Savurdukça savuranlara andolsun!

(Yağmur) yüküyle yüklenen (bulutlara) andolsun!

Kolayca akıp giden (gemi)lere andolsun!

İşi paylaştırıp ayıranlara andolsun!

Size vâdedilen şey kesinlikle doğrudur.

Ceza mutlaka vuku bulacaktır.

İçinde yollar bulunan göğe andolsun!

Şüphesiz ki siz çelişkili sözler içerisindesiniz.

Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

Kahrolsun o koyu yalancılar!

Onlar koyu bir cehalet içinde kalmış gafillerdir.

Din gününün ne zaman olacağını soruyorlar.

Onların ateşte yakılacakları gündür.

Tadın azabınızı! Acele gelmesini istediğiniz şey işte bu idi.

Muttakiler cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar.

Rablerinin kendilerine verdiklerini alırlar. Çünkü onlar bundan önce dünyada güzel davranırlardı.

Onlar geceleri pek az uyurlardı.

Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.

Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı (onu verirlerdi).

Kesin olarak inananlar için yeryüzünde açık âyetler (deliller) vardır.

İçinizde. . . Görmüyor musunuz?

Rızkınız da size vâdedilen şeyler de göktedir.

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

Resulüm! İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana gelmedi mi?

Onlar İbrahim'in yanına girdiklerinde: "Selâm!" demişlerdi. O da: "Selâm!" demiş, içinden de onların "Tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.

Hemen âilesinin yanına giderek semiz bir dana (kebabı) getirtti.

Önlerine sürüp: "Yemez misiniz?" dedi.

Onlardan ötürü içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

Karısı hayretle seslenerek geldi. Elini yüzüne çarparak: "Ben kısır bir kocakarıyım!" dedi.

Onlar: "Bu böyledir. Rabbin söylemiştir. O hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. " dediler.

İbrahim: "O halde işiniz nedir ey elçiler?" dedi.

Dediler ki: "Biz suçlu bir kavme gönderildik. "

"Üzerlerine sert taşlar yağdıralım diye. "

"Onlar haddi aşanlar için Rabbinin katında işaretlenmiştir. "

Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

Zaten orada müslümanlardan sadece bir ev halkından başka kimse bulamadık.

Acı azaptan korkanlar için, orada bir işaret bıraktık.

Musa'da da ibretler vardır. Onu apaçık bir delil ile Firavun'a gönderdik.

O bütün erkânı ile birlikte yüz çevirdi ve: "Bir sihirbaz veya bir delidir. " dedi.

Biz de onu ve ordusunu tutup denize attık. Bu sırada o, kendisini kınayıp duruyordu.

Âd kavminin başından geçende de ibret vardır. Onların üzerine kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Semud kavminin başına gelenlerde de ibretler vardır. Onlara: "Bir süreye kadar sefa sürüp zevklenin!" denmişti.

Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar. Bu yüzden bakıp dururken kendilerini yıldırım çarpmıştı.

Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım edenleri de olmamıştı.

Bunlardan önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir topluluk idiler.

Göğü kendi ellerimizle biz bina ettik ve biz onu elbette genişleticiyiz.

Yeri de döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz!

İbret alasınız diye her şeyi çift çift yarattık.

Allah'a kaçınız! Ben size O'nun katından apaçık bir korkutucuyum.

Allah ile birlikte başka bir ilâh edinmeyin. Ben sizi O'nun katından apaçık bir korkutucuyum.

İşte böyle. Onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen: "Bir sihirbaz veya bir delidir. " dediler.

Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.

Onlardan yüz çevir. (Dâvetine uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.

Öğüt ver, hatırlat. Çünkü öğüt ve nasihat müminlere fayda verir.

Ben cinleri ve insanları ancak (beni bilsinler) bana ibadet etsinler diye yarattım.

Ben onlardan rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.

Şüphesiz ki rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.

Muhakkak ki bu (zamanda) zulmedenlerin de (geçmişteki zâlim) arkadaşlarının paylarına benzer (azaptan) payları vardır. O halde acele etmesinler!

Kendilerine vaad edilen günlerinden dolayı kâfirlerin vay haline!