Vez zâriyâti zerven.


1. ve : ve
2. ez zâriyâti : tozu dumana katan, esip savuran rüzgârlar, fırtına
3. zerven : uçuran, savuran, dağıtan

Fel hâmilâti vıkren.


1. fe : o zaman, böylece
2. el hâmilâti : yüklenenler, taşıyanlar (bulutlar)
3. vıkren : ağır yük yüklenerek

Fel câriyâti yusren.


1. fe el câriyâti : sonra akıp gidenler
2. yusren : kolay olan

Fel mukassimâti, emren.


1. fe : o zaman, böylece
2. el mukassimâti : sonra taksim edenlere
3. emren : emir, iş

İnnemâ tûadûne le sâdikûn.


1. inne : muhakkak
2. : olmadı
3. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. sâdikûn : doğrudur

Ve inned dîne le vâkıu(vâkıun).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. ed dîne : dîn
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. vâkıun : düşen (düşecek)

Ves semâi zâtil hubuki.


1. ve : ve
2. es semâi : sema, gökyüzü
3. zâti : sahip oldu
4. el hubuki : sağlam, kıvrımlı (spiralimsi), iç içe dairesel (sarmal), yörüngesel, kıvrılarak ilerleyen, yollar

İnnekum le fî kavlin muhtelifin.


1. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
2. le fî : elbette içindedir
3. kavlin : söz
4. muhtelifin : ihtilâflı

Yû’feku anhu men ufik(ufike).


1. yû'feku : çevrilir, döndürülür
2. an-hu : ondan
3. men : kimse, kişi
4. ufike : döndürüldü

Kutilel harrâsûne.


1. kutile : öldürülürdü
2. el harrâsûne : yalancılar, (zan ile) yalan söyleyenler

Ellezîne hum fî gamretin sâhûne.


1. ellezîne hum : ki onlar
2. fî gamretin : cehalet içinde
3. sâhûne : gaflette olanlardır

Yes’elûne eyyâne yevmud dîn(dîni).


1. yes'elûne : sorarlar
2. eyyâne : ne zaman
3. yevmu ed dîni : dîn günü, hesap ve ceza günü

Yevme hum alen nâri yuftenûne.


1. yevme : o gün
2. hum : onlar
3. alâ en nâri : ateşe karşı
4. yuftenûne : imtihan ediliyorlar

Zûkû fitnetekum, hâzellezî kuntum bihî testa’cilûn(testa’cilûne).


1. zûkû : tadın
2. fitnete-kum : fitnenizi
3. hâzâ : bu
4. ellezî : o ki, ki o
5. kuntum : siz iseniz
6. bi-hi : onunla
7. testa'cilûne : siz acele ediyorsunuz

İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûnin.


1. inne : muhakkak
2. el muttekîne : takva sahipleri
3. fî cennâtin : cennetler içinde
4. ve uyûnin : ve pınarlar

Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn(muhsinîne).


1. âhizîne : alanlar
2. mâ âtâ-hum : onlara verdiği şeyi
3. rabbu-hum : onların Rabbi
4. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
5. kânû : oldular
6. kable : önce
7. zâlike : işte bu, bu
8. muhsinîne : muhsin olanlar, namusunu koruyanlar, iffetli olanlar

Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn(yehceûne).


1. kânû : oldular
2. kalîlen : az
3. min el leyli : geceden
4. : olmadı
5. yehceûne : uyurlar

Ve bil eshârihum yestağfirûne.


1. ve bi el eshâri-hum : ve onların seher vakitleri (seher vakitlerinde)
2. yestağfirûne : istiğfar ederler, mağfiret dilerler

Ve fî emvâlihim hakkun lis sâili vel mahrûmi.


1. ve fî emvâli-him : ve onların mallarında vardır
2. hakkun : hak, gerçek
3. li es sâili : isteyen için, isteyenlerin
4. ve el mahrûmi : ve mahrum olan, yoksul olan (iffetinden isteyemeyen)

Ve fîl ardı âyâtun lil mûkınîne.


1. ve fî el ardı : ve arzda, yeryüzünde
2. âyâtun : âyetler
3. li el mûkınîne : yakîn hasıl edenler için

Ve fî enfusikum, e fe lâ tubsirûn(tubsirûne).


1. ve fî : ve vardır
2. enfusi-kum : sizin nefsleriniz, kendiniz
3. e :
4. fe : o zaman, böylece
5. lâ tubsirûne : görmüyorsunuz

Ve fîs semâi rızkukum ve mâ tûadûn(tûadûne).


1. ve : ve
2. fî es semâi : semaya
3. rızku-kum : sizin rızkınız
4. ve mâ tûadûne : ve sizin vaadolunduğunuz şeyler

Fe ve rabbis semâi vel ardı innehu le hakkun misle mâ ennekum tentıkûn(tentıkûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ve rabbi : ve Rabbi
3. es semâi : sema, gökyüzü
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. hakkun : hak, gerçek
8. misle : benzer, gibi
9. : olmadı
10. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
11. tentıkûne : siz konuşuyorsunuz

Hel etâke hadîsu dayfi ibrâhîmel mukremîn(mukremîne).


1. hel :
2. etâ-ke : sana geldi
3. hadîsu : söz, haber
4. dayfi : misafirler
5. ibrâhîme : İbrâhîm
6. el mukremîne : ikram edilen

İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâm(selâmun), kavmun munkerûn(munkerûne).


1. iz dehalû : girdikleri zaman
2. aleyhi : ona, onun üzerine
3. fe : o zaman, böylece
4. kâlû : dediler
5. selâmen : selâm
6. kâle : dedi
7. selâmun : selâmdır
8. kavmun : bir kavim, bir topluluk
9. munkerûne : tanınmayan (yabancı)

Fe râga ilâ ehlihî fe câe bi iclin semînin.


1. fe : o zaman, böylece
2. râga : gizlice gidip geldi
3. ilâ ehli-hî : ailesine, ailesinin yanına
4. câe bi : getirdi
5. iclin : buzağı
6. semînin : semiz

Fe karrebehû ileyhim kâle e lâ te’kulûn(te’kulûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. karrebe-hû : onu yaklaştırdı
3. ileyhim : onlara
4. kâle : dedi
5. e :
6. lâ te'kulûne : yemek yemiyorsunuz

Fe evcese minhum hîfeh(hîfeten), kâlû lâ tehaf, ve beşşerûhu bi gulâmin alîm(alîmin).


1. fe : o zaman, böylece
2. evcese : hissetti
3. min-hum : onlardan
4. hîfeten : bir korku
5. kâlû : dediler
6. lâ tehaf : korkma
7. ve beşşerû-hu : ve onu müjdelediler
8. bi gulâmin : bir erkek çocuk
9. alîmin : bilgin, iyi bilen

Fe akbeletimreetuhu fî sarretin fe sakket vechehâ ve kâlet acûzun akîmun.


1. fe : o zaman, böylece
2. akbelet : karşıladı
3. imreetu-hu : onun hanımı
4. fî sarretin : çığlık atarak
5. sakket : vurarak
6. veche-hâ : yüzüne
7. ve kâlet : ve dedi
8. acûzun : ihtiyar kadın
9. akîmun : kısır

Kâlû kezâliki kâle rabbuk(rabbuki), innehu huvel hakîmul alîmu.


1. kâlû : dediler
2. kezâliki : işte böyle, bunun gibi
3. kâle : dedi
4. rabbu-ki : senin Rabbin
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. huve : o
7. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi
8. el alîmu : en iyi bilen

Kâle fe mâ hatbukum eyyuhel murselûn(murselûne).


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. : olmadı
4. hatbu-kum : sizin konunuz, meseleniz, konuşacağınız konu
5. eyyuhâ : ey
6. el murselûne : gönderilmiş olan resûller, mürseller, elçiler

Kâlû innâ ursilnâ ilâ kavmin mucrimîne.


1. kâlû : dediler
2. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
3. ursilnâ : biz gönderildik
4. ilâ kavmin : bir kavme
5. mucrimîne : mücrim, günahkâr ve suçlu olan kimseler

Li nursile aleyhim hıcâreten min tînin.


1. li nursile : yollamamız (atmamız), yağdırmamız için
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. hıcâreten : taşlar
4. min tînin : (özel bir) topraktan, nemli topraktan

Musevvemeten inde rabbike lil musrifîn(musrifîne).


1. musevvemeten : damgalanmış, işaretlenmiş
2. inde : yanında, katında
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. li el musrifîne : haddi aşanlar için, müsrifler için

Fe ahrecnâ men kâne fîhâ minel mû’minîn(mû’minîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ahrecnâ : çıkardık
3. men kâne : olan kimse
4. fî-hâ : orada
5. min el mû'minîne : mü'min olandan

Fe mâ vecednâ fîhâ gayre beytin minel muslimîn(muslimîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. mâ vecednâ : bulduğumuz şey
3. fî-hâ : orada
4. gayre beytin : bir evden başka
5. min el muslimîne : (Allah'a) teslim olanlardan

Ve tereknâ fîhâ âyeten lillezîne yahâfûnel azâbel elîm(elîme).


1. ve tereknâ : ve biz bıraktık
2. fî-hâ : orada
3. âyeten : âyet, delil, kanıt
4. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
5. yahâfûne : korkarlar
6. el azâbe : azap
7. el elîme : elîm, acı

Ve fî mûsâ iz erselnâhu ilâ fir’avne bi sultânin mubînin.


1. ve fî mûsâ : ve Musa'da
2. iz erselnâ-hu : onu göndermiştik
3. ilâ fir'avne : firavuna
4. bi sultânin : bir delil, bir sultan, bir mucize
5. mubînin : apaçık

Fe tevellâ bi ruknihî ve kâle sâhırun ev mecnûnun.


1. fe : o zaman, böylece
2. tevellâ : döndü
3. bi rukni-hî : etrafındakilerle
4. ve kâle : ve dedi
5. sâhırun : sihir yapan, sihirbaz
6. ev : veya
7. mecnûnun : mecnun, deli

Fe ehaznâhu ve cunûdehu fe nebeznâhum fîl yemmi ve huve mulîm(mulîmun).


1. fe : o zaman, böylece
2. ehaznâ-hu : onu aldık, yakaladık
3. ve cunûde-hu : ve onun askerleri, onun orduları
4. nebeznâ-hum : onları attık
5. fî el yemmi : denizin içinde, denizde
6. ve huve : ve o
7. mulîmun : levmedilen, kınanan kimse

Ve fî âdin iz erselnâ aleyhimur rîhal akîm(akîme).


1. ve fî âdin : ve Ad kavminde
2. iz erselnâ : biz göndermiştik
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. er rîha : rüzgâr
5. el akîme : yok eden, akamete uğratan

Mâ tezeru min şey’in etet aleyhi illâ cealethu ker remîm(remîmi).


1. mâ tezeru : bırakmıyor
2. min şey'in : bir şeyden
3. etet : geldi
4. aleyhi : ona, onun üzerine
5. illâ : ancak, sadece
6. cealet-hu : onu kıldı, yaptı
7. ke : gibi
8. er remîmi : çürümüş, ufalanmış, kül gibi toz halinde

Ve fî semûde iz kîle lehum temetteû hattâ hînin.


1. ve fî semûde : ve Semud kavminde (vardır)
2. iz kîle : denildiği zaman
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. temetteû : faydalanın, metalanın (yaşayın)
5. hattâ hînîn : belli bir süreye kadar

Fe atev an emri rabbihim fe ehazethumus sâikatu ve hum yanzurûn(yanzurûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. atev : haddi aştılar
3. an emri : emrinden, emrine
4. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
5. ehazet-hum : onları yakaladı, helâk etti
6. es sâikatu : yıldırım
7. ve hum yanzurûne : ve onlar bakıyorlar

Fe mestetâû min kıyâmin ve mâ kânû muntesirîne.


1. fe : o zaman, böylece
2. mâ istetâû : güç yetiremediler, muktedir olamadılar
3. min kıyâmin : ayağa kalkma
4. ve mâ kânû : ve olmadılar, değiller
5. muntesirîne : yardım edilenler

Ve kavme nûhın min kabl(kablu), inne hum kânû kavmen fâsıkîn(fâsıkîne).


1. ve kavme nûhın : ve Nuh (A.S)'ın kavmi
2. min kablu : önceden, daha önce
3. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
4. kânû : oldular
5. kavmen : kavim, topluluk
6. fâsıkîne : fasıklar (fısk içinde olanlar)

Ves semâe beneynâhâ bi eydin ve innâ le mûsiûn(mûsiûne).


1. ve es semâe : ve sema, gökyüzü
2. beneynâ-hâ : onu bina ettik
3. bi eydin : bir kudretle, büyük bir kuvvetle
4. ve innâ : ve muhakkak ki biz
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. mûsiûne : genişletici olan

Vel arda fereşnâhâ fe ni’mel mâhidûn(mâhidûne).


1. ve el arda : ve arz, yeryüzü
2. fereşnâ-hâ : onu biz döşeyip yaydık
3. fe ni'me : işte ne güzel
4. el mâhidûne : döşeyen, düzenleyen, düzenleyici.

Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).


1. ve : ve
2. min kulli şey'in : herşeyden
3. halaknâ : biz yarattık
4. zevceynî : ikili, çift
5. lealle-kum : umulur ki böylece siz
6. tezekkerûne : siz tezekkür edersiniz

Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).


1. fe firrû : öyleyse kaç, sığın
2. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
3. innî : muhakkak ki ben
4. lekum : sizin için, size
5. min-hu : ondan
6. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
7. mubînun : açıkça, apaçık

Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).


1. ve lâ tec'alû : ve kılmayın, yapmayın
2. mea allâhi : Allah ile beraber
3. ilâhen : bir ilâh
4. âhara : başka, diğer
5. innî : muhakkak ki ben
6. lekum : sizin için, size
7. min-hu : ondan
8. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
9. mubînun : açıkça, apaçık

Kezâlike mâ etellezîne min kablihim min resûlin illâ kâlû sâhırun ev mecnûn(mecnûnun).


1. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
2. : olmadı
3. etâ ellezîne : onlara (kendilerine) ne geldi
4. min kabli-him : onlardan önce
5. min resûlin : bir resûl, bir elçi
6. illâ : ancak, sadece
7. kâlû : dediler
8. sâhırun : sihir yapan, sihirbaz
9. ev : veya
10. mecnûnun : mecnun, deli

E tevâsav bih(bihî), bel hum kavmun tâgûn(tâgûne).


1. e :
2. tevâsav : vasiyet, tavsiye ettiler
3. bi-hi : onunla
4. bel : hayır, bilâkis
5. hum : onlar
6. kavmun : bir kavim, bir topluluk
7. tâgûne : azgın, taşkın

Fe tevelle anhum fe mâ ente bi melûm(melûme).


1. fe tevelle : öyleyse yüz çevir
2. anhum : onlardan
3. fe mâ : artık değil
4. ente : sen
5. bi melûmin : kınanacak

Ve zekkir fe innez zikrâ tenfeul mû’minîn(mû’minîne).


1. ve zekkir : ve hatırlat
2. fe inne : o taktirde muhakkak
3. ez zikrâ : zikir, hatırlama
4. tenfe : fayda verir
5. el mû'minîne : mü'min olanlar

Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni.


1. ve mâ halaktu : ve ben yaratmadım
2. el cinne : cin
3. ve el inse : ve insanlar
4. illâ : ancak, sadece
5. li ya'budû-ni : bana kul olmaları

Mâ urîdu minhum min rızkın ve mâ urîdu en yut’imûni.


1. mâ urîdu : ben istemiyorum
2. min-hum : onlardan
3. min rızkın : rızıktan, bir rızık
4. ve mâ urîdu : ve ben istemiyorum
5. en yut'imû-ni : beni doyurup

İnnallâhe huver rezzâku zul kuvvetil metîn(metînu).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. huve : o
3. er rezzâku : rızık veren
4. zu el kuvveti : kuvvet sahibi
5. el metînu : metin, sağlam, güçlü

Fe inne lillezîne zalemû zenûben misle zenûbi ashâbihim fe lâ yesta’cilûni.


1. fe inne : o taktirde muhakkak
2. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
3. zalemû : zulmettiler
4. zenûben : günah, azap, nasip
5. misle : benzer, gibi
6. zenûbi : günah, azap, nasip
7. ashâbi-him : onların arkadaşları
8. fe : o zaman, böylece
9. lâ yesta'cilû-ni : benden acele istemesinler

Fe veylun lillezîne keferû min yevmihimullezî yûadûn(yûadûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. veylun : yazıklar olsun, vay haline
3. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
4. keferû : inkâr ettiler
5. min yevmi-him : o (azap) günlerinden dolayı
6. ellezî : o ki, ki o
7. yûadûne : vaadolunuyor