Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbil mubîn(mubîni).


1. tilke : bu
2. âyâtu : âyetler
3. el kitâbi el mubîni : açıklanmış, beyan edilmiş kitap

İnnâ enzelnâhu kur’ânen arabiyyen le allekum ta’kılûn(ta’kılûne).


1. in-nâ : muhakkak ki biz
2. enzelnâ-hu : onu indirdik
3. kur'ânen : Kur'ân
4. arabiyyen : Arapça olarak
5. lealle-kum : umulur ki böylece siz
6. ta'kılûne : akıl edersiniz

Nahnu nakussu aleyke ahsenel kasası bimâ evhaynâ ileyke hâzel kur’âne ve in kunte min kablihî le minel gâfilîn(gâfilîne).


1. nahnu : biz
2. nakussu : anlatıyoruz
3. aleyke : sana
4. ahsene el kasası : en güzel kıssaları
5. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
6. evhaynâ : biz vahyettik
7. ileyke : sana
8. hâze el kur'âne : bu Kur'ân'ı
9. ve in kunte : ve eğer, oysa sen ..... idin
10. min kabli-hî : ondan önce
11. le min el gâfilîne : gâfillerden

İz kâle yûsufu li ebîhi yâ ebeti innî re eytu ehade aşere kevkeben veş şemse vel kamere re eytuhum lî sâcidîn(sâcidîne).


1. iz kâle : dediği zaman, demişti
2. yûsufu : Yusuf
3. li ebî-hi : babasına
4. yâ ebeti : ey baba, babacığım
5. in-nî : muhakkak ki ben
6. reeytu : gördüm
7. ehade aşere : on bir
8. kevkeben : bir yıldız
9. ve eş şemse : ve güneş
10. ve el kamere : ve ay
11. reeytu-hum : onları gördüm
12. : bana
13. sâcidîne : secde eden kimseler

Kâle yâ buneyye lâ taksus ru’yâke alâ ihvetike fe yekîdû leke keydâ(keyden), inneş şeytâne lil insâni aduvvun mubîn(mubînun).


1. kâle : dedi
2. yâ buneyye : ey oğul
3. lâ taksus : anlatma, nakletme
4. ru'yâ-ke : senin rüyan
5. alâ ıhveti-ke : kardeşlerine
6. fe yekîdû : o zaman hile yaparlar (tuzak kurarlar)
7. leke : seni
8. keyden : hile, tuzak
9. inne eş şeytâne : muhakkak ki şeytan
10. li el insâni : insan için
11. aduvvun : düşman
12. mubînun : açıkça, apaçık

Ve kezâlike yectebîke rabbuke ve yu allimuke min te’vîlil ehâdîsi, ve yutimmu ni’metehu aleyke ve alâ âli ya’kûbe kemâ etemmehâ alâ ebeveyke min kablu ibrâhîme ve ishâk(ishâke), inne rabbeke alîmun hakîm(hakîmun).”


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. yectebî-ke : seni seçecek
3. rabbu-ke : senin Rabbin
4. ve yuallimu-ke : ve sana öğretecek
5. min te'vîli : tevîlinden, yorumundan
6. el ehâdîsi : sözler, olaylar
7. ve yutimmu : ve tamamlayacak
8. ni'mete-hu : nimetini
9. aleyke : sana
10. ve alâ : ve üzerine
11. âli ya'kûbe : Yâkub ailesi
12. kemâ : gibi
13. etemme-hâ : onu tamamladı
14. alâ ebevey-ke : senin ebeveynine
15. min kablu : önceden, daha önce
16. ibrâhîme ve ishâka : İbrâhîm ve İshak
17. inne : muhakkak
18. rabbe-ke : senin Rabbin
19. alîmun : en iyi bilen
20. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Le kad kâne fî yûsufe ve ihvetihî âyâtun lis sâilîn(sâilîne).


1. lekad : andolsun ki
2. kâne : oldu
3. : içinde, vardır
4. yûsufe : Yusuf
5. ve ihveti-hi : ve onun kardeşleri
6. âyâtun : âyetler
7. li es sâilîne : soranlar için

İz kâlû le yûsufu ve ehûhu ehabbu ilâ ebînâ minnâ ve nahnu usbeh(usbehtun), inne ebânâ le fî dalâlin mubîn(mubînin).


1. iz kâlû : demişlerdi
2. le yûsufu : gerçekten, elbette Yusuf
3. el insâne : insana
4. ehabbu : daha sevgili
5. ilâ ebî-nâ : babamıza
6. min-nâ : bizden
7. ve nahnu : ve biz
8. usbehtun : grup (on kişilik veya daha fazlası)
9. inne : muhakkak
10. ebâ-nâ : babamız
11. le fî : elbette içindedir
12. dalâlin : dalâlet, yanılgı
13. mubînin : apaçık

Uktulû yûsufe evitrahûhu ardan yahlu lekum vechu ebîkum ve tekûnû min ba’dihî kavmen sâlihîn(sâlihîne).


1. uktulû : öldürün
2. yûsufe : Yusuf
3. ev itrahû-hu : veya onu atın
4. ardan : bir yer, arazi
5. yahlu : dost olur
6. lekum : sizin için, size
7. vechu : yüz
8. ebî-kum : sizin babanız
9. ve tekûnû : ve olun
10. min ba'di-hi : ondan sonra
11. kavmen : kavim, topluluk
12. sâlihîne : salihler

Kâle kâilun minhum lâ taktulû yûsufe ve elkûhu fî gayâbetil cubbi yel-tekithu ba’dus seyyâreti in kuntum fâilîn(fâilîne).


1. kâle : dedi
2. kâilun : bir sözcü, söyleyen
3. min-hum : onlardan
4. lâ taktulû : öldürmeyin
5. yûsufe : Yusuf
6. ve elkû-hu : ve onu atın, bırakın
7. fî gayâbeti el cubbi : kuyunun dibine
8. yeltekit-hu : onu bulur
9. ba'du es seyyâreti : bir kısım yolcular, bir grup yolcu, yolcu kafilesi
10. in kuntum : eğer siz iseniz
11. fâılîne : yapanlar

Kâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te’mennâ alâ yûsufe ve innâ lehu lenâsıhûn(lenâsıhûne).


1. kâlû : dediler
2. yâ ebâ-nâ : ey babamız
3. mâ leke : senin için yoktur
4. lâ te'men-nâ alâ : bize emniyet etmiyorsun, bize güvenmiyorsun (bizden emin değilsin)
5. yûsufe : Yusuf
6. ve in-nâ : ve muhakkak biz, hiç şüphesiz biz
7. lehu : ona ait, onun
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. nâsıhûne : nasihat edenler, öğüt verenler, iyiliğini isteyenler

Ersilhu ma anâ gaden yerta’ ve yel’ab ve innâ lehu lehâfizûn(lehâfizûne).


1. ersil-hu : onu gönder
2. mea-nâ : bizimle beraber
3. gaden : yarın
4. yerta' : bol bol yesin (beğendiği meyvelerden)
5. ve yel'ab : ve oynasın
6. ve in-nâ : ve muhakkak biz, hiç şüphesiz biz
7. lehu : ona ait, onun
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. hâfizûne : koruyanlar, muhafaza edenler

Kâle innî le yahzununî en tezhebû bihî ve ehâfu en ye’kulehuz zi’bu ve entum anhu gâfilûn(gâfilûne).


1. kâle : dedi
2. in-nî : muhakkak ki ben
3. le yahzunu-nî : mutlaka, gerçekten beni üzer mahzun eder
4. en tezhebû : gitmeniz
5. bi-hi : onunla
6. ve ehâfu : ve korkuyorum, korkarım
7. en ye'kule-hu : onu yemesi
8. ez zi'bu : bir kurt
9. ve entum : ve siz
10. an-hu : ondan
11. gâfilûne : gâfiller, gaflet içinde olanlar

Kâlû le in ekelehuz zi’bu ve nahnu usbetun innâ izen lehâsirûn(lehâsirûne).


1. kâlû : dediler
2. le in : gerçekten eğer
3. ekele-hu : onu yedi
4. ez zi'bu : bir kurt
5. ve nahnu : ve biz
6. usbetun : 10 kişilik grup, bir ekip, kuvvetli topluluk
7. in-nâ : muhakkak ki biz
8. izen : öyle olunca, aksi halde
9. le hâsirûne : mutlaka hüsrana uğrayan kimseler, nefslerini hüsrana düşürenler

Fe lemmâ zehebû bihî ve ecmeû en yec’alûhu fî gayâbetil cubb(cubbi), ve evhaynâ ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim hâzâ ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. zehebû bi-hî : onu götürdüler (onunla gittiler)
3. ve ecmeû : ve topluca, toplu olarak, hep beraber
4. en yec'alû-hu : onu kılmak için (bırakmak için)
5. : içinde, vardır
6. gayâbet : dip, derinlik
7. el cubbi : kuyu
8. ve evhaynâ : ve biz vahyettik
9. ileyhi : ona
10. le tunebbienne-hum : mutlaka onlara haber vereceksin
11. bi emri-him : onların yaptıklarını, onların işini
12. hâzâ : bu
13. ve hum : ve onlar
14. lâ yeş'urûne : (şuurunda) bilincinde olmazlar,

Ve câû ebâhum işâen yebkûn(yebkûne).


1. ve câû : ve geldiler (getirdiler)
2. ebâ-hum : (onların) babaları
3. işâen : yatsı vakti
4. yebkûne : ağlıyorlar

Kâlû yâ ebânâ innâ zehebnâ nestebiku ve tereknâ yûsufe inde metâınâ fe ekelehuz zi’bu, ve mâ ente bi mu’minin lenâ ve lev kunnâ sâdikîn(sâdikîne).


1. kâlû : dediler
2. yâ ebâ-nâ : ey babamız
3. in-nâ : muhakkak ki biz
4. zehebnâ : biz gittik
5. nestebiku : biz yarış yapmak istiyoruz
6. ve terek-nâ : ve biz bıraktık, terkettik
7. yûsufe : Yusuf
8. inde : yanında, katında
9. metâı-nâ : eşyamız (metalarımız)
10. fe ekele-hu : böylece, o zaman onu yedi
11. ez zi'bu : bir kurt
12. ve mâ ente : ve sen değilsin
13. bi mu'minin : inanan
14. lenâ : bizim
15. ve lev kunnâ : ve şâyet biz olsak bile
16. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn(tesıfûne).


1. ve câû (câû bi) : ve geldiler (getirdiler)
2. alâ kamîsı-hi : onun gömleğinin üzerinde
3. bi demin kezibin : yalancı kan ile
4. kâle : dedi
5. bel : hayır, bilâkis
6. sevvelet : sürükledi, teşvik etti
7. lekum : sizin için, size
8. enfusu-kum : nefsleriniz
9. emren : emir, iş
10. fe : o zaman, böylece
11. sabrun cemîlun : güzel (bir) sabırdır
12. ve allâhu : ve Allah
13. el musteânu : yardım (istiane) istenecek olan
14. alâ : üzere, üzerinde, ... e
15. : olmadı
16. tesıfûne : anlatıyorsunuz, vasıflandırıyorsunuz

Ve câet seyyâretun fe erselû vâridehum fe adlâ delveh(delvehu), kâle yâ buşrâ hâzâ gulâm(gulâmun), ve eserrûhu bidâah(bidâ’aten), vallâhu alîmun bi mâ ya’melûn(ya’melûne).


1. ve câet : ve geldi
2. seyyâretun : yolcular, bir yolcu kafilesi, bir kervan
3. fe : o zaman, böylece
4. erselû : gönderdiler
5. vâride-hum : sucularını
6. fe adlâ : o zaman sarkıttı
7. delve-hu : kovasını
8. kâle : dedi
9. yâ buşrâ : müjde
10. hâzâ : bu
11. gulâmun : erkek çocuk, oğul
12. ve eserrû-hu : ve onu gizlediler
13. bidâaten : sermaye, ticaret malı olarak
14. vallâhu : ve Allah
15. alîmun : en iyi bilen
16. bi mâ : şeye
17. ya'melûne : yapıyorlar

Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).


1. ve şerev-hu : ve onu sattılar
2. bi semenin : bir fiyat ile
3. bahsin : düşük, eksik, az
4. derâhime : dirhemler
5. ma'dûdetin : sayılı (bir zaman), belli bir müddet
6. ve kânû : ve oldular
7. fîhi : orada
8. min : den
9.   :

Ve kâlellezîşterâhu min mısra limre’etihî ekrimî mesvâhu asâ en yenfeanâ ev nettehizehu veledâ(veleden), ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ardı ve li nuallimehu min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun(ya’lemune).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezî işterâ-hu : onu satın alan kişi
3. min mısra : Mısır'dan, Mısır'da
4. li imre'eti-hi : eşine, hanımına (onun eşine)
5. ekrimî : ikram et, kerim ol, güzel yap, özenle hazırla
6. mesvâ-hu : onun mekânı, onun yerleşme yeri
7. asâ : umulur ki
8. en yenfea-nâ : bize fayda verir, bize faydası olur
9. ev nettehize-hu : veya onu ediniriz
10. veleden : çocuk
11. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
12. mekken-nâ : biz yerleştirdik
13. li yûsufe : Yusuf'u
14. fî el ardı : yeryüzünde
15. ve li nuallime-hu : ve ona öğretelim diye (öğretmemiz için)
16. min te'vîli el ehâdîsi : olayların, sözlerin yorumundan (yorumunu)
17. ve allâhu : ve Allah
18. gâlibun : gâlip olandır
19. alâ emri-hî : emri üzerine, emrinde
20. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
21. eksere en nâsi : insanların çoğu
22. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Ve lemmâ belega eşuddehû âteynâhu hukmen ve ilmâ(ilmen), ve kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne)."


1. ve lemma : ve olduğu zaman
2. belega : erişti, ulaştı
3. eşudde-hu : onun en kuvvetli çağı, erginlik çağı
4. âteynâ-hu : ona verdik
5. hukmen : hüküm
6. ve ilmen : ve ilim
7. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
8. neczî : cezalandırırız
9. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)

Ve râvedethulletî huve fî beytihâ an nefsihî ve ğallekatil ebvâbe ve kâlet heyte lek(leke), kâle ma âzallâhi innehu rabbî ahsene mesvây(mesvâye), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).


1. ve râvedet-hu (râvede) : ve ondan murat almak istedi, onunla olmak istedi (beraber olmak istedi)
2. elletî : ki o
3. huve : o
4. fî beytihâ : onun evinde
5. an nefsi-hî : onun nefsinden
6. ve gallekat : ve sımsıkı kapadı
7. el ebvâbe : kapılar
8. ve kâlet : ve dedi
9. heyte : hadi gel
10. leke : seni
11. kâle : dedi
12. maâza allâhi : Allah'a sığınırım
13. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
14. rabbî : Rabbim
15. ahsene : ahsen olan
16. mesvâye : benim yerleşme yerim
17. lâ yuflihu : felâha ulaştırmaz (kurtuluşa eremezler)
18. ez zâlimûne : zâlimler

Ve le kad hemmet bihî ve hemme bihâ, levlâ en reâ burhâne rabbih(rabbihi), kezâlike li nasrife anhus sûe vel fahşâ(fahşâe), innehu min ibâdinel muhlesîn(muhlesîne).


1. ve le kad : andolsun
2. hemmet : hamle yaptı, yeltendi, kastetti
3. bi-hi : onunla
4. ve hemme : ve arzuladı
5. bi-hâ : onu
6. lev lâ : eğer olmasaydı
7. en reâ : muhakkak gördü
8. burhâne : delilik
9. rabbi-hi : onun Rabbi
10. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
11. li nasrife : çevirmemiz için
12. anhu es sûe : onu kötülükten
13. ve el fahşâe : ve fuhuş
14. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
15. min ibâdi-nâ : kullarımızdan
16. el muhlesîne : muhlis olanlar

Vestebekâl bâbe ve kaddet kamîsahu min duburin ve elfeyâ seyyidehâ ledel bâb(bâbi), kâlet mâ cezâu men erâde bi ehlike sûen illâ en yuscene ev azâbun elîm(elîmun).


1. ve istebekâ : ve koştular
2. el bâbe : kapı
3. ve kaddet (kadde) (kadde (kalın d ile yazılırsa)) (kudde) : ve yırttı (boyuna yırttı) (enine yırttı) (yırtıldı)
4. kamîsa-hu : onun gömleği
5. min duburin : arkadan
6. ve elfeyâ : ve ikisi karşılaştılar, karşılarında (buldular)
7. seyyide-hâ : onun efendisi (kadının)
8. ledâ el bâbi : kapının yanı
9. kâlet : dedi (dediler)
10. : olmadı
11. cezâu : ceza
12. men erâde : isteyen kimse
13. bi ehli-ke : (senin) ailenle birlikte
14. sûen : kötülük
15. illâ : ancak, sadece
16. en yuscene : zindana atılmak
17. ev : veya
18. azâbun elîmun : elîm bir azap

Kâle hiye râvedetnî an nefsî ve şehide şâhidun min ehlihâ, in kâne kamîsuhu kudde min kubulin fe sadekat ve huve minel kâzibîn(kâzibîne).


1. kâle : dedi
2. hiye : o
3. râvedet-nî : beni elde etmeye çalıştı, benimle beraber olmak istedi
4. an nefsî : nefsimden
5. ve şehide : ve şahitlik etti
6. şâhidun : şahittir
7. min ehli-hâ : onun (kadının) ailesinden
8. in kâne : eğer, olursa
9. kamîsu-hu : onun gömleği
10. kudde : yırtıldı
11. min kubulin : önden
12. fe sadekat : o zaman, o taktirde doğru söyledi, haklı
13. ve huve : ve o
14. min el kâzibîne : yalancılardan

Ve in kâne kamîsuhu kudde min duburin fe kezebet ve huve mines sâdikîn(sâdikîne).


1. ve in kâne : ve eğer, ... oldu ise, ... ise (varsa)
2. kamîsu-hu : onun gömleği
3. kudde : yırtıldı
4. min duburin : arkadan
5. fe kezebet : bu durumda o (kadın) yalan söyledi
6. ve huve : ve o
7. min es sâdikîne : doğru söyleyenlerden, sadıklardan

Fe lemmâ reâ kamîsahu kudde min duburin kâle innehu min keydikun(kunne), inne keydekunne azîm(azîmun).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. reâ : gördü
3. kamîsu-hu : onun gömleği
4. kudde : yırtıldı
5. min duburin : arkadan
6. kâle : dedi
7. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
8. min keydikunne : sizin tuzaklarınızdan (hilelerinizden)
9. inne : muhakkak
10. keydekunne : sizin tuzağınız (hileniz)
11. azîmun : azîm, büyük

Yûsufu a’rıd an hâzâ vestagfirî li zenbik(zenbiki), inneki kunti minel hâtıîn(hâtıîne).


1. yûsufu : Yusuf
2. a'rıd : yüz çevir
3. an hâzâ : bundan
4. vestagfirî (ve istagfirî) : mağfiret iste
5. li zenbi-ki : senin suçun, günahın için (kadın için)
6. inne-ki : muhakkak sen (kadın)
7. kunti : oldun (kadın)
8. min el hâtıîne : kasten günah işleyenlerden

Ve kâle nisvetun fîl medînetimre’etul azîzi turâvidu fetâhâ an nefsih(nefsihî), kad şegafehâ hubbâ(hubben), innâ le nerâhâ fî dalâlin mubîn(mubînin).


1. ve kâle : ve dedi
2. nisvetun : kadınlar
3. fî el medîneti : şehrin içinde, şehirde
4. emre'etu el azîzi : azîzin (vezirin) hanımı
5. turâvidu : elde etmek istiyor
6. fetâhâ : onun emrinde olan (kölesi) genç delikanlı
7. an nefsi-hî : onun nefsinden
8. kad : oldu, olmuştu
9. şegafe-hâ : onun kalbine işlemiş
10. hubben : sevgi, muhabbet
11. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
12. le nerâ-hâ : onu görüyoruz
13. fî dalâlin : dalâlette
14. mubînin : apaçık

Fe lemmâ semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a’tedet lehunne mutteke’en ve âtet kulle vâhidetin minhunne sikkînen ve kâletihruc aleyhinn(aleyhinne), fe lemmâ re’eynehû ekbernehu ve katta’ne eydiyehunne ve kulne hâşe lillâhi mâ hâzâ beşerâ(beşeren),in hâzâ illâ melekun kerîm(kerîmun).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. semiat : işitti (kadın)
3. bi mekrihinne : çekiştirdiklerini, dedikodu yaptıklarını
4. erselet : gönderdi
5. ileyhinne : onlara (kadınlara)
6. ve a'tedet : ve hazırladı
7. lehunne : onlar için
8. mutteke'en : karşılıklı dayanıp oturacak yer
9. ve âtet : ve verdi
10. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
11. vâhidetin : bir tek
12. min hunne : onlardan (kadınlardan)
13. sikkînen : bir bıçak
14. ve kâlet ihruc : ve "çık" dedi
15. aleyhinne : onların üzerinde
16. re'eyne-hu : onu gördüler (kadınlar)
17. ekberne-hu : onu büyüttüler (çok beğendiler, hayran kaldılar)
18. ve katta'ne : ve kestiler
19. eydiye-hunne : (onlar) ellerini
20. ve kulne : ve dediler
21. hâşe : hayır
22. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
23. : olmadı
24. hâzâ : bu
25. beşeren : bir beşer
26. in hâzâ : bu ancak sadece
27. illâ : ancak, sadece
28. melekun : bir melek
29. kerîmun : kerim, bol

Kâlet fe zâlikunnellezî lumtunnenî fîh(fîhi), ve lekad râvedtuhu an nefsihî festa’sam(festa’same), ve lein lem yef’al mâ âmuruhu le yuscenenne ve leyekûnen mines sâgırîn(sâgırîne).


1. kâlet : dedi (dediler)
2. fe zâlikunne : işte bu
3. ellezî lumtunne-nî : beni kınadığınız kimse
4. fîhi : orada
5. ve lekad : ve andolsun
6. râvedtu-hu : onu elde etmeye çalıştım, elde etmek istedim
7. an nefsi-hi : onun nefsinden
8. fe ista'same : o zaman imtina etti, aşırı derecede, şiddetle sakındı
9. ve lein : ve eğer
10. lem yef'al : yapmazsa
11. : olmadı
12. âmuru-hu : ona emrettiğim
13. le yuscenenne : mutlaka zindana atılacak
14. ve le yekûne : ve mutlaka olacak, olarak
15. min es sâgırîne : küçük düşenlerden

Kâle rabbis sicnu ehabbu ileyye mimmâ yed’ûnenî ileyh(ileyhi), ve illâ tasrif annî keydehunne asbu ileyhinne ve ekun minel câhilîn(câhilîne).


1. kâle : dedi
2. rabbi : Rab
3. es sicnu : hapishane, zindan
4. ehabbu : daha sevgili
5. ileyye : bana, kendime
6. mimmâ (min mâ) : şeyden
7. yed'ûne-nî : beni çağırdıkları, davet ettikleri
8. ileyhi : ona
9. ve illâ : ve olması hariç, olmazsa
10. tasrif : uzaklaştır, çevir
11. an-nî : benden
12. keydehunne : onların (kadınların) hilesi, tuzağı
13. asbu : kalben meylederim
14. ileyhinne : onlara (kadınlara)
15. ve ekun : ve olurum
16. min el câhilîne : cahillerden

Festecâbe lehu rabbuhu fe sarefe anhu keydehunn(keydehunne), innehu huves semîul alîm(alîmu).


1. fe istecâbe : o zaman, icabet etti, dualarına cevap verdi
2. lehu : ona ait, onun
3. rabbu-hu : onun Rabbi
4. fe sarefe : böylece uzaklaştırdı, çevirdi
5. anhu : ondan
6. keydehunne : onların (kadınların) hilesi, tuzağı
7. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
8. huve es semîu : O en iyi işiten
9. el alîmu : en iyi bilen

Summe bedâlehum min ba’di mâ raevul âyâti le yescununnehu hattâ hîn(hînin).


1. summe : sonra
2. bedâle-hum : onlara zahir oldu, uygun göründü
3. min ba'di mâ : şey ...den sonra
4. raevu el âyâti : delilleri gördüler
5. le yescununne-hu : onu mutlaka zindana atacaklar
6. hattâ : olana kadar, olmadıkça
7. hînin : belli bir zaman

Ve dehale meahus sicne feteyân(feteyâni), kâle ehaduhumâ innî erânî a’sıru hamrâ(hamren), ve kâlel âharu innî erânî ahmilu fevka re’sî hubzen te’kulut tayru minh(minhu), nebbi’nâ bi te’vîlih(te’vîlihî), innâ nerâke minel muhsinîn(muhsinîne).


1. ve dehale : ve girdi
2. mea-hu : onun yanında
3. es sicne : zindan
4. feteyâni : iki genç erkek
5. kâle : dedi
6. ehadu-humâ : onlardan biri
7. in-nî : muhakkak ki ben
8. erâ-nî : beni, kendimi görüyorum
9. a'sıru : sıkıyorum
10. hamren : üzüm
11. ve kâle el âharu : ve diğeri dedi
12. ahmilu : taşıyorum
13. fevka : üstün
14. re'sî : başım
15. hubzen : ekmek
16. te'kulu : yiyor
17. et tayru : kuş(lar)
18. min-hu : ondan
19. nebbi'nâ : bize haber ver, bize anlat
20. bi te'vîli-hi : onun yorumunu
21. in-nâ : muhakkak ki biz
22. nerâ-ke : seni görüyoruz
23. min el muhsinîne : (muhsinlerden), muhsinlere

Kâle lâ ye’tikumâ taâmun turzekânihî illâ nebbe’tukumâ bi te’vîlihî kable en ye’tiyekumâ, zâlikumâ mimmâ allemenî rabbî, innî terektu millete kavmin lâ yu’minûne billâhi ve hum bil âhiretihum kâfirûn(kâfirûne).


1. kâle : dedi
2. lâ ye'tikumâ : size (ikinize) gelmez
3. taâmun : bir yemek
4. turzekâni-hi : onunla rızıklandırılacağınız
5. illâ : ancak, sadece
6. nebbe'tu-kumâ : size (ikinize) haber verdim
7. bi te'vîli-hi : onun yorumunu
8. kable : önce
9. en ye'tiye-kumâ : size (ikinize) gelmesi
10. zâlikumâ : işte bu ikisi
11. mimmâ (min mâ) : şeyden
12. alleme-ni : bana öğretti
13. rabbî : Rabbim
14. innî : muhakkak ki ben
15. terektu : terkettim
16. millete kavmin : bir kavmin dîni
17. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
18. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
19. ve hum : ve onlar
20. bi el âhireti-hum : kendi ahiretlerini
21. kâfirûne : inkâr edenler

Vetteba’tu millete âbâî ibrâhîme ve ishâka ve ya’kûb(ya’kûbe), mâ kâne lenâ en nuşrike billâhi min şey(şey’in), zâlike min fadlillâhi aleynâ ve alen nâsi ve lâkinne ekseren nâsi lâ yeşkurûn(yeşkurûne).


1. ve itteba'tu : ve ben tâbî oldum
2. millete : topluluk, dîn
3. âbâî : atalarım, babalarım
4. ibrâhîme : İbrâhîm
5. ve ishâka : ve İshak
6. ve ya'kûbe : ve Yâkub
7. mâ kâne : olmadı
8. lenâ : bizim
9. en nuşrike : şirk koşmamız
10. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
11. min şey'in : bir şeyden
12. zâlike : işte bu, bu
13. min fadli allâhi : Allah'ın fazlından
14. aleynâ : bize
15. ve alâ en nâsi : ve insanların üzerine, insanlara
16. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
17. eksere en nâsi : insanların çoğu
18. lâ yeşkurûne : şükretmiyorlar

Yâ sâhibeyis sicni e erbâbun muteferrikûne hayrun emillâhul vâhıdul kahhâr(kahhâru).


1. yâ sâhibeyis sicni : ey zindan arkadaşlarım
2. e erbâbun : Rab'ler mi
3. muteferrikûne : ayrı ayrı, birçok (tefrik edilmiş olanlar)
4. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
5. emillâhu (emi allâhu) : yoksa, Allah mı
6. el vâhıdu : bir tek olan, tek
7. el kahhâru : kahhar olan (tutan, yakalayan, hakim ve gâlip olan)

Mâ ta’budûne min dûnihî illâ esmâen semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), inil hukmu illâ lillâh(lillâhi), emere ellâ ta’budû illâ iyyâh(iyyâhu), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. : olmadı
2. ta'budûne : kul oluyorsunuz
3. min dûni-hi : ondan başka
4. illâ : ancak, sadece
5. esmâen : isimler
6. semmeytumû-hâ : onu isimlendirdiniz
7. entum : sizi
8. ve âbâu-kum : ve babalarınız, atalarınız
9. mâ enzele allâhu : Allah indirmedi
10. bi-hâ : onu
11. min sultânin : hüccetten, burhandan, delilden (bir şey), bir delil
12. in el hukmu : ancak hüküm
13. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
14. emere : emretti
15. ellâ (en lâ) ta'budû : kul olmamanız
16. iyyâ-hu : sadece, yalnızca O'na
17. zâlike : işte bu, bu
18. ed dînu el kayyimu : kayyum (Âdem (A.S)'dan kıyâmete kadar devam edecek olan) dîn
19. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
20. eksere en nâsi : insanların çoğu
21. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Yâ sâhıbeyis sicni emmâ ehadukumâ fe yeskî rabbehu hamrâ(hamren), ve emmel âharu fe yuslebu fe te’kulut tayru min re’sih(re’sihî), kudiyel emrullezî fîhi testeftiyân(testeftiyâni).


1. yâ sâhıbeyi es sicni : ey zindan arkadaşlarım
2. emmâ ehadu-kumâ : ama, fakat, sizin ikinizden biri
3. fe yeskî : bundan sonra sakilik yapacak (içecek sunacak)
4. rabbe-hu : (onun) Rabbi
5. hamren : üzüm
6. ve emmâ el âharu : ve (ama) fakat diğeri, diğerine gelince
7. fe yuslebu : asılacak
8. fe te'kulu et tayru : sonra, böylece, kuş(lar) yiyecek
9. min re'si-hi : onun başından
10. kudiye : olmuştur, bitirilmiştir, kesinleşmiştir (kesinleştirilmiştir)
11. el emru : emir, iş
12. ellezî : o ki, ki o
13. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
14. testeftiyâni : ikinizin tabirini, fetvasını, açıklamasını istediğiniz

Ve kâle lillezî zanne ennehu nâcin minhumazkurnî inde rabbike fe ensâhuş şeytânu zikre rabbihî fe lebise fîs sicni bid’a sinîn(sinîne).


1. ve kâle : ve dedi
2. lillezî (li ellezî) : o kimseye
3. zanne : zannetti, bildi
4. enne-hu : onun olduğu
5. nâcin : kurtulan kimse
6. min humâ : (onların) ikisinden
7. uzkur-ni : beni hatırla, an
8. inde rabbi-ke : senin Rabbinin katında, yanında, huzurunda
9. fe ensâhu : o zaman, fakat ona unutturdu
10. eş şeytânu : şeytan
11. zikre : hatırlama, anma
12. rabbi-hi : onun Rabbi
13. fe lebise : böylece kaldı
14. fî es sicni : zindanda
15. bid'a : birkaç
16. sinîne : seneler

Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhel meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn(ta’burûne).


1. ve kâle : ve dedi
2. el meliku : hükümdar, melik
3. in-ni : muhakkak ben, gerçekten ben
4. erâ : görüyorum
5. seb'a : yedi
6. bakarâtin : inekler
7. simânin : semiz, besili
8. ye'kuluhunne : onları yiyor
9. seb'un : yedi (adet)
10. icâfun : zayıf, cılız
11. ve seb'a : ve yedi (adet)
12. sunbulâtin : sümbüller, başaklar
13. hudrin : yeşil
14. ve uhara : ve diğerleri, ötekileri
15. yâbisâtin : kuru
16. yâ eyyuhâ el meleu : ey (kavmin) önde gelenleri, ileri gelenler
17. eftû-ni (eftâ) : bana açıklayın, tabir edin, fetva verin (açıkladı, tabir etti, fetva verdi)
18. fî ru'yâye : rüyamı, rüyam hakkında
19. in kuntum : eğer siz iseniz
20. li er ru'yâ : rüya için
21. ta'burûne : tabir edenler, yorumlayanlar

Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn(âlimîne).


1. kâlû : dediler
2. adgâsu : karışık, karmakarışık
3. ahlâmin : rüyalar
4. ve mâ : ve şey
5. nahnu : biz
6. bi te'vîli el ahlâmi : rüyaların yorumunu
7. bi âlimîne : bilenler

Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûn(ersilûni).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezî necâ : kurtulan kimse
3. min humâ : (onların) ikisinden
4. ve eddekere : ve sonradan (unutmuşken) hatırladı
5. ba'de : sonra
6. ummetin : ümmet
7. ene : ben
8. unebbiu-kum : size haber veririm
9. bi te'vîli-hi : onun yorumunu
10. fe ersilû-ni : hemen beni gönderin

Yûsufu eyyuhes sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilen nâsi leallehum ya’lemûn(ya’lemûne).


1. yûsufu : Yusuf
2. eyyuhâ es sıddîku : ey doğru sözlü, sıddîk
3. efti-nâ : bize açıkla, tabir et, yorumla
4. : içinde, vardır
5. seb'ı : yedi (adet)
6. bakarâtin : inekler
7. simânin : semiz, besili
8. ye'kuluhunne : onları yiyor
9. seb'un : yedi (adet)
10. icâfun : zayıf, cılız
11. ve seb'ı : ve yedi (adet)
12. sunbulâtin : sümbüller, başaklar
13. hudrin : yeşil
14. ve uhare : ve diğerleri
15. yâbisâtin : kuru
16. leal-lî : umarım ben
17. erciu : dönerim
18. ilâ en nâsi : insanlara
19. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
20. ya'lemûne : bilirler

Kâle tezreûne seb’a sinîne de’ebâ(de’eben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn(te’kulûne).


1. kâle : dedi
2. tezreûne : ekin ekersiniz
3. seb'a : yedi
4. sinîne : seneler
5. de'eben : âdetiniz üzere, devam ederek, eskisi gibi
6. fe : o zaman, böylece
7. mâ hasadtum : hasat ettiğiniz, biçtiğiniz şeyleri
8. fe zerû-hu : sonra onu (onları) bırakın
9. fî sunbuli-hi : kendi başağında
10. illâ : ancak, sadece
11. kalîlen : az
12. mimmâ (min mâ) : şeyden
13. te'kulûne (min mâ te'kulûne) : yiyorsunuz (yediğiniz şeylerden)

Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn(tuhsinûne).


1. summe : sonra
2. ye'tî : getirir
3. min ba'di : sonradan, sonra
4. zâlike : işte bu, bu
5. seb'un : yedi (adet)
6. şidâdun : şiddetli, kuvvetli, zor
7. ye'kulne : yiyecekler, yerler
8. mâ kaddemtum : önceden sakladığınız, takdim ettiğiniz, hazırladığınız şeyler
9. lehunne : onlar için
10. illâ : ancak, sadece
11. kalîlen : az
12. mimmâ (min mâ) : şeyden
13. tuhsinûne : biriktiriyorsunuz, saklıyorsunuz

Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn(ya’sırûne).


1. summe : sonra
2. ye'tî : getirir
3. min ba'di : sonradan, sonra
4. zâlike : işte bu, bu
5. âmun : sene, yıl
6. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
7. yugâsu en nâsu : insanlara yardım edilecek, yardım görecekler, yağmur verilecek, verimli, bol mahsullü olacak
8. ve fî-hi : ve onda (o yılda)
9. ya'sırûne : meyvelerin suyunu sıkacaklar,

Ve kâlel meliku’tûnî bihî, fe lemmâ câehur resûlu kâlerci’ ilâ rabbike fes’elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta’ne eydiyehunn(eydiyehunne), inne rabbî bi keydihinne alîm(alîmun).


1. ve kale el meliku'tû-nî : ve hükümdar "bana getirin" dedi
2. bi-hi : onunla
3. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
4. câe-hu er resûlu : ona elçi geldi
5. kale irci' : dedi "dön"
6. ilâ rabbi-ke : efendine
7. fe es'el-hu : böylece, o zaman ona sor
8. : olmadı
9. bâlu en nisveti : o kadınların durumu, hali
10. ellâtî kattane : kesenler (kadınlar)
11. eydiyehunne : ellerini
12. inne : muhakkak
13. rabbî : Rabbim
14. bi keydihinne : onların (kadınların) hilelerini
15. alîmun : en iyi bilen

Kâle mâ hatbukunne iz râvedtunne yûsufe an nefsih(nefsihî), kulne hâşe lillâhi mâ alimnâ aleyhi min sû’(sûin), kâletimre’etul azîzil âne hashasal hakku ene râvedtuhu an nefsihî ve innehu le mines sâdikîn(sâdikîne).


1. kâle : dedi
2. : olmadı
3. hatbukunne : üzerinde konuşma yaptığınız konu, mesele
4. iz râvedtunne yûsufe : Yusuf'u elde etmeye çalıştığınız zaman
5. an nefsi-hi : onun nefsinden
6. kulne : dediler
7. hâşe : hayır
8. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
9. mâ alimnâ : biz bilmedik
10. aleyhi : ona, onun üzerine
11. min sûin : kötülükten
12. kâlet imre'etu el azîzi : azîzin hanımı dedi
13. el'âne : şimdi
14. hashasa el hakku : hak (gizli iken sonradan) ortaya çıktı
15. ene : ben
16. râvedtu-hu : onu elde etmeye çalıştım, elde etmek istedim
17. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
18. le min es sâdikîne : elbette doğru söyleyenlerden, sadıklardan

Zâlike li ya’leme ennî lem ehunhu bil gaybi ve ennallâhe lâ yehdî keydel hâinîn(hâinîne).


1. zâlike : işte bu, bu
2. li ya'leme : bilmesi için, bilinip belli olması için
3. ennî : muhakkak ki ben
4. lem ehun-hu : ona ihanet etmedim
5. bi el gaybi : gayb ile, gıyabında, gaybda
6. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
7. lâ yehdî : hidayete erdirmez
8. keyde el hâinîne : ihanet edenlerin tuzağı, hilesi

Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).


1. ve mâ uberriu : ve temize çıkaramam
2. nefsî : nefsimi
3. inne en nefse : muhakkak nefs
4. le emmâretun : mutlaka emreder
5. bis sûı : kötülüğü, kötülük ile
6. illâ : ancak, sadece
7. mâ rahime : Rahîm esmasıyla tecelli ettiği kişi
8. rabbî : Rabbim
9. inne : muhakkak
10. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
11. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Ve kâlel meliku’tûnî bihî estahlishu li nefsî, fe lemmâ kellemehu kâle innekel yevme ledeynâ mekînun emîn(emînun).


1. ve kâle : ve dedi
2. el meliku'tûnî : melik (hükümdar) "bana getirin"
3. bi-hi : onunla
4. estahlis-hu : onu seçtim, (bana) has kıldım
5. li nefsî : nefsim için, kendim için, kendime
6. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
7. kelleme-hu : onunla konuştu
8. kâle : dedi
9. inneke el yevme : muhakkak sen bugün
10. ledey-nâ : yanımızda
11. mekînun : yüksek mevki sahibi
12. emînun : emin, güvenilir, inanılır

Kâlec’alnî alâ hazâinil ard(ardı), innî hafîzun alîm(alîmun).


1. kâle ic'al-ni : beni (sorumlu) kıl dedi
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. hazâin el ardı : bu yerin hazineleri
4. in-ni : muhakkak ben, gerçekten ben
5. hafîzun : hafizdir, en iyi koruyandır, muhafaza edendir
6. alîmun : en iyi bilen

Ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ard(ardı), yetebevveu minhâ haysu yeşâ’(yeşâu), nusîbu bi rahmetinâ men neşâu ve lâ nudîu ecrel muhsinîn(muhsinîne).


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. mekkennâ : yerleştirdik, mevki sahibi yaptık
3. li yûsufe : Yusuf'u
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. yetebevveu : konaklar, yerleşir
6. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
7. haysu : yerden
8. yeşâu : diler
9. nusîbu : isabet ettiririz, göndeririz
10. bi rahmeti-nâ : rahmetimizi
11. men neşâu : dilediğimiz kimse(ler)
12. ve lâ nudîu : ve zayi etmeyiz, kayba uğratmayız
13. ecre el muhsinîne : muhsinlerin ecrini, ücretini, mükâfatını

Ve le ecrul âhıreti hayrun lillezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).


1. ve le ecrul âhıreti : ve mutlaka, ahiretin ecri (mükâfatı)
2. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
3. lillezîne (li ellezîne) : o kimselere, onlara
4. âmenû : îmân ettiler
5. ve kânû : ve oldular
6. yettekûne : takva sahibi olurlar

Ve câe ihvetu yûsufe fe dehalû aleyhi fe arefehum ve hum lehu munkirûn(munkirûne).


1. ve câe : ve geldi
2. ihvetu yûsufe : Yusuf'un kardeşleri
3. fe dehalû : böylece girdiler
4. aleyhi : ona, onun üzerine
5. fe arefe-hum : hemen onları tanıdı
6. ve hum : ve onlar
7. lehu : ona ait, onun
8. munkirûne : tanımayanlar (tanıyamayanlar)

Ve lemmâ cehhezehum bi cehâzihim kâle’tûnî bi ahin lekum min ebîkum, e lâ terevne ennî ûfîl keyle ve ene hayrul munzilîn(munzilîne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. cehheze-hum : onlara hazırladı
3. bi cehâzi-him : zahire yüklerini
4. kâle'tûnî : bana getirin dedi
5. bi ahin : kardeşinizi
6. lekum : sizin için, size
7. min ebî-kum : sizin babanızdan
8. e lâ terevne : görmüyor musunuz
9. ennî : muhakkak ki ben
10. ûfî el keyle : ölçmeyi tam yaparım
11. ve ene : ve ben
12. hayru : en hayırlı
13. el munzilîne : ağırlayanlar, ikram edenler

Fe in lem te’tûnî bihî fe lâ keyle lekum indî ve lâ takrebûn(takrebûni).


1. fe : o zaman, böylece
2. in lem te'tû-nî : eğer bana getirmezseniz
3. bi-hî : onunla
4. fe lâ : artık hayır
5. keyle : bir ölçek, ölçülen madde
6. lekum : sizin için, size
7. indî : benim yanımda
8. ve lâ takrebû-ni : ve bana yaklaşmayın

Kâlû senurâvidu anhu ebâhu ve innâ le fâ’ilûn(fâ’ilûne).


1. kâlû : dediler
2. se nurâvidu : isteyeceğiz, istemeye çalışacağız
3. an-hu ebâ-hu : onu babasından
4. ve in-nâ : ve muhakkak biz, hiç şüphesiz biz
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. fâ'ilûne : yapanlar

Ve kâle li fityânihic’alû bidâatehum fî rihâlihim leallehum ya’rifûnehâ izenkalebû ilâ ehlihim leallehum yerci’ûn(yerci’ûne).


1. ve kâle : ve dedi
2. li fityâni-hi : adamlarına (yardımcı gençlere)
3. ıc'alû : yapın (koyun)
4. bidâate-hum : onların sermayeleri, erzak bedelleri
5. fî rihâli-him : onların yüklerinin içine (heybelerine)
6. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
7. ya'rifûne-hâ : onu tanırlar, onu farkederler
8. izenkalebû (izâ inkalebû) : geri döndükleri zaman
9. ilâ ehli-him : ailelerine
10. yerci'ûne : rücu ederler, dönerler

Fe lemmâ receû ilâ ebîhim kâlû yâ ebânâ munia minnel keylu fe ersil meanâ ehânâ nektel ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. receû : döndüler
3. ilâ : ... e
4. ebî-him : (onların) babaları
5. kâlû : dediler
6. yâ ebâ-nâ : ey babamız
7. munia : engellendi
8. min-nâ : bizden
9. el keylu : ölçek
10. fe ersil : artık gönder
11. mea-nâ : bizimle beraber
12. ehâ-nâ : kardeşimiz
13. nektel : ölçekle (satın) alalım
14. ve innâ : ve muhakkak ki biz
15. lehu : ona ait, onun
16. le : mutlaka, elbette, muhakkak
17. hâfizûne : koruyanlar, muhafaza edenler

Kâle hel âmenukum aleyhi illâ kemâ emintukum alâ ahîhi min kabl(kablu), fallâhu hayrun hâfizâ(hâfizen) ve huve erhamur râhimîn(râhimîne).


1. kâle : dedi
2. hel âmenu-kum : size güvenir miyim, size inanır mıyım, sizden emin olur muyum
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. illâ : ancak, sadece
5. kemâ : gibi
6. emintu-kum : sizden emin oldum
7. alâ ahî-hi : onun kardeşine, kardeşi için
8. min kablu : önceden, daha önce
9. fallâhu (fe allâhu) : oysa, halbuki Allah
10. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
11. hâfizen : koruyucu, koruyan
12. ve huve : ve o
13. erhamu er râhimîne : rahmet edenlerin en çok rahmet edenidir

Ve lemmâ fetehû metâahum vecedû bidâatehum ruddet ileyhim, kâlû yâ ebânâ mâ nebgî, hâzihî bidâatunâ ruddet ileynâ, ve nemîru ehlenâ ve nahfazu ehânâ ve nezdâdu keyle beîr (beîrin), zâlike keylun yesîr(yesîrun).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. fetehû : açtılar
3. metâa-hum : metalarını, eşyalarını
4. vecedû : buldular
5. bidâate-hum : onların sermayeleri, erzak bedelleri
6. ruddet : iade edildi, geri verildi
7. ileyhim : onlara
8. kâlû : dediler
9. yâ ebâ-nâ : ey babamız
10. mâ nebgî : (daha) ne isteriz
11. hâzihî : bu
12. bidâatu-nâ : bizim sermayemiz
13. ileynâ, : bize
14. ve nemîru : ve erzak, yiyecek getiririz
15. ehle-nâ : ailemize
16. ve nahfazu : ve koruruz, muhafaza ederiz
17. ehâ-nâ : kardeşimiz
18. ve nezdâdu : ve arttırırız
19. keyle : bir ölçek, ölçülen madde
20. beîrin : (yük taşıyan) deve
21. keyle beîrin : bir deve yükü (ölçüsü kadar)
22. zâlike : işte bu, bu
23. keylun : ölçektir, miktardır
24. yesîrun : azdır (kolaydır)

Kâle len ursilehu meakum hattâ tu’tûni mevsikan minallâhi le te’tunnenî bihî illâ en yuhâta bikum, fe lemmâ âtevhu mevsikahum kâlallâhu alâ mâ nekûlu vekîl(vekîlun).


1. kâle : dedi
2.   :
3. mea-kum : sizinle beraber
4. tu'tû-ni :
5. min allâhi : Allah'tan
6. le te'tunne-nî : mutlaka bana getireceksiniz
7. bi-hi : onunla
8. illâ : ancak, sadece
9. en yuhâta : kuşatılmak, ihata edilmek
10. bikum, : sizinle, sizi
11. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
12. âtev-hu : ona verdiler
13. mevsika-hum : sağlam söz, kesin sözlerini
14. allâhu : Allah
15. alâ mâ nekûlu : söylediğimiz şeylere
16. vekîlun : vekildir

Ve kâle yâ beniyye lâ tedhulû min bâbin vâhidin vedhulû min ebvâbin muteferrikah(muteferrikatin), ve mâ ugnî ankum minallâhi min şey(şey’in) inil hukmu illâ lillâh(lillâhi), aleyhi tevekkeltu ve aleyhi fel yetevekkelil mutevekkilûn(mutevekkilûne).


1. ve kâle : ve dedi
2. yâ beniyye : ey oğullarım
3. lâ tedhulû : girmeyiniz
4. min bâbin : kapıdan
5. vâhidin : tek, bir
6. ve udhulû : ve giriniz
7. min ebvâbin : kapılardan
8. muteferrikatin : ayrı ayrı
9. ve mâ ugnî : ve ben kâfi gelemem, fayda veremem, gideremem
10. ankum : sizden, size
11. min allâhi : Allah'tan
12. min şeyin : bir şeyi (bir şeyden)
13. inil hukmu (in el hukmu) : hüküm ise
14. illâ : ancak, sadece
15. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
16. aleyhi : ona, onun üzerine
17. tevekkeltu : ben tevekkül ettim (güvendim)
18. ve aleyhi : ve ona
19. fe li yetevekkeli : artık tevekkül etsinler
20. el mutevekkilûne : tevekkül edenler

Ve lemmâ dehalû min haysu emerehum ebûhum, mâ kâne yugnî anhum minallâhi min şey’in illâ hâceten fî nefsi ya’kûbe kadâhâ, ve innehu le zû ilmin limâ allemnâhu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. dehalû : girdiler
3. min haysu : yerden
4. emere-hum : onlara emretti
5. ebû-hum, : onların babaları
6. mâ kâne : olmadı
7. yugnî : kâfi gelir, fayda verir, giderir
8. an-hum : onlardan
9. min allâhi : Allah'tan
10. min şey'in : bir şeyden
11. illâ : ancak, sadece
12. hâceten : bir dilek, bir hacet
13. fî nefsi : nefsinde
14. ya'kûbe : Yâkub
15. kadâ-hâ, : o vuku buldu, onu (işi, olayı) yerine getirdi
16. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
17. le : mutlaka, elbette, muhakkak
18. zû ilmin : bir ilim sahibi
19. limâ : şeyi
20. allemnâ-hu : ona öğrettik
21. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
22. eksere en nâsi : insanların çoğu
23. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Ve lemmâ dehalû alâ yûsufe âvâ ileyhi ehâhu, kâle innî ene ehûke fe lâ tebteis bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. dehalû : girdiler
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. yûsufe : Yusuf
5. âvâ : yanına aldı (barındırdı)
6. ileyhi : ona
7. ehâ-hu : onun kardeşi
8. kâle : dedi
9. in-nî : muhakkak ki ben
10. ene : ben
11. ehû-ke : senin kardeşin
12. fe : o zaman, böylece
13. lâ tebteis : üzülme
14. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
15. kânû : oldular
16. ya'melûne : yapıyorlar

Fe lemmâ cehhezehum bi cehâzihim ceales sikâyete fî rahli ahîhi, summe ezzene muezzinun eyyetuhel îru innekum le sârikûn(sârikûne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. cehheze-hum : onlara hazırladı
3. bi cehâzi-him : zahire yüklerini
4. ceale : kıldı, yaptı
5. es sikâyete : su kabı
6. fî rahli : yükün içine
7. ahî-hi, : onun kardeşi (kendi kardeşi)
8. summe : sonra
9. ezzene : seslendi (ilân etti)
10. muezzinun : müezzin, ilân eden, seslenmekle görevli kişi
11. eyyetu-hâ : ey
12. el îru : kafile
13. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
14. le : mutlaka, elbette, muhakkak
15. sârikûne : hırsızlar

Kâlû ve akbelû aleyhim mâzâ tefkidûn(tefkidûne).


1. kâlû : dediler
2. ve akbelû : ve döndüler
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. mâzâ : ne
5. tefkidûne : kaybediyorsunuz (arıyorsunuz)

Kâlû nefkıdu suvâalmeliki ve li men câe bihî hımlu beîrin ve ene bihî za’îm(za’îmun).


1. kâlû : dediler
2. nefkıdu : kaybediyoruz (kaybettiğimizi arıyoruz)
3. suvâa el meliki : melikin (hükümdarın) su kabı
4. ve li men câe bi-hi : ve kim onu getirirse
5. hımlu beîrin : bir deve yükü
6. ve ene : ve ben
7. bihî : ona
8. za'îmun : kefil

Kâlû tallâhi lekad alimtum mâ ci’nâ li nufside fil ardı ve mâ kunnâ sârikîn(sârikîne).


1. kâlû : dediler
2. tallâhi : Allah
3. lekad : andolsun ki
4. alimtum : siz bildiniz
5. mâ ci'nâ : biz gelmedik
6. li nufside : bozgunculuk çıkarmak için
7. fi el ardı : yeryüzünde
8. ve mâ kunnâ : ve biz değiliz, biz olmadık
9. sârikîne : hırsızlar

Kâlû fe mâ cezâuhû in kuntum kâzibîn(kâzibîne).


1. kâlû : dediler
2. fe : o zaman, böylece
3. mâ cezâu-hû : onun cezası nedir
4. in kuntum kâzibîne : eğer siz yalan söylüyorsanız

Kâlû cezâuhu men vucide fî rahlihî fe huve cezâuh(cezâuhu), kezâlike neczîz zâlimîn(zâlimîne).


1. kâlû : dediler
2. cezâu-hu : onun cezası
3. men vucide : kimde bulunursa
4. fî rahlihi : onun yükünde, yükü içinde
5. fe huve : artık o
6. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
7. neczî ez zâlimîne : biz zalimleri cezalandırırız

Fe bedee bi ev’ıyetihim kable viâi ahîhi, summestahrecehâ min viâi ahîh(ahîhi), kezâlike kidnâ li yûsuf(yûsufe), mâ kâne li ye’huze ehâhu fî dînil meliki, illâ en yeşâallâh(yeşâallâhu), nerfeu derecâtin men neşâ’(neşâu), ve fevka kulli zî ilmin alîm(alîmun).


1. fe : o zaman, böylece
2. bedee : başladı
3. bi ev'ıyeti-him : onların heybeleri
4. kable : önce
5. viâi : kap, heybe
6. ahî-hi : onun kardeşi, kardeşi
7. summestahrecehâ : sonra onu çıkardı
8. min viâi ahî-hi : kardeşinin heybesinden
9. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
10. kidnâ (keyd) : düzen hazırladık (hile, düzen, tedbir)
11. li yûsufe : Yusuf'u
12. mâ kâne : olmadı
13. li ye'huze : alıkoyması, tutması
14. ehâ-hu : onun kardeşi
15. fî dîni el meliki : melikin dîninde, milletinde, kurallarında
16. illâ : ancak, sadece
17. en yeşâallâhu(yeşâu allâhu) : Allah'ın dilemesi
18. nerfeu : yükseltiriz, arttırırız
19. derecâtin : dereceler
20. men neşâu : dilediğimiz kimse(ler)
21. ve fevka : ve üstünde
22. kulli : hepsi, her
23. zî ilmin : ilim sahibi
24. alîmun : en iyi bilen

Kâlû in yesrık fe kad sereka ehun lehu min kabl(kablu), fe eserreha yûsufu fî nefsihî ve lem yubdihâ lehum kâle entum şerrun mekânâ(mekânen), vallâhu a’lemu bimâ tesifûn(tesifûne).


1. kâlû : dediler
2. in yesrık : eğer çalmışsa
3. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
4. sereka : çaldı
5. ehun : kardeşi
6. lehu : ona ait, onun
7. min kablu : önceden, daha önce
8. fe eserre-hâ : onu saklı tuttu, gizledi
9. yûsufu : Yusuf
10. fî nefsi-hî : nefsinde, kendi içinde
11. ve lem yubdi-hâ : ve onu açıklamadı
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. kâle : dedi
14. entum : sizi
15. şerrun : şerrdir
16. mekânen : konum, yer
17. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
18. a'lemu : daha iyi bilir
19. bimâ : şey ile
20. tesifûne : anlatıyorsunuz

Kâlû yâ eyyuhel azîzu inne lehû eben şeyhan kebîren fe huz ehadenâ mekâneh(mekânehu), innâ nerâke minel muhsinîn(muhsinîne).


1. kâlû : dediler
2. yâ eyyuhâ el azîzu : ey azîz
3. inne : muhakkak
4. lehû : onun (erkeğin)
5. eben : babası
6. şeyhan : ihtiyar, şeyh
7. kebîren : büyük, yaşlı
8. fe : o zaman, böylece
9. huz : al, tut
10. ehade-nâ : bizden birisi
11. mekâne-hu : mekânını, yerini
12. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
13. nerâ-ke : seni görüyoruz
14. min el muhsinîne : (muhsinlerden), muhsinlere

Kâle maâzâllâhi en ne’huze illâ men vecednâ metâanâ indehû innâ izen le zâlimûn(zâlimûne).


1. kâle : dedi
2. maâzâ allâhi (âze) : Allah'a sığınırım (sığındı)
3. en ne'huze : alıkoymamız, onu almamız, tutmamız, alıkoymamız
4. illâ : ancak, sadece
5. men vecednâ : bulduğumuz kimse
6. metâa-nâ : bizim eşyamız
7. inde-hû : onun katında
8. innâ (in-nâ) : eğer biz yaparsak
9. izen : öyle olunca, aksi halde
10. le zâlimûne : mutlaka zalimler

Fe lemmestey’esû minhu halesû neciyyâ(neciyyen), kâle kebîruhum e lem ta’lemû enne ebâkum kad ehaze aleykum mevsikan minallâhi ve min kablu mâ ferrattum fî yûsuf(yûsufe), fe len ebrahal arda hattâ ye’zene lî ebî ev yahkumallâhu lî ve huve hayrul hâkimîn(hâkimîne).


1. fe lemmestey'esû : artık umutlarını kestikleri zaman
2. min-hu : ondan
3. halesû : ayrıldılar, bir kenara çekildiler
4. neciyyan : fısıldaşarak, gizli konuşarak
5. kâle : dedi
6. kebîru-hum : onların büyüğü
7. e lem ta'lemû : bilmiyor musunuz
8. enne : olduğunu
9. ebâ-kum : sizin babanız
10. kad : oldu, olmuştu
11. ehaze : aldı, yakaladı
12. aleykum : size, sizi
13. mevsikan : misak
14. min allâhi : Allah'tan
15. ve min kablu : ve önceden
16. mâ ferrattum : yaptığınız kusur
17. fî yûsufe : Yusuf için, Yusuf hakkında, Yusuf'a
18. fe len ebraha (bereha) : artık asla ayrılmam (ayrıldı)
19. el arda : arz, yeryüzü
20. hattâ : olana kadar, olmadıkça
21. ye'zene : izin verir
22. lî ebî : bana babam
23. ev : veya
24. yahkumu allahu : Allah hüküm verir
25. : bana
26. ve huve : ve o
27. hayru el hâkimîne : hüküm verenlerin en hayırlısı

Irciû ilâ ebîkum fe kûlû yâ ebânâ innebneke serak(seraka), ve mâ şehidnâ illâ bimâ alimnâ ve mâ kunnâ lil gaybi hâfizîn(hâfizîne).


1. ırciû : dönün
2. ilâ ebî-kum : babanıza
3. fe kûlû : o zaman deyiniz, söyleyiniz
4. yâ ebâ-nâ : ey babamız
5. innebneke (inne ibne-ke) : muhakkak senin oğlun
6. seraka : hırsızlık yaptı
7. ve mâ şehid-nâ : ve biz şahit olmadık (görmedik)
8. illâ : ancak, sadece
9. bimâ : şey ile
10. alimnâ : bildik
11. ve mâ kunnâ : ve biz değiliz, biz olmadık
12. lilgaybi (li el gaybi) : gaybı, gizli olanı
13. hâfizîne : koruyanlar, bilenler (bilgiyi muhafaza edenler, bilgi sahibi olanlar)

Ves’elil karyetelletî kunnâ fîhâ vel îrelletî akbelnâ fîhâ, ve innâ le sâdikûn(sâdikûne).


1. ves'elil karyete : ve o karyeye, şehir halkına sor
2. elletî : ki o
3. kunnâ : biz olduk, biz idik,
4. fîhâ : onun içinde, ona
5. vel îrelletî (ve el îre elletî) (îre) : ve kafile, ki o (üzerinde yük bulunan develer, yüklü develer topluluğu, kafile)
6. akbelnâ : döndük
7. fî-hâ : orada
8. ve innâ : ve muhakkak ki biz
9. le sâdikûne : gerçekten sadık olanlar, sözlerini tutanlar

Kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), asallâhu en ye’tiyenî bihim cemî’â(cemî’an), innehu huvel alîmul hakîm(hakîmu).


1. kâle : dedi
2. bel : hayır, bilâkis
3. sevvelet : sürükledi, teşvik etti
4. lekum : sizin için, size
5. enfusu-kum : nefsleriniz
6. emren : emir, iş
7. fe : o zaman, böylece
8. sabrun : sabır
9. cemîlun : güzel
10. asallâhu (asâ allâhu) : umulur ki Allah
11. en ye'tiye-nî : bana getirir (bana getirmesi)
12. bi-him : onlarla
13. cemî'an : hepsini
14. innehu : muhakkak ki o
15. huve : o
16. el alîmu el hakîmu : en iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır

Ve tevellâ anhum ve kâle yâ esefâ alâ yûsufe vebyaddat aynâhu minel huzni fe huve kezîm(kezîmun).


1. ve tevellâ : ve yüz çevirdi
2. an-hum : onlardan
3. ve kâle : ve dedi
4. yâ esefâ alâ yûsufe : ey Yusuf'a olan esefim (üzüntü)
5. ve ebyaddat : beyaz oldu, ağardı
6. aynâ-hu : onun gözleri (onun iki gözü)
7. min el huzni : hüzünden
8. fe huve : artık o
9. kezîmun : üzüntüsünü saklayan

Kâlû tallâhi tefteu tezkuru yûsufe hattâ tekûne haradan ev tekûne minel hâlikîn(hâlikîne).


1. kâlû : dediler
2. tallâhi : Allah
3. tefteu : hâlâ devam ediyorsun
4. tezkuru : zikrediyorsun, anıyorsun
5. yûsufe : Yusuf
6. hattâ : olana kadar, olmadıkça
7. tekûne : olursun
8. haradan : ölüme götüren hastalık
9. ev : veya
10. min el hâlikîne : helâk olanlardan

Kâle innemâ eşkû bessî ve huznî ilallâhi ve a’lemu inallâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).


1. kâle : dedi
2. innemâ : ancak, sadece
3. eşkû : şikâyet ederim (arz ederim)
4. bessî : derin üzüntüm, kederim
5. ve huznî : ve hüznüm
6. ilallâhi (ilâ allâhi) : Allah'a
7. ve a'lemu : ve ben bilirim
8. min allâhi : Allah'tan
9. mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz bir şey

Yâ beniyyezhebû fe tehassesû min yûsufe ve ehîhi ve lâ te’yesû min revhillâh(revhıllâhi), innehu lâ ye’yesu min revhillâhi illel kavmul kâfirûn(kâfirûne).


1. yâ beniyye izhebû : ey oğullarım, gidiniz
2. fe : o zaman, böylece
3. tehassesû : iyice araştırın
4. min yûsufe : Yusuf'tan, Yusuf'u
5. ve ehî-hi : ve onun kardeşi
6. ve lâ te'yesû : ve umut kesmeyin
7. min revhi allâhi (er revhu) : Allah'ın rahmetinden, Allah'ın vereceği ferahlıktan, sevinçten (sevinç, ferahlık, rahmet)
8. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
9. lâ ye'yesu : umut kesmezler
10. min revhi allâhi : Allah'ın rahmetinden, Allah'ın vereceği ferahlıktan, sevinçten
11. illâ : ancak, sadece
12. el kavmu el kâfirûne : kâfirler kavmi (onu inkâr edenler topluluğu)

Fe lemmâ dehalû aleyhi kâlû yâ eyyuhel azîzu messenâ ve ehlened durru ve ci’nâ bi bidâatin muzcâtin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleynâ, innallâhe yeczîl mutesaddikîn(mutesaddikîne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. dehalû : girdiler
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. kâlû : dediler
5. yâ eyyuhâ el azîzu : ey azîz
6. messenâ : bize dokundu
7. ve ehlenâ : ve ailemize
8. ed durru : zarar, ziyan
9. ve ci'nâ : ve geldik
10. bi : ile, ... e
11. bidâatin : sermaye
12. muzcâtin : önemsiz, az
13. fe evfi : tam ver
14. lenâ : bizim
15. el keyle : ölçü, ölçek
16. ve tesaddak : sadaka ver, bağışta bulun
17. aleynâ : bize
18. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak ki Allah
19. yeczî : karşılığını öder, mükâfatını verir
20. el mutesaddikîne : sadaka verenler, tasaddukta bulunanlar

Kâle hel alimtum mâ fealtum bi yûsufe ve ahîhi iz entum câhilûn(câhilûne).


1. kâle : dedi
2. hel :
3. alimtum : siz bildiniz
4. : olmadı
5. fealtum : siz yaptınız
6. bi yûsufe : Yusuf'a
7. ve ahî-hi : ve onun kardeşine
8. iz : olmuştu, olduğu zaman
9. entum : sizi
10. câhilûne : cahiller

Kâlû e inneke le ente yûsuf(yûsufu), kâle ene yûsufu ve hâzâ ahî kad mennallâhu aleynâ, innehu men yettekı ve yasbir fe innallâhe lâ yudî’u ecrel muhsinîn(muhsinîne).


1. kâlû : dediler
2. e inne-ke : gerçekten sen misin
3. le ente yûsufu : mutlaka sen Yusuf'sun
4. kâle : dedi
5. ene yûsufu : ben Yusuf'um
6. ve hâzâ : ve bu
7. ahî : kardeşim
8. kad : oldu, olmuştu
9. menne allâhu : Allah ni'metlendirdi
10. aleynâ, : bize
11. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
12. men yettekı : kim takva sahibi olursa
13. ve yasbir : ve sabreder
14. fe innallâhe : o taktirde, muhakkak ki Allah
15. lâ yudî'u ecre : karşılığını zayi etmez (boşa çıkarmaz)
16. el muhsinîne (ecre el muhsinîne) : muhsinler (muhsinlerin ecrini)

Kâlû tallâhi lekad âserekellâhu aleynâ ve in kunnâ le hâtıîn(hâtıîne).


1. kâlû : dediler
2. tallâhi : Allah
3. lekad : andolsun ki
4. âserekellâhu : Allah seni tercih etmiştir
5. aleynâ : bize
6. ve in kunnâ : ve biz olurduk (eğer, ... ise biz ... olduk)
7. le hâtıîne : kasten günah işleyen günahkârlar

Kâle lâ tesrîbe aleykumul yevm(yevme), yagfirullâhu lekum ve huve erhamur râhimîn(râhimîne).


1. kâle : dedi
2. lâ tesrîbe : kınama (suçlama) yoktur
3. aleykum el yevme : bugün size
4. yagfiru allâhu : Allah mağfiret etsin
5. lekum : sizin için, size
6. ve huve : ve o
7. erhamu er râhimîne : rahmet edenlerin en çok rahmet edenidir

Yezhebû bikamîsî hâzâ fe elkûhu alâ vechi ebî ye’ti basîrâ(basîran), ve’tûnî bi ehlikum ecma’în(ecma’îne).


1. yezhebû (izhebû) : götürün (gidin)
2. bikamîsî : benim gömleğimi
3. hâzâ : bu
4. fe : o zaman, böylece
5. elkû-hu : onu atın, ilka edin, sürün
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. vechi ebî : babamın yüzüne (vechine)
8. ye'ti : gelir
9. basîran : en iyi gören
10. ve'tûnî : ve bana getirin
11. bi ehli-kum : ailenizi
12. ecma'îne : hepsi, tümü

Ve lemmâ fasalatil’îru kâle ebûhum innî le ecidu rîha yûsufe lev lâ en tufennidûn(tufennidûni).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. fasalatil'îru (fasalati el îru) : kafile ayrıldı
3. kâle : dedi
4. ebû-hum : onların babası
5. in-nî : muhakkak ki ben
6. le ecidu : buluyorum (duyuyorum)
7. rîha yûsufe : Yusuf'un kokusu (esintisi, rüzgârı, rayihası)
8. lev lâ : eğer olmasaydı
9. en tufennidû-ni (fened) : bana bunuyor demeniz (kişinin ihtiyarlıktan dolayı bunaması)

Kâlû tallâhi inneke le fî dalâlikel kadîm(kadîmi).


1. kâlû : dediler
2. tallâhi : Allah
3. inne-ke : muhakkak ki sen
4. le fî : elbette içindedir
5. dalâlike : senin dalâletin (doğru olan şeyden uzaklığın, sapman)
6. el kadîmi : eski

Fe lemmâ en câel beşîru elkâhu alâ vechihî fertedde basîrâ(basiran), kâle e lem ekul lekum innî a’lemu minallâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. en câe : gelmek
4. el beşîru : müjdeci
5. elkâ-hu : attı, koydu, sürdü
6. alâ vechi-hî : onun yüzüne
7. fertedde : hemen geri döndü
8. basîrâ : görme hassası
9. kâle : dedi
10. e lem : olmaz mı, olmadı mı
11. ekul : ben derim, söylerim
12. lekum : sizin için, size
13. in-nî : muhakkak ki ben
14. a'lemu : daha iyi bilir
15. min allâhi : Allah'tan
16. mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz bir şey

Kâlû yâ ebânestagfir lenâ zunûbenâ innâ kunnâ hâtıîn(hâtıîne).


1. kâlû : dediler
2. yâ ebânestagfir : ey babamız mağfiret dile
3. lenâ : bizim
4. zunûbe-nâ : günahlarımızı
5. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
6. kunnâ : biz olduk, biz idik,
7. hâtıîne : bilerek günah işleyenler

Kâle sevfe estagfiru lekum rabbî, innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).


1. kâle : dedi
2. sevfe estagfiru (sevfe) : yakında mağfiret isteyeceğim (yakın gelecek, yakında olacak)
3. lekum : sizin için, size
4. rabbî : Rabbim
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. huve : o
7. el gafûru : gafurdur, mağfiret edendir
8. er rahîmu : Rahim esmasıyla tecelli eden

Fe lemmâ dehalû alâ yûsufe âvâ ileyhi ebeveyhi ve kâledhulû mısra in şâallâhu âminîn(âminîne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. dehalû : girdiler
3. alâ yûsufe : Yusuf'a (yanına, huzuruna)
4. âvâ ileyhi : kendi yanına aldı (barındırdı)
5. ebeveyhi : onun annesi, babası
6. ve kâledhulû (kâle udhulû) : ve "giriniz" dedi
7. mısra : Mısır'a
8. in şâallâhu (in şâe allâhu) : eğer Allah dilerse
9. âminîne : emin olanlar, güvende olanlar

Ve refea ebeveyhi alel arşı ve harrû lehu succedâ(succeden), ve kâle yâ ebeti hâzâ te’vîlu ru’yâye min kablu kad cealehâ rabbî hakkâ(hakkan), ve kad ahsene bî iz ahrecenî mines sicni ve câe bikum minel bedvi min ba’di en nezegaş şeytânu beynî ve beyne ıhvetî, inne rabbî latîfun limâ yeşâ’(yeşâu) innehu huvel alîmul hakîm(hakîmu).


1. ve refea : ve yükseltti, çıkardı
2. ebeveyhi : onun annesi, babası
3. alel arşı (alâ el arşı) : tahtın üzerine
4. ve harrû : ve (yere) eğildiler (çömeldiler)
5. lehu : ona ait, onun
6. succeden : secde ederek
7. ve kâle : ve dedi
8. yâ ebeti : ey baba, babacığım
9. hâzâ : bu
10. te'vîlu : tabiri, yorumu
11. ru'yâye : benim rüyam
12. min kablu : önceden, daha önce
13. kad : oldu, olmuştu
14. ceale-hâ : onu kıldı, yaptı
15. rabbî : Rabbim
16. hakkan : bir hakk olarak
17. ve kad : ve olmuştur
18. ahsene : ahsen olan
19. : bana, benim için
20. iz : olmuştu, olduğu zaman
21. ahrece-nî : beni çıkardı
22. min es sicni : zindandan
23. ve câe bi-kum : ve sizi getirdi
24. min el bedvi : çölden
25. min ba'di : sonradan, sonra
26. en nezega : arasını açmak
27. eş şeytânu : şeytan
28. beynî : benim aram
29. ve beyne : ve arasını
30. ıhvetî : benim kardeşlerim
31. inne : muhakkak
32. latîfun : lâtiftir, lütuf sahibidir
33. li mâ yeşâu : dilediğine
34. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
35. huve : o
36. el alîmu : en iyi bilen
37. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

Rabbi kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fîd dunyâ Vel âhıreh(âhıreti), teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn(sâlihîne).


1. rabbi : Rab
2. kad : oldu, olmuştu
3. âteyte-nî : bana verdin
4. min el mulki : mülk, saltanat, hükümdarlık
5. ve allemte-nî : ve bana öğrettin
6. min te'vîli : tevîlinden, yorumundan
7. el ehâdîsi : sözler, olaylar
8. fâtıra es semâvâti : semaları yaratan
9. vel ardı (ve el ardı) : ve yeryüzü
10. ente : sen
11. veliyyî : benim velîm, dostum
12. fîd dunyâ (fî ed dunyâ) : dünyada
13. vel âhıreti (ve el âhıreti) : ve ahiret
14. teveffe-nî : beni vefat ettir
15. muslimen : Allah'a teslim olan, müslüman
16. ve elhık-nî : ve beni dahil et, arasına kat, ilhak et
17. bi es sâlihîne : salihlerle

Zâlike min enbâil gaybi nûhîhi ileyk(ileyke), ve mâ kunte ledeyhim iz ecmaû emrehum ve hum yemkurûn(yemkurûne).


1. zâlike : işte bu, bu
2. min enbâi : haberlerinden
3. el gaybi : gayb, bilinmeyen
4. nûhî-hi : onu vahyediyoruz
5. ileyke : sana
6. ve mâ kunte : ve sen ... değildin
7. ledey-him : onların yanında
8. iz : olmuştu, olduğu zaman
9. ecmaû : toplandılar, karar verdiler
10.