî ve lemmâ ye'tihim te'vîluhu, kezâlike kezzebellezîne min kablihim fanzur keyfe kâne âkibetuz zâlimîn(zâlimîne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
3. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
4. lem yuhîtû : ihata edemediler, kavrayamadılar
5. bi ilmi-hi : onun ilmini
6. ve lemmâ : ve olduğu zaman
7. ye'ti-him : onlara geldi
8. te'vîlu-hu : onun tevîli
9. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
10. kezzebe : yalanladı
11. ellezîne min kabli-him : onlardan öncekiler
12. fanzur (fe unzur) : artık bak
13. keyfe : nasıl
14. kâne : oldu
15. âkibetu : sonu, akıbeti
16. ez zâlimîne : zalimler

Ve minhum men yu'minu bihî ve minhum men lâ yu'minu bihi, ve rabbuke a'lemu bil mufsidîn(mufsidîne).


1. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
2. men yu'minu : îmân eden, mü'min olan kimseler
3. bi-hi : onunla
4. men : kimse, kişi
5. lâ yu'minu : inanmazlar
6. ve rabbu-ke : ve senin Rabbin
7. a'lemu : daha iyi bilir
8. bi el mufsidîne : fesad çıkaranları, bozguncuları

Ve in kezzebûke fe kul lî amelî ve lekum amelukum, entum berîûne mimmâ a'melu ve ene berîun mimmâ ta'melûn(ta'melûne).


1. ve in kezzebû-ke : ve eğer seni yalanlarlarsa
2. fe : o zaman, böylece
3. kul : de, söyle
4. lî amelî : benim amelim benim (bana ait)
5. ve lekum : ve sizin için
6. amelu-kum : sizin ameliniz
7. entum : sizi
8. berîûne : uzak, berî
9. mim mâ : o şeyden
10. a'melu : yapıyorum, yaparım
11. ve ene : ve ben
12. berîun : berî, uzak
13. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Ve minhum men yestemiûne ileyke, e fe ente tusmius summe ve lev kânû lâ ya'kilûn(ya'kilûne).


1. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
2. men : kimse, kişi
3. yestemiûne : seni dinlerler
4. ileyke : sana
5. e fe ente : fakat, sen mi
6. tusmiu : sen duyuracaksın
7. es summe : sağırlar
8. ve lev : ve şâyet, eğer
9. kânû : oldular
10. lâ ya'kilûne : akıl etmezler

Ve minhum men yanzuru ileyke, e fe ente tehdil umye ve lev kânû lâ yubsırûn(yubsırûne).


1. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
2. men yanzuru : bakan kimseler
3. ileyke : sana
4. e fe ente : fakat, sen mi
5. tehdi : hidayete erdireceksin
6. el umye : kör olan, âmâ
7. ve lev : ve şâyet, eğer
8. kânû : oldular
9. lâ yubsırûne : görmezler

İnnallâhe lâ yazlimun nâse şey'en ve lâkinnen nâse enfusehum yazlimûn(yazlimûne).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. lâ yazlimu : zulmetmez, haksızlık yapmaz
3. en nâse : insanlar
4. şey'en : bir şey
5. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
6. enfuse-hum : kendileri
7. yazlimûne : zulmediyorlar

Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).


1. ve yevme : ve o gün
2. yahşuru-hum : onları toplar
3. keen : gibi
4. lem : olmadı
5. yelbesû : kalırlar
6. illâ : ancak, sadece
7. sâaten : bir saat
8. min : den
9. en nehâri : gündüz
10. yeteârefûne : tanışırlar, tanışacaklar
11. beyne-hum : onların araları
12. kad : oldu, olmuştu
13. hasire : hüsrana düştüler
14. ellezîne kezzebû : yalanlayan kimseler
15. bi likâi allâhi : Allah'a mülâki olmayı (ölmeden evvel, dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah'a ulaştırmayı)
16. ve mâ kânû : ve olmadılar, değiller
17. muhtedîne : hidayette olanlar, hidayete erenler

Ve immâ nurîyenneke ba’dellezî naıduhum ev neteveffeyenneke fe ileynâ merciuhum summallâhu şehîdun alâ mâ yef’alûn(yef’alûne).


1. ve immâ : ve amma
2. nurîyenne-ke : elbette sana gösteririz
3. ba'de : sonra
4. ellezî naıdu-hum : onlara vaadettiğimiz
5. ev neteveffeyenne-ke : veya seni vefat ettiririz
6. fe ileynâ : böylece, sonunda ..... bizedir
7. merciu-hum : onların dönüşleri
8. summe allâhu : sonra Allah
9. şehîdun : şâhid
10. alâ mâ yef'alûn : yaptıkları şeye

Ve li kulli ummetin resûlun, feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne).


1. ve li kulli : ve bütün, hepsi, ..... için vardır
2. ummetin : ümmet
3. resûlun : resûl, elçi
4. fe izâ câe : geldiği zaman
5. resûlu-hum : onlara resûlleri
6. kudıye : hükmedildi
7. beyne-hum : onların araları
8. bi el kıstı : adalet ile
9. ve hum : ve onlar
10. lâ yuzlamûne : zulmedilmez, zulme uğratılmazlar

Ve yekûlûne metâ hâzâl va'du in kuntum sadıkîn(sadıkîne).


1. ve yekûlûne : ve diyorlar
2. metâ : ne zaman
3. hâza el va'du : bu vaad
4. in kuntum : eğer siz iseniz
5. sadıkîne : sözünüze sadık olanlar, doğru sözlü

Kul lâ emliku li nefsî darran ve lâ nef'an illâ mâ şâallâh(şâallâhu), li kulli ummetin ecel(ecelun), izâ câe eceluhum fe lâ yeste'hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).


1. kul : de, söyle
2. lâ emliku : ben malik değilim (güce sahip değilim)
3. li nefsî : nefsim için, kendim için, kendime
4. darran : bir zarar, bir darlık
5. ve lâ nef'an : ve bir fayda vermeyen
6. illâ : ancak, sadece
7. mâ şâallâh(şâe allâhu) : Allah'ın dilediği şey
8. li kulli : hepsi için, herbiri için vardır
9. ummetin : ümmet
10. ecelun : bir zaman, ömür
11. izâ câe : geldiği zaman
12. ecelu-hum : onların ecelleri (takdir edilen zaman dolunca)
13. fe lâ yeste'hırûne : artık ertelenmez
14. sâaten : bir saat
15. ve lâ yestakdimûne : ve öne alınmaz, ileri alınmaz

Kul e raeytum in etâkum azâbuhu beyâten ev nehâren mâzâ yesta'cilu minhul mucrimûn(mucrimûne).


1. kul : de, söyle
2. ereeytum : siz gördünüz mü (düşündünüz mü, görüşünüz nedir, reyiniz nedir)
3. in etâ-kum : eğer, şayet size gelse
4. azâbu-hu : onun azabı
5. beyâten : geceleyin
6. ev nehâren : veya gündüz
7. mâzâ : ne
8. yesta'cilu : acele olarak isterler
9. min-hu : ondan
10. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar

E summe izâ mâ vakaa âmentum bihi, âl'âne ve kad kuntum bihî testa'cilûn(testa'cilûne).


1. e summe : sonra mı
2. izâ : olduğu zaman
3. mâ vakaa : o şey vuku buldu, tahakkuk etti (vuku bulan şey)
4. âmentum : siz îmân ettiniz
5. bi-hi : onunla
6. âl'âne : şimdi
7. ve kad : ve olmuştur
8. kuntum : siz iseniz
9. testa'cilûne : siz acele ediyorsunuz

Summe kîle lillezîne zalemû zûkû azâbel huld(huldi), hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).


1. summe : sonra
2. kîle : denildi
3. li ellezîne zalemû : zulmedenlere
4. zûkû : tadın
5. azâb : azap
6. el huldi : sürekli, daimî, (hâlidîne) ebedî
7. hel :
8. tuczevne : karşılık (ceza) göreceksiniz
9. illâ : ancak, sadece
10. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
11. kuntum : siz iseniz
12. teksibûne : kazanıyorsunuz

Ve yestenbiûneke e hakkun huve, kul î ve rabbî innehu le hakkun ve mâ entum bi mu’cizîn(mu’cizîne).


1. ve yestenbiûne-ke : ve senden haber soracaklar
2. e hakkun : bu gerçek mi, hak mıdır
3. huve : o
4. kul : de, söyle
5. î ve rabbî : evet Rabbime andolsun
6. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
7. le hakkun : kesin olarak haktır (gerçektir)
8. ve mâ entum : ve siz değilsiniz
9. bi mu'cizîne : aciz bırakan (bırakacak) kimseler

Ve lev enne li kulli nefsin zalemet mâ fîl ardı leftedet bihi, ve eserrûn nedâmete lemmâ raevul azâb(azâbe), ve kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. enne : olduğunu
3. li kulli nefsin : her nefs için, her nefsin, ona ait, onun
4. zalemet : zulmetti
5. mâ fî el ardı : yeryüzünde ne varsa
6. le iftedet : mutlaka feda ederdi (etti)
7. bi-hi : onunla
8. ve eserru : ve gizlediler, gizlice içlerinde hissettiler
9. en nedâmete : pişmanlıkları
10. lemmâ : olduğu zaman
11. reevû el azâbe : azabı görünce
12. ve kudıye : ve hükmedildi
13. beyne-hum : onların araları
14. bi el kıstı : adalet ile
15. ve hum : ve onlar
16. lâ yuzlemûne : zulmedilmezler, haksızlığa uğramazlar

E lâ inne lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), e lâ inne va'dallâhi hakkun ve lâkinne ekserehum lâ ya'lemûn(ya'lemûne).


1. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
2. inne li allâhi : muhakkak Allah'ın
3. mâ fî es semâvâti : semalardaki, göklerdeki şeyler
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. inne va'de allâhi : mutlaka Allah'ın vaadi
6. hakkun : hak, gerçek
7. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
8. eksere-hum : onların çoğu
9. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Huve yuhyî ve yumîtu ve ileyhi turceûn(turceûne).


1. huve : o
2. yuhyî : diriltir
3. ve yumîtu : ve öldürür
4. ve ileyhi : ve ona
5. turceûne : döndürüleceksiniz

Yâ eyyuhân nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn(mu'minîne).


1. yâ eyyuhâ en nâsu : ey insanlar
2. kad : oldu, olmuştu
3. câet-kum : size geldi
4. mev'ızatun : öğüt
5. min rabbi-kum : sizin Rabbinizden
6. ve şifâun : ve şifa
7. limâ fî es sudûri : sinelerde olana
8. ve huden : ve hidayet edici, hidayet eden
9. ve rahmetun : ve bir rahmet
10. li el mu'minîne : mü'minler için, mü'minlere

Kul bi fadlillâhi ve bi rahmetihî fe bi zâlike felyefrehû, huve hayrun mimmâ yecmeûn(yecmeûne).


1. kul : de, söyle
2. bi fadli allâhi : Allah'ın fazlı ile
3. ve bi rahmeti-hî : ve onun rahmeti ile
4. fe bi zâlike : artık böylece
5. fe le yefrehû : artık ferahlasınlar, sevinsinler
6. huve : o
7. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
8. mimmâ : şeylerden
9. yecmeûne : onlar toplayacaklar, toplarlar

Kul e raeytum mâ enzelallâhu lekum min rızkın fe cealtum minhu harâmen ve halâlen, kul allâhu ezine lekum em alâllâhi tefterûn(tefterûne).


1. kul : de, söyle
2. e reeytum : gördünüz mü, reyiniz görüşünüz nedir
3. mâ enzele âllâhu : Allah'ın indirdiği şey
4. lekum : sizin için, size
5. min rızkın : rızıktan, bir rızık
6. fe cealtum : ve de yaptınız, kıldınız
7. min-hu : ondan
8. harâmen : haram
9. ve halâlen, : ve helâl
10. kul allâhu : "Allah" de
11. ezine : izin mi verdi
12. em alâ allâhi : yoksa Allah'a
13. tefterûne : iftira ediyorsunuz

Ve mâ zannullezîne yefterûne alâllâhil kezibe yevmel kıyâmeti, innallâhe le zû fadlın alân nâsi ve lâkinne ekserehum lâ yeşkurûn(yeşkurûne).


1. ve mâ zannu : ve zannı nedir
2. ellezîne yefterûne : iftira eden kimseler
3. alâ allahi el kezibe : Allah'a yalan
4. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
5. inne allâhe : muhakkak ki Allah
6. le zû fadlın : elbette büyük fazl sahibi
7. alâ en nâsi : insanlara
8. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
9. eksere-hum : onların çoğu
10. lâ yeşkurûne : şükretmiyorlar

Ve mâ tekûnu fî şe'nin ve mâ tetlû minhu min kur'ânin ve lâ ta'melûne min amelin illâ kunnâ aleykum şuhûden iz tufîdûne fîhi ve mâ ya'zubu an rabbike min miskâli zerretin fîl ardı ve lâ fîs semâi ve lâ asgara min zâlike ve lâ ekbere illâ fî kitâbin mubîn(mubînin).


1. ve mâ tekûnu : ve olmazsınız (olmanız yoktur ki)
2. fî şe'nin : bir halde, iş üzerinde, bir durumda
3. ve mâ tetlû : ve okumazsınız (okumanız yoktur ki)
4. min-hu : ondan
5. min kur'ânin : Kur'ân'dan
6. ve lâ ta'melûne : ve yapmazsınız (yapmanız yoktur ki)
7. min amelin : amelden bir şey, bir amel, bir iş
8. illâ : ancak, sadece
9. kunnâ : biz olduk, biz idik,
10. aleykum : size, sizi
11. şuhûden : şahitler
12. iz tufîdûne : daldığınız zaman
13. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
14. ve mâ ya'zubu : ve gizli kalmaz
15. an rabbi-ke : Rabbinden
16. min miskâli : ağırlığından
17. zerretin : bir zerre, en küçük miktar
18. fî el ardı : yeryüzünde
19. ve lâ : ve olmaz, olmasın
20. fî es semâi : semaya
21. ve lâ asgare : ve daha küçüğü yoktur (olmaz)
22. min zâlike : bundan
23. ve lâ ekbere : ve daha büyüğü yoktur (olmaz)
24. fî kitâbin mubînin : kitab-ı mübînde

E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).


1. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
2. inne : muhakkak
3. evlîyâe allâhi : Allah'ın dostları
4. lâ havfun : korku yoktur
5. aleyhim : onlara, onların üzerine
6. ve lâ : ve olmaz, olmasın
7. hum : onlar
8. yahzenûne : mahzun olurlar

Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. âmenû : îmân ettiler
3. ve kânû : ve oldular
4. yettekûne : takva sahibi olurlar

Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).


1. lehum el buşrâ : onlara müjde vardır
2. fî el hayâti ed dunyâ : dünya hayatında
3. ve fî el âhıreti : ve ahirette
4. lâ tebdîle : değişmez
5. li kelimâti allâhi : Allah'ın sözü, kelimesi
6. zâlike : işte bu, bu
7. huve el fevzu el azîm : o en büyük mükâfat (fevzdir)

Ve lâ yahzunke kavluhum, innel izzete lillâhi cemîâ(cemîan), huves semîul alîm(alîmu).


1. ve lâ yahzun-ke : ve seni mahzun etmesin
2. kavlu-hum : onların söyledikleri
3. inne el izzete : muhakkak ki izzet
4. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
5. cemîan : hepsi
6. huve es semîu : O en iyi işiten
7. el alîmu : en iyi bilen

E lâ inne lillâhi men fîs semâvâti ve men fîl ard(ardı), ve mâ yettebiullezîne yed'ûne min dûnillâhi şûrakâe, in yettebiûne illâz zanne ve in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).


1. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
2. inne : muhakkak
3. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
4. men : kimse, kişi
5. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
6. ve men : ve kim
7. fî el ardı : yeryüzünde
8. ve mâ yettebiu : ve tâbî olmaz
9. ellezîne yed'ûne : dua eden kimseler
10. min dûni allâhi : Allah'tan başka
11. şûrekâe : şirk koştukları, ortaklar
12. in : eğer
13. yettebiûne : tâbî olurlar
14. illâ ez zanne : ancak, yalnız, sadece zan
15. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
16. hum : onlar
17. illâ : ancak, sadece
18. yahrusûne : yalan uydururlar

Huvellezî ceale lekumul leyle li teskunû fîhi ven nehâre mubsırâ(mubsıren), inne fî zâlike leâyâtin li kavmin yesmeûn(yesmeûne).


1. huve : o
2. ellezî ceale : ki o kıldı (yarattı)
3. lekum : sizin için, size
4. el leyle : gece
5. li teskunû : sukûn bulmanız, dinlenmeniz için
6. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
7. ve en nehâre : ve gündüz
8. mubsıren : basireti (görmeyi) sağlayan
9. inne : muhakkak
10. fî zâlike : bunda
11. le âyâtin : elbette âyetler, kanıtlar, deliller
12. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
13. yesmeûne : işitirler

Kâlûttehazallâhu veleden subhânehu, huvel ganiyyu, lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), in indekum min sultânin bi hâzâ, e tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).


1. kâlû ittehaze allâhu : dediler, Allah edindi
2. veleden : çocuk
3. subhâne-hu : o sübhandır, münezzehtir
4. huve el ganiyyu : o ganidir (zengindir, ihtiyacı yoktur)
5. lehu : ona ait, onun
6. : olmadı
7. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
8. ve mâ : ve şey
9. fî el ardı : yeryüzünde
10. in : eğer
11. inde-kum : sizin yanınızda
12. min sultânin : hüccetten, burhandan, delilden (bir şey), bir delil
13. bi hâzâ : bununla
14. e tekûlûne : ... mı söylüyorsunuz?
15. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
16. mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz bir şey

Kul innellezîne yefterûne alâllâhil kezibe lâ yuflihûn(yuflihûne).


1. kul : de, söyle
2. inne : muhakkak
3. ellezîne yefterûne : iftira eden kimseler
4. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
5. el kezibe : yalan söyledi
6. lâ yuflihûne : felâha, kurtuluşa eremezler

Metâun fîd dunyâ summe ileynâ merciuhum summe nuzîkuhumul azâbeş şedîde bimâ kânû yekfurûn(yekfurûne).


1. metâun : meta, faydalanılan eşya, mal vs.
2. fî ed dunyâ : dünyada
3. summe : sonra
4. ileynâ : bize
5. merciu-hum : onların dönüşleri
6. nuzîku-hum : onlara tattıracağız
7. el azâbe eş şedîde : şiddetli azabı
8. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
9. kânû : oldular
10. yekfurûne : inkâr ediyorlar

Vetlu aleyhim nebee nûh(nûhın), iz kâle li kavmihî yâ kavmi in kâne kebura aleykum makâmî ve tezkîrî bi âyâtillâhi fe alâllâhi tevekkeltu fe ecmiû emrekum ve şurakâekum summe lâ yekun emrukum aleykum gummeten summakdû ileyye ve lâ tunzirûn(tunzirûne).


1. vetlu : ve oku
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. nebe'e : haberi
4. nûhın : Nuh
5. iz kâle : dediği zaman, demişti
6. li kavmi-hi : kendi kavmine
7. ve gadabun : ve öfke
8. in kâne : eğer, olursa
9. kebure : zor, ağır geldi
10. aleykum : size, sizi
11. makâmî : makamım, bulunmam, durmam
12. ve tezkîrî : ve benim zikretmem
13. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
14. fe alâllâhi (alâ allâhi) : artık Allah'a
15. tevekkeltu : ben tevekkül ettim (güvendim)
16. fe ecmiû : artık, bundan sonra (toplanın) karar verin (icma edin)
17. emre-kum : işinizi
18. ve şurekâe-kum : ve ortaklarınız
19. summe : sonra
20. lâ yekun : olmasın
21. emru-kum : işiniz
22. gummeten : bir gam, keder, belirsiz, gizli
23. summe akdû : sonra uygulayın (yerine getirin)
24. ileyye : bana, kendime
25. ve lâ tunzirûne : ve beklemeyin

Fe in tevelleytum fe mâ seeltukum min ecrin, in ecriye illâ alâllâhi ve umirtu en ekûne minel muslimîn(muslimîne).


1. fe in : fakat eğer
2. tevelleytum : siz döndünüz
3. fe mâ se'eltu-kum : o zaman sizden istemem
4. min ecrin : ücretten, bir ücret
5. in ecriye : (eğer varsa) benim ecrim, ücretim
6. illâ : ancak, sadece
7. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
8. ve umirtu : ve emrolundum
9. en ekûne : olmak (benim olmam)
10. min el muslimîne : (Allah'a) teslim olanlardan

Fe kezzebûhu fe necceynâhu ve men meahu fîl fulki ve cealnâhum halâife ve agraknâlezîne kezzebû bi âyâtinâ, fanzur keyfe kâne âkıbetul munzerîn(munzerîne).


1. fe kezzebû-hu : fakat onu yalanladılar
2. fe necceynâ-hu : sonra biz onu kurtardık
3. ve men : ve kim
4. mea-hu : onun yanında
5. fî el fulki : gemide
6. ve cealnâ-hum : ve onları kıldık (yaptık)
7. halâife : halifeler
8. ve agraknâ : ve biz boğduk
9. ellezîne kezzebû : yalanlayan kimseler
10. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
11. fanzur (fe unzur) : artık bak
12. keyfe : nasıl
13. kâne : oldu
14. âkıbetu el munzerîne : uyarılanların sonu (akıbeti)

Summe beasnâ min ba’dihî rusulen ilâ kavmihim fe câûhum bil beyyinâti fe mâ kânû li yu’minû bimâ kezzebû bihî min kabl(kablu), kezâlike natbeu alâ kulûbil mugtedîn(mugtedîne).


1. summe : sonra
2. beas-nâ : biz beas ettik, gönderdik
3. min ba'di-hi : ondan sonra
4. rusulen : resûller, elçiler
5. ilâ kavmi-him : onların kavmine
6. fe câû-hum bi (câe) (câe bi) : o zaman onlara getirdiler (geldi) (getirdi)
7. el beyyinâti : beyyineler, açık kanıtlar
8. fe mâ kânû li yu'minû : ama inanmadılar, mü'min olmadılar
9. bi mâ kezzebû : yalanladıkları şey sebebiyle
10. bihi : için, sizin
11. min kablu : önceden, daha önce
12. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
13. natbeu : mühürleriz
14. alâ kulûbi : kalplerinin üzerini
15. el mugtedîne : haddi aşanlar

Summe beasnâ min ba’dihim mûsâ ve hârûne ilâ fir’avne ve melâihî bi âyâtinâ festekberû ve kânû kavmen mucrimîn(mucrimîne).


1. summe : sonra
2. beas-nâ : biz beas ettik, gönderdik
3. min ba'di-him : onlardan sonra
4. mûsâ ve hârûne : Musa ve Harun
5. ilâ fir'avne : firavuna
6. ve melâi-hî : ve onun ileri gelenlerine
7. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
8. festekberû (fe istekberû) : fakat kibirlendiler
9. ve kânû : ve oldular
10. kavmen : kavim, topluluk
11. mucrimîne : mücrim, günahkâr ve suçlu olan kimseler

Fe lemmâ câehumul hakku min indinâ kâlû inne hâzâ le sıhrun mubîn(mubînun).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. câe-humu el hakku : onlara hak geldi
3. min indi-nâ : katımızdan
4. kâlû : dediler
5. inne : muhakkak
6. hâzâ : bu
7. le sıhrun : mutlaka bir sihirdir
8. mubînun : açıkça, apaçık

Kâle mûsâ e tekûlûne lil hakkı lemmâ câekum, e sıhrun hâzâ, ve lâ yuflihus sâhırûn(sâhırûne).


1. kâle : dedi
2. mûsâ : Musa
3. e tekûlûne : ... mı söylüyorsunuz?
4. li el hakkı : hak için
5. lemmâ câe-kum : size geldiği zaman
6. e sıhrun : bir sihir mi
7. hâzâ : bu
8. ve lâ yuflihu : ve felâha (kurtuluşa) ermez
9. es sâhırûne : sihir yapanlar (sihirbazlar)

Kâlû e ci’tenâ li telfitenâ ammâ vecednâ aleyhi âbâenâ ve tekûne lekumâl kibriyâu fîl ard(ardı), ve mâ nahnu lekumâ bi mu’minîn(mu’minîne).


1. kâlû : dediler
2. e ci'te-nâ : bize mi geldin
3. li telfite-nâ : bizi çevirmek, (vazgeçirmek) için
4. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
5. veced-nâ : biz bulduk
6. aleyhi : ona, onun üzerine
7. âbâe-nâ : babalarımız, atalarımız
8. ve tekûne : ve siz olursunuz
9. lekum : sizin için, size
10. el kibriyâu : büyüklük (üstünlük)
11. fî el ardı : yeryüzünde
12. ve mâ nahnu : ve biz değiliz
13. lekumâ : sizin ikinize, size
14. bi mu'minîne : mü'minler, mü'min olanlar

Ve kâle fir’avnu’tûnî bi kulli sâhırin alîm(alîmin).


1. ve kâle : ve dedi
2. fir'avnu : firavun
3. u'tûnî : bana getirin
4. bi kulli : her biri, hepsi
5. sâhırin : sihirbaz, sihir yapan
6. alîmin : bilgin, iyi bilen

Fe lemmâ câes seharatu kâle lehum mûsâ elkû mâ entum mulkûn(mulkûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. câe es seharetu : sihirbazlar geldi
4. kâle : dedi
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. mûsâ : Musa
7. elkû : atın
8. : olmadı
9. entum : sizi
10. mulkûne : yere atacağınız

Fe lemmâ elkav kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn(mufsidîne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. elkav : attılar
3. kâle : dedi
4. mûsâ : Musa
5. : olmadı
6. ci'tum : getirdiğiniz, yaptığınız
7. bi-hi es sihru : o sihir iledir, o sihirdir
8. inne allâhe : muhakkak ki Allah
9. se yubtilu-hu : onu bâtıl (geçersiz) kılacaktır
10. lâ yuslihu : ıslâh etmez, düzeltmez
11. amele el mufsidîne : fesat çıkaranların amelini

Ve yuhikkullâhul hakka bi kelimâtihî ve lev kerihel mucrimûn(mucrimûne).


1. ve yuhikku allâhu : ve Allah gerçekleştirecek
2. el hakka : hakk, gerçek
3. bi kelimâti-hi : kelimeleri ile, sözleri ile
4. ve lev kerihe : ve kerih görse de (istemese de), hoşlanmasa da
5. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar

Fe mâ âmene li mûsâ illâ zurriyyetun min kavmihî alâ havfin min fir’avne ve melâihim en yeftinehum, ve inne fir’avne le âlin fîl ard(ardı) ve innehu le minel musrifîn(musrifîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. mâ âmene : âmenû olmadı (îmân etmedi, inanmadı)
3. li mûsâ : Musa'ya
4. illâ : ancak, sadece
5. zurriyyetun : zürriyet, çocuklar
6. min kavmi-hî : onun kavminden, kendi kavminden
7. alâ havfin : korkusu üzerine, korkusuyla
8. min fir'avne : firavundan
9. ve melâi-him : ve onun ileri gelenleri
10. en yeftine-hum : onları fitneye düşürmesi (onlara işkence etmesi)
11. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
12. fir'avne : firavun
13. le âlin : çok kibirli, büyüklük taslayan, üstün (zorba)
14. fî el ardı : yeryüzünde
15. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
16. le min el musrifîne : haddi aşanlardan, müsriflerden, azgınlardan

Ve kâle mûsâ yâ kavmi in kuntum âmentum billâhi fe aleyhi tevekkelû in kuntum muslimîn(muslimîne).


1. ve kâle : ve dedi
2. mûsâ : Musa
3. yâ kavmi : ey kavmim
4. in kuntum : eğer siz iseniz
5. âmentum : siz îmân ettiniz
6. bi allâhi : Allah'a
7. fe aleyhi : artık ona
8. tevekkelû : tevekkül edin, güvenin
9. muslimîne : müslüman, (ruhu, fizik vücudu, nefsi, iradesi) teslim olmuş olanlar

Fe kâlû alâllâhi tevekkelnâ, rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lil kavmiz zâlimîn(zâlimîne).


1. fe kâlû : o zaman dediler
2. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
3. tevekkelnâ : biz tevekkül ettik
4. rabbe-nâ : Rabbimiz
5. lâ tec'al-nâ : bizi kılma
6. fitneten : fitne, imtihan
7. li el kavmi ez zâlimîne : zalim kavme

Ve neccinâ bi rahmetike minel kavmil kâfirîn(kâfirîne).


1. ve necci-nâ : ve bizi kurtar
2. bi rahmeti-ke : senin rahmetin ile
3. min el kavmi el kâfirîne : kâfirler kavminden

Ve evhaynâ ilâ mûsâ ve ahîhi en tebevveâ li kavmikumâ bi mısra buyûten vec’alû buyûtekum kıbleten ve ekîmus sâlate, ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).


1. ve evhaynâ : ve biz vahyettik
2. ilâ mûsâ : Musa (as)'a
3. ve ahî-hi : ve onun kardeşine
4. en tebevveâ : yerleşmek, ev yapmak
5. li kavmi-kumâ : ikinizin kavmi için
6. bi mısra : Mısır'a
7. buyûten : evler
8. vec'alû : ve kılınız
9. buyûte-kum : evleriniz
10. kıbleten : bir kıbleye
11. ve akîmu es sâlate : ve namazı ikame edin
12. ve beşşiri el mu'minîne : ve mü'minleri müjdele

Ve kâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte fir’avne ve melâhu zîneten ve emvâlen fîl hayâtid dunyâ rabbenâ li yudıllû an sebîlike, rabbenâtmis alâ emvâlihim veşdud alâ kulûbihim fe lâ yu’minû hattâ yeravûl azâbel elîm(elîme).


1. ve kâle : ve dedi
2. mûsâ : Musa
3. rabbe-nâ : Rabbimiz
4. inne-ke : muhakkak ki sen
5. âteyte : sen verdin
6. fir'avne : firavun
7. ve melâ-hu : ve onun ileri gelenleri
8. zîneten : süs, ziynet
9. ve emvâlen : ve mallar
10. fî el hayâti ed dunyâ : dünya hayatında
11. li yudıllû : onları saptırsın
12. an sebîli-ke : senin yolundan
13. rabbenatmis alâ : Rabbimiz yok et, mahvet
14. emvâli-him : onların mallarını
15. veşdud (ve uşdud) : ve şiddetlendir, sıkıştır
16. alâ kulûbi-him : onların kalplerinin üzerine
17. fe lâ yu'minû : artık mü'min olmazlar
18. hattâ yerevu : görünceye kadar
19. el azâb el elîme : acı azap

Kâle kad ucîbet da’vetukumâ festekîmâ ve lâ tettebi ânni sebîlellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. kâle : dedi
2. kad : oldu, olmuştu
3. ucîbet : kabul olundu, icabet edildi
4. da'vetu-kumâ : ikinizin duası
5. festekîmâ (fe istekîmâ) : artık ikiniz (de) (kendinizi dîne) ikame edin (Allah'a çağırmaya devam edin)
6. ve lâ tettebi : ve tâbî olmayın
7. ânni : benden (uzaklaşan)
8. sebîle : yol
9. ellezîne lâ ya'lemûne : bilmeyen kimseler

Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ(adven), hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn(muslimîne).


1. ve câvez-nâ : ve geçirdik
2. bi benî isrâîle : İsrailoğullarını
3. el bahre : deniz
4. fe etbea-hum : böylece onları takip etti
5. fir'avnu : firavun
6. ve cunûdu-hu : ve onun ordusu
7. bagyen : haset ederek, azgınlık ederek
8. ve adven : düşmanlıkla
9. hattâ : olana kadar, olmadıkça
10. izâ : olduğu zaman
11. edreke-hu el gareku : onu boğacak düzeye erişti
12. kâle : dedi
13. âmentu : îmân ettim
14. enne-hu : onun olduğu
15. lâ ilâhe : ilâh yoktur
16. illâ : ancak, sadece
17. ellezî âmenet : ki ona îmân etti (inandı)
18. bi-hi : onunla
19. benû isrâîle : İsrailoğulları
20. ve ene : ve ben
21. min el muslimîne : (Allah'a) teslim olanlardan

Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn(mufsidîne).


1. âl'âne : şimdi
2. ve kad : ve olmuştur
3. asayte : sen asi oldun
4. kablu : daha önce
5. ve kunte : ve sen oldun
6. min el mufsidîne : fesat çıkaranlardan

Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn(gâfilûne).


1. fe el yevme : böylece bu gün
2. nuneccî-ke : seni kurtaracağız
3. bi bedeni-ke : senin bedenin ile
4. li tekûne : olman için
5. li men : kimse(ler) için
6. halfe-ke (li men halfe-ke) : senden sonra, senin arkanda (senden sonraki nesl'e)
7. âyeten : âyet, delil, kanıt
8. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
9. kesîren : çok
10. min en nâsi : insanlardan
11. an âyâti-nâ : âyetlerimizden
12. le gâfilûne : elbette habersiz olan, gâfil olan kimseler

Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet tayyibât(tayyibâti), fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. bevve'nâ : yerleştirdik
3. benî isrâîle : İsrailoğulları
4. mubevvee : yerleşme yeri
5. sıdkın : iyi, güzel, hak, gerçek
6. ve razaknâ-hum : ve onları rızıklandırdık
7. min et tayyibâti : temiz, helâl olanlardan
8. femahtelefû (fe mâ ihtelefû) : bundan sonra ihtilâfa düşmediler
9. hattâ câe-hum el ilmu : onlara ilim gelinceye kadar
10. inne rabbe-ke : muhakkak ki senin Rabbin
11. yakdî : hüküm verir
12. beyne-hum : onların araları
13. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
14. fî mâ : o şey hakkında
15. kânû : oldular
16. fî hi yahtelifûne : onun hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşerler

Fe in kunte fî şekkin mimmâ enzelnâ ileyke fes’elillezîne yakraûnel kitâbe min kablike, lekad câekel hakku min rabbike fe lâ tekûnenne minel mumterîn(mumterîne).


1. fe in : fakat eğer
2. kunte : sen oldun
3. fî şekkin : şüphe içinde
4. mim mâ (min mâ) enzel-nâ : indirdiğimiz şeyden
5. ileyke : sana
6. fes'eli (fe es'eli) : o zaman onlara sor
7. ellezîne yakreûne : okuyan kimseler
8. el kitâbe : kitap
9. min kabli-ke : senden önce
10. lekad : andolsun ki
11. câe-ke : sana geldi
12. el hakku : hak, gerçek
13. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
14. fe lâ tekûnenne : artık sakın olma
15. min el mumterîne : şüphe edenlerden

Ve lâ tekûnenne minellezîne kezzebû bi âyâtillâhi fe tekûne minel hâsirîn(hâsirîne).


1. ve lâ tekûnenne : ve sakın olma
2. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
3. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
4. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
5. fe : o zaman, böylece
6. tekûne : olursun
7. min el hâsirîne : hüsranda olanlardan

İnnellezîne hakkat aleyhim kelimetu rabbike lâ yu’minûn(yu’minûne).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. hakkat : gerçekleşmiştir
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. kelimetu : kelime, söz
5. rabbi-ke : senin Rabbin
6. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)

Ve lev câethum kullu âyetin hattâ yeravûl azâbel elîm(elîme).


1. ve lev câet-hum : ve onlara gelse bile
2. kullu : bütün hepsi
3. âyetin : ayet, mucize(ler)
4. hattâ : olana kadar, olmadıkça
5. yerevû : görürler
6. el azâbe el elîme : elîm azap

Fe lev lâ kânet karyetun âmenet fe nefeahâ îmânuhâ, illâ kavme yûnus(yûnuse), lemmâ âmenû keşefnâ anhum azâbel hızyi fîl hayâtid dunyâ ve metta’nâhum ilâ hîn(hînin).


1. fe : o zaman, böylece
2. lev lâ : eğer olmasaydı
3. kânet : oldu, olmuştur
4. karyetun : bir ülke, bir karye
5. âmenet : îmân etti, âmenû oldu
6. fe nefea-hâ : böylece ona fayda sağladı
7. îmânu-hâ : onun îmânı
8. illâ : ancak, sadece
9. kavme yûnuse : yunus kavmi
10. lemmâ : olduğu zaman
11. âmenû : îmân ettiler
12. keşef-nâ : giderdik, kaldırdık
13. an hum : onlardan
14. azâbe el hızyi : aşağılatıcı azap
15. fî el hayâti ed dunyâ : dünya hayatında
16. ve metta'nâ-hum : ve onları yararlandırdık, metalandırdık, geçimlerini sağladık

Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn(mu’minîne).


1. rabbu-ke : senin Rabbin
2. le âmene : elbette îmân ederdi
3. men : kimse, kişi
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. kullu-hum : onların bütünü, hepsi
6. cemîân : topluca, hepiniz
7. e fe ente : fakat, sen mi
8. tukrihu en nâse : insanları zorlayacaksın (mecbur tutacaksın) insanlar kerih görse de (istemese de)
9. hattâ : olana kadar, olmadıkça
10. yekûnû : olurlar
11. mu'minîne : mü'minler

Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne).


1. ve mâ kâne : ve olmadı
2. li nefsin : bir nefs, bir kimse için
3. en tu'mine : mü'min olması
4. illâ : ancak, sadece
5. bi izni allâhi : Allah'ın izniyle
6. ve yec'alu : ve kılar, yapar, verir
7. er ricse : azap, ceza
8. alâ : üzere, üzerinde, ... e
9. ellezîne lâ ya'kılûne : onlar akıl etmeyenler

Kulinzurû mâzâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve mâ tugnîl âyâtu ven nuzuru an kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).


1. kul : de, söyle
2. unzurû : bakın
3. mâ zâ : ne(ler) var
4. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. ve mâ tugnî : ve fayda vermez (gani olmaz)
7. el âyâtu : âyetler
8. ve en nuzuru : ve uyarmalar
9. an kavmin : kavminden, kavme
10. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)

Fe hel yentezırûne illâ misle eyyâmillezîne halev min kablihim, kul fentezırû innî meakum minel muntezirîn(muntezirîne).


1. fe hel : artık var mı
2. yentezırûne : bekliyorlar
3. illâ : ancak, sadece
4. misle : benzer, gibi
5. eyyâmi : günler
6. ellezîne halev : yalnız, gelip geçenler
7. min kabli-him : onlardan önce
8. kul : de, söyle
9. fentezırû (fe intezırû) : artık bekleyin
10. innî : muhakkak ki ben
11. mea-kum : sizinle beraber
12. min el muntezirîne : bekleyenlerdenim

Summe nuneccî rusulenâ vellezîne âmenû kezâlike, hakkan aleynâ nuncil mu’minîn(mu’minîne).


1. summe : sonra
2. nuneccî : kurtarırız
3. rusulenâ : resûllerimizi
4. ve : ve
5. ellezine âmenû : âmenû olanları (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyenler)
6. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
7. hakkan : bir hakk olarak
8. aleynâ : bize
9. nunci : kurtarırız, kurtarmamız
10. el mu'minîne : mü'minler

Kul yâ eyyuhân nâsu in kuntum fî şekkin min dînî,fe lâ a’budullezîne ta’budûne min dûnillâhi, ve lâkin a’budullâhellezî yeteveffâkum, ve umirtu en ekûne minel mu’minîn(mu’minîne).


1. kul : de, söyle
2. yâ eyyuhâ en nâsu : ey insanlar
3. in kuntum : eğer siz iseniz
4. fî şekkin : şüphe içinde
5. min dînî : dînimden
6. fe lâ a'budu : ibadet etmem, kulluk etmem, tapmam
7. ellezîne ta'budûne : sizin ibadet ettiklerinize, sizin kulluk ettiklerinize, taptıklarınıza
8. min dûni allâhi : Allah'tan başka
9. ve lâkin : ve lâkin, fakat
10. a'budu allâhe : Allah'a kulluk ederim ki o
11. ellezî yeteveffâ-kum : sizi vefat ettirir, ettirecektir
12. ve umirtu : ve emrolundum
13. en ekûne : olmak (benim olmam)
14. min el mu'minîne : mü'minlerden

Ve en ekim vecheke lid dîni hanîfâ, ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne).


1. ve en ekim : ve yöneltmek, yönelt
2. veche-ke : yüzünüzü
3. li ed dîni : dîne
4. hanîfâ : hanif olarak
5. ve lâ tekûnenne : ve sakın olma
6. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan

Ve lâ ted’u min dûnillâhi mâ lâ yenfeuke ve lâ yadurruke, fe in fealte fe inneke izen minez zâlimîn(zâlimîne).


1. ve lâ ted'u : ve tapma, dua etme
2. min dûni allâhi : Allah'tan başka
3. mâ lâ yenfeu-ke : sana fayda vermeyen şeyler
4. ve lâ yadurru-ke : ve sana zarar vermeyen
5. fe in fealte : bundan sonra, eğer yapacak olursan, yaparsan
6. fe inne-ke : o halde, o taktirde, muhakkak ki sen
7. izen : öyle olunca, aksi halde
8. min ez zâlimîne : zalimlerden

Ve in yemseskallâhu bidurrin fe lâ kâşife lehu illâ huve, ve in yuridke bi hayrin fe lâ râdde li fadlihi, yusîbu bihî men yeşâu min ibâdihi, ve huvel gafûrur rahîm(rahîmu).


1. ve in yemseske allâhu : ve Allah eğer dokundurursa (isabet ettirirse)
2. bi durrin : bir darlığı, zararı
3. fe lâ : artık hayır
4. kâşife : gideren kimse (giderecek kimse)
5. lehu : ona ait, onun
6. illâ hûve : ondan başka