Hâ mim.


1. :

Vel kitâbil mubîni.


1. ve el kitâbi : ve kitap
2. el mubîni : apaçık

İnnâ cealnâhu kur’ânen arabiyyen leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. cealnâ-hu : onu kıldık
3. kur'ânen : Kur'ân
4. arabiyyen : Arapça olarak
5. lealle-kum : umulur ki böylece siz
6. ta'kılûne : akıl edersiniz

Ve innehu fî ummil kitâbi ledeynâ le alîyyun hakîm(hakîmun).


1. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
2. : içinde, vardır
3. ummi el kitâbi : ümmül kitap, ana kitap
4. ledey-nâ : yanımızda
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. alîyyun : âlî, yüce
7. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

E fe nadribu ankumuz zikre safhan en kuntum kavmen musrifîn(musrifîne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. nadribu ... (safhan) : vazgeçip bırakalım
4. an-kum : sizden
5. ez zikre : zikir
6. (nadribu) ... safhan : vazgeçip bırakalım
7. en kuntum : sizin olmanız
8. kavmen : kavim, topluluk
9. musrifîne : müsrif, haddi aşan

Ve kem erselna min nebîyin fîl evvelîn(evvelîne).


1. ve kem : ve kaç, kaç tane, nice
2. erselnâ : biz gönderdik
3. min nebiyyin : peygamberlerden
4. fî el evvelîne : evvelkilerin arasında, içinde

Ve mâ yetîhim min nebîyin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).


1. ve mâ ye'tî-him : ve onlara gelmedi
2. min nebiyyin : peygamberlerden
3. illâ : ancak, sadece
4. kânû : oldular
5. bi-hi : onunla
6. yestehziûne : alay ediyorlar

Fe ehleknâ eşedde minhum batşen ve medâ meselul evvelîn(evvelîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ehleknâ : biz helâk ettik
3. eşedde : daha şiddetli, daha kuvvetli
4. min-hum : onlardan
5. batşen : şiddetle yakalayarak, intikam alarak
6. ve medâ : ve oldu geçti
7. meselu : durum, hal
8. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunne halakahunnel azîzul alîm(alîmu).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. in : eğer
3. seelte-hum : onlara sordun
4. men : kimse, kişi
5. halaka : yarattı
6. es semâvâti : semalar, gökler
7. ve el arda : ve arz, yeryüzü
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. yekûlunne : derler
10. halaka-hunne : onları (ikisini) yarattı
11. el azîz : azîz, çok yüce
12. el alîmu : en iyi bilen

Ellezî cealekumul arda mehden ve cealelekum fîhâ subulen leallekum tehtedûn(tehtedûne).


1. ellezî : o ki, ki o
2. ceale : kıldı, yaptı
3. lekum : sizin için, size
4. el arda : arz, yeryüzü
5. mehden : beşik, döşek
6. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
7. fîhâ : onun içinde, ona
8. subulen : yollar
9. lealle-kum : umulur ki böylece siz
10. tehtedûne : hidayete erersiniz

Vellezî nezzele mines semâi mâenbi kader(kaderin), fe enşernâ bihî beldetenmeyten, kezâlike tuhrecûn(tuhrecûne).


1. ve ellezî : ve ki o
2. nezzele : indirdi
3. min es semâi : semadan, gökyüzünden
4. mâen : su
5. bi kaderin : bir kader ile, takdir edilmiş miktarda
6. fe : o zaman, böylece
7. enşer-nâ : yetiştirdik
8. bi-hî : onunla
9. beldeten : belde
10. meyten : ölü
11. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
12. tuhrecûne : çıkarılacaksınız

Vellezî halakal ezvâce kullehâve ceale lekum minel fulki vel enâmi mâ terkebûn(terkebûne).


1. ve ellezî : ve ki o
2. halaka : yarattı
3. el ezvâce : çiftler, eşler
4. kulle-hâ : onun hepsi
5. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
6. lekum : sizin için, size
7. min el fulki : gemilerden
8. ve el en'âmi : ve hayvanlar, davarlar
9. : olmadı
10. terkebûne : binersiniz

Li testevû alâ zuhûrihî summe tezkurû ni’mete rabbikum izesteveytum aleyhi, ve tekûlû subhânellezî sehhare lenâ hâzâ ve mâ kunnâ lehu mukrinîn(mukrinîne).


1. li testevû : yerleşmeniz için
2. alâ zuhûri-hi : onların sırtları üzerine, sırtlarına
3. summe tezkurû : sonra zikredin
4. ni'mete : ni'met
5. rabbi-kum : Rabbinize
6. izâ isteveytum : yerleştiğiniz zaman
7. aleyhi : ona, onun üzerine
8. ve tekûlû : ve deyin, söyleyin
9. subhâne : o sübhandır, bütün noksanlıklardan münezzehtir
10. ellezî : o ki, ki o
11. sehhare : musahhar kıldı, emrine amade kıldı
12. lenâ : bizim
13. hâzâ : bu
14. ve mâ kunnâ : ve biz değiliz, biz olmadık
15. lehu : ona ait, onun
16. mukrinîne : gücü yetenler, güç yetirenler

Ve innâ ilâ rabbinâ le munkalibûn(munkalibûne).


1. ve innâ : ve muhakkak ki biz
2. ilâ rabbi-nâ : Rabbimize
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. munkalibûne : dönen kimseler, dönmüş olanlar

Ve cealû lehu min ibâdihî cuz’â(cuz’en), innel insâne le kefûrun mubîn(mubînun).


1. ve cealû : kıldılar
2. lehu : ona ait, onun
3. min ibâdi-hi : onun kullarından
4. cuz'en : bir parça
5. inne : muhakkak
6. el insâne : insana
7. le : mutlaka, elbette, muhakkak
8. kefûrun : nankör olur
9. mubînun : açıkça, apaçık

Emittehaze mimmâ yahluku benâtin ve asfâkum bil benîn(benîne).


1. em : yoksa, veya
2. ittehaze : edindi
3. mimmâ (min mâ) : şeyden
4. yahluku : yaratır
5. benâtin : ve kızlar
6. ve asfâ-kum : ve sizin için seçti, tercih etti
7. bi el benîne : oğulları

Ve izâ buşşire ehaduhum bi mâ darabe lir rahmâni meselen zalle vechuhu musvedden ve huve kezîm(kezîmun).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. buşşire : müjdelendi
3. ehadu-hum : onların herbiri
4. bi mâ : şeye
5. darabe (meselen) : örnek verdi, isnad etti
6. li er rahmâni : Rahmân'a
7. (darabe) meselen : örnek verdi, isnad etti
8. zalle : gölgelendi
9. vechu-hu : onun yüzü
10. musvedden : siyahlaşmış olan, kararmış olan
11. ve huve : ve o
12. kezîmun : üzüntüsünü saklayan

E ve men yuneşşeu fîl hılyeti ve huve fîl hısâmi gayru mubîn(mubînin).


1. e :
2. ve men : ve kim
3. yuneşşeu : büyütülür, yetiştirilir
4. fî el hilyeti : ziynet içinde, süs eşyaları arasında
5. ve huve : ve o
6. fî el hisâmi : mücâdele içinde, mücâdelede
7. gayru : başka, dışında, olmaksızın
8. mubînin : apaçık

Ve cealûl melâiketellezîne hum ibâdur rahmâni inâsâ(inâsen), e şehidû halkahum, setuktebu şehâdetuhum ve yus’elûn(yus’elûne).


1. ve cealû : kıldılar
2. el melâikete : melekleri
3. ellezîne : ki onlar
4. hum : onlar
5. ibâdu : kullar
6. er rahmâni : Rahman esması ile tecelli eden
7. inâsen : dişiler (dişi olarak isimlendirdikleri putlar)
8. e :
9. şehidû : şahitlik ettiler
10. halka-hum : onlari yarattı
11. se-tuktebu : yazılacak
12. şehâdetu-hum : onların şehadetleri, şahitlikleri
13. ve yus'elûne : ve sorulacaklar, sorgulanacaklar

Ve kâlû lev şâer rahmânu mâ abednâhum, mâ lehum bi zâlike min ilmin in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).


1. ve kâlû : ve dediler
2. lev : eğer, ise
3. şâe : diledi
4. er rahmânu : Rahmân
5. mâ abednâ-hum : biz onlara tapmazdık
6. mâ lehum : onlar için (onların) yoktur
7. bi zâlike : bunda
8. min ilmin : ilimden, bilgiden
9. in ... (illâ) : eğer olursa, ancak ... olur
10. hum : onlar
11. (in) ... illâ : ancak, sadece
12. yahrusûne : yalan uydururlar

Em âteynâhum kitâben min kablihî fe hum bihî mustemsikûn(mustemsikûne).


1. em : yoksa, veya
2. âteynâ-hum : biz onlara verdik
3. kitâben : yazılı olan, yazı
4. min kabli-hi : ondan önce
5. fe : o zaman, böylece
6. hum : onlar
7. bihî : ona
8. mustemsikûne : tutunanlar, sarılanlar

Bel kâlû innâ vecednâ âbâenâ alâ ummetin ve innâ alâ âsârihim muhtedûn(muhtedûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. kâlû : dediler
3. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
4. vecednâ : biz bulduk
5. âbâe-nâ : babalarımız, atalarımız
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. ummetin : ümmet
8. ve innâ : ve muhakkak ki biz
9. âsâri-him : onların izleri
10. muhtedûne : hidayete eren (kimse)lerdir

Ve kezâlike mâ erselnâ min kablike fî karyetin min nezîrin illâ kâle mutrefûhâ innâ vecednâ âbâenâ alâ ummetin ve innâ alâ âsârihim muktedûn(muktedûne).


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. mâ erselnâ : göndermedik
3. min kabli-ke : senden önce
4. fî karyetin : bir beldeye, ülkeye
5. min nezîrin : (nezirlerden) bir nezir
6. illâ : ancak, sadece
7. kâle : dedi
8. mutrefû-hâ : onun refah içinde olanları, ileri gelenleri
9. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
10. vecednâ : biz bulduk
11. âbâe-nâ : babalarımız, atalarımız
12. alâ ummetin : bir ümmet (dîn) üzerinde
13. ve innâ : ve muhakkak ki biz
14. alâ âsâri-him : onların izleri üzerine, aynı esaslarla
15. muktedûne : tâbî olanlar, yolunda olanlar

Kâle e ve lev ci’tukum bi ehdâ mimmâ vecedtum aleyhi âbâekum, kâlû innâ bi mâ ursıltum bihî kâfirûn(kâfirûne).


1. kâle : dedi
2. e ve lev : ve ... ise de mi?
3. ci'tu-kum : size geldim
4. bi ehdâ : daha çok hidayete erdireni
5. mimmâ (min mâ) : şeyden
6. vecedtum : siz buldunuz
7. aleyhi : ona, onun üzerine
8. âbâe-kum : babalarınız, atalarınız
9. kâlû : dediler
10. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
11. bi mâ : şeye
12. ursiltum : siz gönderildiniz
13. bi-hî : onunla
14. kâfirûne : inkâr edenler

Fentekamnâ minhum fanzur keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. intekamnâ : intikam aldık
3. min-hum : onlardan
4. fanzur (fe unzur) : artık bak
5. keyfe : nasıl
6. kâne : oldu
7. âkibetu : sonu, akıbeti
8. el mukezzibîne : yalancılar

Ve iz kâle ibrâhîmu li ebîhi ve kavmihî innenî berâun mimmâ ta’budûn(ta’budûne).


1. ve iz kâle : ve demişti
2. ibrâhîmu : İbrâhîm
3. li ebî-hi : babasına
4. ve kavmi-hi : ve onun kavmine
5. inne-nî : muhakkak ki beni
6. berâun : uzak, ayrı
7. mimmâ (min mâ) : şeyden
8. ta'budûne : kul oluyorsunuz

İllellezî fataranî fe innehu se yehdîn(yehdîne).


1. illâ : ancak, sadece
2. ellezî : o ki, ki o
3. fatara-nî (ellezî fatara) : beni yarattı (yaratan)
4. fe : o zaman, böylece
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. se-yehdî-ni : beni hidayete erdirecek, kurtuluşa ulaştıracak

Ve cealehâ kelimeten bâkıyeten fî akıbihî leallehum yerciûn(yerciûne).


1. ve ceale-hâ : ve onu kıldı
2. kelimeten : bir söz, bir kelime
3. bâkiyeten : bâki, kalıcı olarak, kalıcı
4. : içinde, vardır
5. akibi-hi : onun akıbeti, ondan sonrakiler, zürriyeti
6. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
7. yerciûne : dönerler

Bel metta’tu hâulâi ve âbâehum hattâ câehumul hakku ve resûlun mubîn(mubînun).


1. bel : hayır, bilâkis
2. metta'tu : ben metalandırdım
3. hâulâi : bunlar
4. ve âbâe-hum : ve onların babaları, ataları
5. hattâ : olana kadar, olmadıkça
6. câe-hum(u) : onlara geldi
7. el hakku : hak, gerçek
8. ve resûlun : ve bir resûl
9. mubînun : açıkça, apaçık

Ve lemmâ câe humul hakku kâlû hâzâ sihrun ve innâ bihî kâfirûn(kâfirûne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. câe-hum : onlara geldi
3. el hakku : hak, gerçek
4. kâlû : dediler
5. hâzâ : bu
6. sihrun : bir sihir, bir aldatma
7. ve innâ : ve muhakkak ki biz
8. bi-hi : onunla
9. kâfirûne : inkâr edenler

Ve kâlû lev lâ nuzzile hâzel kur’ânu alâ raculin minel karyeteyni azîm(azîmin).


1. ve kâlû : ve dediler
2. lev lâ : eğer olmasaydı
3. nuzzile : indirildi
4. hâzâ : bu
5. el kur'ânu : Kur'ân-ı Kerim
6. alâ raculin : bir adama
7. min : den
8. el karyeteyni : iki belde
9. azîmin : azîm, büyük

E hum yaksimûne rahmete rabbik(rabbike), nahnu kasemnâ beynehum maîşetehum fîl hayâtid dunyâve refa’nâ ba’dahum fevka ba’dın derecâtin li yettehıze ba’duhum ba’dan suhriyyâ(suhriyyen), ve rahmetu rabbike hayrun mimmâ yecmaûn(yecmaûne).


1. e :
2. hum : onlar
3. yaksimûne : taksim ediyorlar
4. rahmete : rahmet
5. rabbi-ke : senin Rabbin
6. nahnu : biz
7. kasemnâ : kısımlara ayırdık, paylaştırdık
8. beyne-hum : onların araları
9. maîşete-hum : onların maişetleri, geçimleri
10. : içinde, vardır
11. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
12. ve refa'nâ : ve yükselttik, kaldırdık
13. ba'da-hum : onların bir kısmı
14. fevka : üstün
15. ba'din : bazınız
16. derecâtin : dereceler
17. li yettehize : edinmeleri için
18. ba'du-hum : onların bazısı
19. ba'dan : bir kısmına
20. suhriyyen : boyun eğdirerek, emir altına alarak
21. ve rahmetu : ve rahmet
22. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
23. mimmâ (min mâ) : şeyden
24. yecmeûne : onlar toplayacaklar, toplarlar

Ve lev lâ en yekûnen nâsu ummeten vâhıdeten le cealnâ limen yekfuru bir rahmâni li buyûtihim sukufen min fıddatin ve meârice aleyhâ yazherûne.


1. ve lev lâ : ve eğer olmasaydı
2. en yekûne : olmak, olması
3. en nâsu : insanlar
4. ummeten : bir ümmet, bir topluluk
5. vâhideten : bir adet, bir (kişi)
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. cealnâ : kıldık, yaptık
8. li men : kimse(ler) için
9. yekfuru : inkâr edecek
10. bi er rahmâni : Rahmân'ı
11. li buyûti-him : onların evlerine, evleri için
12. sukufen : tavanlar, çardaklar
13. min fiddatin : gümüşten
14. ve meârice : ve katlar, merdivenler
15. aleyhâ : onun üzerinde
16. yazherûne : yükselirler

Ve li buyûtihim ebvâben ve sururen aleyhâ yettekiûn(yettekiûne).


1. ve li buyûti-him : ve onların evlerine
2. ebvâben : kapılar
3. ve sururen : ve koltuklar, sedirler
4. aleyhâ : onun üzerinde
5. yettekiûne : yaslanırlar

Ve zuhrufâ(zuhrufen), ve in kullu zâlike lemmâ metâul hayâtid dunyâ, vel âhiretu inde rabbike lil muttekîn(muttekîne).


1. ve zuhrufen : ve süsler, mücevherler
2. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
3. kullu : bütün hepsi
4. zâlike : işte bu, bu
5. lemmâ : olduğu zaman
6. metâu : meta, fayda, menfaat
7. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
8. ve el âhiretu : ve ahiret
9. inde : yanında, katında
10. rabbi-ke : senin Rabbin
11. li el muttekîne : takva sahipleri için

Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).


1. ve men : ve kim
2. ya'şu : görmezlikten gelirse, umursamaz, yüz çevirir
3. an zikri : zikirden
4. er rahmâni : Rahman esması ile tecelli eden
5. nukayyid : musallat ederiz
6. lehu : ona ait, onun
7. şeytânen : şeytan
8. fe : o zaman, böylece
9. huve : o
10. karînun : yakın olan

Ve innehum le yasuddûnehum anis sebîli ve yahsebûne ennehum muhtedûn(muhtedûne).


1. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. yasuddûne-hum : onları alıkoyarlar
4. ani es sebîli : yoldan
5. ve yahsebûne : ve zannederler, zannediyorlar
6. enne-hum : onların ..... olduğunu
7. muhtedûne : hidayete eren (kimse)lerdir

Hattâ izâ câenâ kâle yâ leyte beynî ve beyneke bu’del meşrikayni fe bi’sel karîn(karînu).


1. hattâ : olana kadar, olmadıkça
2. izâ : olduğu zaman
3. câe-nâ : bize geldi
4. kâle : dedi
5. yâ leyte : keşke
6. beynî : benim aram
7. ve beyne-ke : ve senin arandadır
8. beynî ve beyne-ke : benimle senin aran
9. bu'de : uzaklık
10. el meşrikayni : iki doğu
11. fe : o zaman, böylece
12. bi'se : (ne) kötü
13. el karînu : yakınlık (dostluk, arkadaşlık)

Ve len yenfeakumul yevme iz zalemtum ennekum fîl azâbi muşterikûn(muşterikûne).


1. ve len yenfea-kum : ve size yarar sağlamaz
2. el yevme : bugün
3. iz : olmuştu, olduğu zaman
4. zalemtum : zulmettiniz
5. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
6. fî el azâbi : azabın içinde, azapta
7. musterikûne : ortaksınız, müştereksiniz

E fe ente tusmius summe ev tehdîl umye ve men kâne fî dalâlin mubîn(mubînin).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. ente : sen
4. tusmiu : sen duyuracaksın
5. es summe : sağırlar
6. ev : veya
7. tehdî : sen hidayet ediyorsun, ulaştırıyorsun
8. el umye : kör olan, âmâ
9. ve men : ve kim
10. kâne : oldu
11. fî dalâlin : dalâlette
12. mubînin : apaçık

Fe immâ nezhebenne bike fe innâ minhum muntekımûn(muntekımûne).


1. fe immâ : amma, fakat ... olduğu zaman
2. nezhebenne : seni mutlaka gideririz, gidereceğiz
3. bi-ke : sana
4. fe : o zaman, böylece
5. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
6. min-hum : onlardan
7. muntekimûne : intikam alıcılarız

Ev nuriyennekellezî vaadnâhum fe innâ aleyhim muktedirûn(muktedirûne).


1. ev : veya
2. nuriyenne-ke : sana gösteririz
3. ellezî : o ki, ki o
4. vaadnâ-hum : onlara vaadettik
5. fe : o zaman, böylece
6. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
7. aleyhim : onlara, onların üzerine
8. muktedirûne : muktedir olanlar, gücü yetenler

Festemsik billezî ûhıye ileyk(ileyke), inneke alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).


1. fe : o zaman, böylece
2. istemsike : sarıl, tut
3. bi ellezî : ona ki, ona
4. ûhiye : (bana) vahyolunan
5. ileyke : sana
6. inne-ke : muhakkak ki sen
7. alâ : üzere, üzerinde, ... e
8. sırâtin mustekîmin : sıratı mustakîm, Allah'a yönlendirilmiş yol

Ve innehu le zikrun leke ve li kavmik(kavmike), ve sevfe tus’elûn(tus’elûne).


1. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. zikrun : bir zikir
4. leke : seni
5. ve li kavmi-ke : ve kavmin için
6. ve sevfe : ve yakında
7. tus'elûne : sorgulanacaksınız

Ves’el men erselnâ min kablike min rusulinâ e cealnâ min dûnir rahmâni âliheten yu’bedûn(yu’bedûne).


1. ves'el (ve es'el) : ve sor
2. men : kimse, kişi
3. erselnâ : biz gönderdik
4. min kabli-ke : senden önce
5. min rusuli-nâ : resûllerimizden
6. e cealnâ : biz kıldık mı
7. min dûni : den başka
8. er rahmâni : Rahman esması ile tecelli eden
9. âliheten : ilâhlar
10. yu'bedûne : ibadet edilir, tapılır

Ve lekad erselnâ mûsâ bi âyâtinâ ilâ fir’avne ve melâihî fe kâle innî resûlu rabbil âlemîn(âlemîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. erselnâ : biz gönderdik
3. mûsâ : Musa
4. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
5. ilâ fir'avne : firavuna
6. ve melâi-hi : ve onun önde gelenleri, ileri gelenleri
7. fe : o zaman, böylece
8. kâle : dedi
9. innî : muhakkak ki ben
10. resûlu : Resûl
11. rabbi : Rab
12. el âlemîne : âlemler

Fe lemmâ câehum bi âyâtinâ izâhum minhâ yadhakûn(yadhakûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. câe-hum : onlara geldi
4. bi âyâtinâ : âyetlerimizi
5. izâ-hum : o zaman onlar
6. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
7. yadhakûne : gülüyorlar, alay ediyorlar

Ve mâ nurîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uhtihâ ve ehaznâhum bil azâbi leallehum yerciûn(yerciûne).


1. ve mâ nurî-him : ve onlara göstermedik
2. min âyetin : bir âyet (âyetten)
3. illâ : ancak, sadece
4. hiye : o
5. ekberu : en büyük, daha büyük
6. min uhti-hâ : onun kardeşinden, benzerinden, diğerinden
7. ve ehaznâ-hum : ve biz onları aldık, yakaladık
8. bi el azâbi : azabı
9. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
10. yerciûne : dönerler

Ve kâlû yâ eyyuhes sâhırud’u lenâ rabbeke bimâ ahide ındeke innenâ le muhtedûn(muhtedûne).


1. ve kâlû : ve dediler
2. yâ eyyuhe : ey
3. es sâhıru : sihirbaz
4. ud'u : davet et, çağır
5. lenâ : bizim
6. rabbe-ke : senin Rabbin
7. bi mâ : şeye
8. ahide : ahd etti
9. ınde-ke : senin indinde, senin yanında, sende
10. inne-nâ : muhakkak ki biz
11. le : mutlaka, elbette, muhakkak
12. muhtedûne : hidayete eren (kimse)lerdir

Fe lemmâ keşefnâ an humul azâbe izâ hum yenkusûn(yenkusûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. keşefnâ : giderdik, kaldırdık
4. an hum(u) : onlardan
5. el azâbe : azap
6. izâ hum : o zaman onlar
7. yenkusûne : naksediyorlar, bozuyorlar

Ve nâdâ fir’avnu fî kavmihî kâle yâ kavmi e leyse lî mulku mısra ve hâzihil enhâru tecrî min tahtî, e fe lâ tubsirûn(tubsirûne).


1. ve nâdâ : ve seslendiler
2. fir'avnu : firavun
3. fî kavmi-hi : kavmi içinde
4. kâle : dedi
5. yâ kavmi : ey kavmim
6. e leyse lî : benim değil mi
7. mulku : mülk
8. mısra : Mısır'a
9. ve hâzihi : ve bu
10. el enhâru : nehirler, ırmaklar
11. tecrî : akar
12. min tahtî : benim altımdan
13. e fe : öyle mi, öyle ki
14. lâ tubsirûne : görmüyorsunuz

Em ene hayrun min hâzellezî huve mehînun ve lâ yekâdu yubîn(yubînu).


1. em : yoksa, veya
2. ene : ben
3. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
4. min hâzâ : bundan
5. ellezî : o ki, ki o
6. huve : o
7. mehînun : aciz
8. ve lâ yekâdu : ve olmayacak, olamayacak
9. yubînu : beyan ediyor, açıklıyor

Fe lev lâ ulkıye aleyhi esviretun min zehebin ev câe meahul melâiketu mukterinîn(mukterinîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lev lâ : eğer olmasaydı
3. ulkıye : atıldılar, yere kapandılar
4. aleyhi : ona, onun üzerine
5. esviretun : bilezikler
6. min zehebin : altından
7. ev : veya
8. câe : geldi
9. mea-hu : onun yanında
10. el melâiketu : melekler
11. mukterinîne : karîn olanlar, yakın olanlar

Festehaffe kavmehu fe atâûh(atâûhu), innehum kânû kavmen fâsikîn(fâsikîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. istehaffe : hafife aldı, küçümsedi
3. kavme-hu : onun kavmi
4. atâû-hu : ona itaat ettiler
5. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
6. kânû : oldular
7. kavmen : kavim, topluluk
8. fâsikîne : fasıklar

Fe lemmâ âsefûnentekamnâ minhum fe agraknâhum ecmaîn(ecmaîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. âsefû-nâ : bizi eseflendirdiler, üzdüler
4. intekamnâ : intikam aldık
5. min-hum : onlardan
6. agraknâ-hum : onları boğduk
7. ecmaîne : hepsi

Fe cealnâhum selefen ve meselen lil âhırîn(âhırîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. cealnâ-hum : onları kıldık
3. selefen : selef, gelip geçmiş olan
4. ve meselen : ve örnek, misal
5. li el âhırîne : sonrakiler için

Ve lemmâ duribebnu meryeme meselen izâ kavmuke minhu yasıddûn(yasıddûne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. duribe ... (meselen) : örnek verildi
3. ibnu meryeme : Meryem oğlu
4. (duribe) ... meselen : örnek verildi
5. izâ : olduğu zaman
6. kavmu-ke : senin kavmin
7. min-hu : ondan
8. yasıddûne : bağırıyorlar

Ve kâlû e âlihetunâ hayrun em huve, mâ darebûhu leke illâ cedelâ(cedelen), bel hum kavmun hasımûn(hasımûne).


1. ve kâlû : ve dediler
2. e :
3. alihetu-nâ : bizim ilâhlarımız
4. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
5. em : yoksa, veya
6. huve : o
7. mâ darebû-hu : onu örnek vermediler
8. leke : seni
9. illâ : ancak, sadece
10. cedelen : cedelleşen, münakaşa edici, kavga edici
11. bel hum : hayır onlar, hatta onlar
12. kavmun : bir kavim, bir topluluk
13. hasımûne : düşmanlar, düşman olanlar

İn huve illâ abdun en’amnâ aleyhi ve cealnâhu meselen li benî isrâîl(isrâîle).


1. in ... (illâ) : eğer olursa, ancak ... olur
2. huve : o
3. (in) ... illâ : ancak, sadece
4. abdun : kul
5. en'amnâ : ni'met verdik
6. aleyhi : ona, onun üzerine
7. ve cealnâ-hu : ve onu kıldık
8. meselen : misal, örnek
9. li : ... e, için
10. benî isrâîle : İsrailoğulları

Ve lev neşâu le cealnâ minkum melâiketen fîl ardı yahlufûn(yahlufûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. neşâu : dileriz
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. cealnâ : kıldık, yaptık
5. min-kum : sizden
6. melâiketen : melekler
7. fî el ardı : yeryüzünde
8. yahlufûne : halef olurlar, yerine geçerler

Ve innehu le ilmun lis sâati, fe lâ temterunne bihâ vettebiûni, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).


1. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. ilmun : ilim, bilgi
4. li es sâati : o saat için
5. fe : o zaman, böylece
6. lâ temterunne (lâ temteru-enne) : sakın şüphe etmeyin
7. bihâ : onunla, onu
8. ve ittebiû-ni : ve bana tâbî olun
9. hâzâ : bu
10. sirâtun : yol
11. mustekîmun : istikamet verilmiş, yönlendirilmiş

Ve lâ yasuddennekumuş şeytân(şeytânu), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).


1. ve lâ yasudde- enne-kum : ve sakın sizi engellemesin, men etmesin
2. eş şeytânu : şeytan
3. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
4. lekum : sizin için, size
5. aduvvun : düşman
6. mubînun : açıkça, apaçık

Ve lemmâ câe îsâ bil beyyinâti kâle kad ci’tukum bil hikmeti ve li ubeyyine lekum ba’dellezî tahtelifûne fîh(fîhi), fettekûllâhe ve etîûni.


1. ve lemmâ câe : ve geldiği zaman
2. îsâ : Hz. İsa
3. bi el beyyinâti : beyyinelerle, açık delillerle
4. kâle : dedi
5. kad : oldu, olmuştu
6. ci'tu-kum : size geldim
7. bi el hikmeti : hikmet ile
8. ve li ubeyyine : ve size beyan etmem, açıklamam için
9. lekum : sizin için, size
10. ba'de : sonra
11. ellezî : o ki, ki o
12. tahtelifûne : ihtilâfa (ayrılığa) düşersiniz
13. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
14. fe : o zaman, böylece
15. ittekû allâhe : Allah'a karşı takva sahibi olun
16. ve etîû-ni : ve bana itaat ediniz

İnnellâhe huve rabbî ve rabbukum fa’budûh(fa’budûhu), hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. huve : o
3. rabbî : Rabbim
4. ve rabbu-kum : ve sizin Rabbiniz
5. fe : o zaman, böylece
6. u'budû-hu : ona kul olun
7. hâzâ : bu
8. sirâtun : yol
9. mustekîmun : istikamet verilmiş, yönlendirilmiş

Fahtelefel ahzâbu min beynihim, fe veylun lillezîne zalemû min azâbi yevmin elîm(elîmin).


1. fe : o zaman, böylece
2. ihtelefe : ihtilâf ettiler
3. el ahzâbu : gruplar, hizipler
4. min beyni-him : onların arasından, kendi aralarında
5. veylun : yazıklar olsun, vay haline
6. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
7. zalemû : zulmettiler
8. min azâbi : azabdan
9. yevmin : gün
10. elîmin : acı, elîm

Hel yenzurûne illes sâate en te’tiyehum bagteten ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).


1. hel :
2. yenzurûne : bakıyorlar, gözlüyorlar, bekliyorlar
3. illâ : ancak, sadece
4. es sâate : o saat, kıyâmet saati
5. en te'tiye-hum : onlara gelmesi
6. bagteten : aniden, ansızın
7. ve hum : ve onlar
8. lâ yes'urûne : onlar farkında değiller

El ehillâu yevme izin ba’duhum li ba’dîn aduvvun illel muttekîn(muttekîne).


1. el ehillâu : halil olanlar, samimi dostlar
2. yevmeizin : izin günü
3. ba'du-hum : onların bazısı
4. li ba'dîn : bir kısmına
5. aduvvun : düşman
6. illâ : ancak, sadece
7. el muttekîne : takva sahipleri

Yâ ibâdi lâ havfun aleykumul yevme ve lâ entum tahzenûn(tahzenûne).


1. yâ ibâdi : ey kullarım
2. : yok, değil
3. havfun : korku
4. aleykum : size, sizi
5. el yevme : bugün
6. ve lâ : ve olmaz, olmasın
7. entum : sizi
8. tahzenûn : mahzun olursunuz

Ellezîne âmenû bi âyâtinâ ve kânû muslimîn(muslimîne).


1. ellezîne : ki onlar
2. âmenû : îmân ettiler
3. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
4. ve kânû : ve oldular
5. muslimîne : müslüman, (ruhu, fizik vücudu, nefsi, iradesi) teslim olmuş olanlar

Udhulûl cennete entum ve ezvâcukum tuhberûn (tuhberûne).


1. udhulû : girin
2. el cennete : cennet
3. entum : sizi
4. ve ezvâcu-kum : ve eşleriniz
5. tuhberûne : siz sevindirileceksiniz, ferahlatılacaksınız

Yutâfu aleyhim bi sıhâfin min zehebin ve ekvâb(ekvâbin), ve fîhâ mâ teştehîhil enfusu ve telezzul a’yun(a’yunu), ve entum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. yutâfu (yutâfu ... bi ) : tavaf edilir, dolaştırılır (ile etrafında dolaşılır)
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. bi sihâfin : tepsiler ile
4. min zehebin : altından
5. ve ekvâbin : ve kulpsuz kadehler, bardaklar
6. ve fîhâ : ve oraya
7. mâ teştehî-hi : iştahlandığı (canının çektiği) şeyler
8. el enfusu : nefsler
9. ve telezzu : ve lezzet alır
10. el a'yunu : göz
11. ve entum : ve siz
12. fîhâ : onun içinde, ona
13. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Ve tilkel cennetulletî ûristumûhâ bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


1. ve tilke : ve işte o, bu (bunlar)
2. el cennetu : cennet
3. elletî : ki o
4. ûristumû-hâ : ona varis kılındınız
5. bi mâ : şeye
6. kuntum : siz iseniz
7. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Lekum fîhâ fâkihetun kesîretun minhâ te’kulûn(te’kulûne).


1. lekum : sizin için, size
2. fî-hâ : orada
3. fâkihetun : yemiş, meyve
4. kesîretun : (pek) çoktur, çok (vardır)
5. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
6. te'kulûne : yersiniz

İnnel mucrimîne fî azâbi cehenneme hâlidûn(hâlidûne).


1. inne : muhakkak
2. el mucrimîne : mücrimler, suçlular
3. fî azâbi : azap içinde
4. cehenneme : cehennem
5. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Lâ yufetteru anhum ve hum fîhi mublisûn(mublisûne).


1. lâ yufetteru (fetere) (fettere) : hafifletilmez (gevşetti) (gevşetildi, hafifletildi)
2. an-hum : onlardan
3. ve hum : ve onlar
4. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
5. mublisûne : ümitlerini kesen kimseler oldular, ümitlerini kestiler

Ve mâ zalemnâhum ve lâkin kânû humuz zâlimîn(zâlimîne).


1. ve mâ zalemnâ-hum : ve biz onlara zulmetmedik
2. ve lâkin : ve lâkin, fakat
3. kânû : oldular
4. hum : onlar
5. ez zâlimîne : zalimler

Ve nâdev yâ mâliku li yakdi aleynâ rabbuk(rabbuke), kâle innekum mâkisûn(mâkisûne).


1. ve nâdev : ve nida ettiler, seslendiler
2. yâ mâliku : ey malik
3. li yakdi : hükmetsin, hüküm versin
4. aleynâ : bize
5. rabbu-ke : senin Rabbin
6. kâle : dedi
7. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
8. mâkisûne : duranlar, kalanlar

Lekad ci’nâkum bil hakkı ve lâkinne ekserekum lil hakkı kârihûn(kârihûne).


1. lekad : andolsun ki
2. ci'nâ-kum bi : size getirdik
3. el hakkı : hak
4. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
5. eksere-kum : sizin çoğunuz
6. li el hakki : hakkı
7. kârihûne : kerih gören, istemeyen kimseler

Em ebremû emren fe innâ mubrimûn(mubrimûne).


1. em : yoksa, veya
2. ebremû : sağlam tuttular
3. emren : emir, iş
4. fe : o zaman, böylece
5. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
6. mubrimûne : sağlam tutanlar

Em yahsebûne ennâ lâ nesmeu sırrehum ve necvâhum, belâ ve rusulunâ ledeyhim yektubûn(yektubûne).


1. em : yoksa, veya
2. yahsebûne : zannediyorlar
3. ennâ : nasıl
4. lâ nesmeu : biz işitmeyiz
5. sırre-hum : onların sırlarını
6. ve necvâ-hum : ve onların fısıldaşmalarını
7. belâ : bilâkis, hayır, öyle değil
8. ve rusulu-nâ : ve bizim resûllerimiz, elçilerimiz
9. ledey-him : onların yanında
10. yektubûne : yazarlar

Kul in kâne lir rahmâni veledun fe enâ evvelul âbidîn(âbidîne).


1. kul : de, söyle
2. in : eğer
3. kâne : oldu
4. li er rahmâni : Rahmân'a
5. veledun : çocuk, oğul
6. fe ene : o zaman ben
7. evvelu : evvel, ilk
8. el âbidîne : kullar

Subhâne rabbis semâvâti vel ardı rabbil arşi ammâ yasıfûn(yasıfûne).


1. subhâne : o sübhandır, bütün noksanlıklardan münezzehtir
2. rabbi : Rab
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el ardi : ve arz, yeryüzü, yer
5. el arşi : arş
6. ammâ : şeyden
7. yasifûne : vasıflandırılıyorlar

Fe zerhum yahûdû ve yel’abû hattâ yulâkû yevme humullezî yû’adûn(yû’adûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. zer-hum : onları bırak
3. yahûdû : dalarlar
4. ve yel'abû : ve oynasınlar, oyalansınlar
5. hattâ : olana kadar, olmadıkça
6. yulâkû : mülâki olurlar, karşılaşırlar, kavuşurlar
7. yevme : o gün
8. hum : onlar
9. ellezî : o ki, ki o
10. yûadûne : vaadolunuyor

Ve huvellezî fîs semâi ilâhun ve fîl ardı ilâh(ilâhun), ve huvel hakîmul alîm(alîmu).


1. kul : de, söyle
2. âmennâ : biz îmân ettik
3. fî es semâi : semaya
4. ilâhun : ilâh
5. ve fî el ardı : ve arzda, yeryüzünde
6. ve huve : ve o
7. el alîmu : en iyi bilen

Ve tebârekellezî lehu mulkus semâvâti vel’ardı ve mâ beynehumâ, ve indehu ilmus sâah(sâati), ve ileyhi turceûn(turceûne).


1. ve tebâreke : ve mübarek, yüce
2. ellezî : o ki, ki o
3. lehu : ona ait, onun
4. mulku : mülk
5. es semâvâti : semalar, gökler
6. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
7. ve mâ : ve şey
8. beyne-humâ : onların ikisinin arası
9. ve inde-hu : ve onun yanında
10. ilmu es sâati : saatin ilmi, bilgisi
11. ve ileyhi : ve ona
12. turceûne : döndürüleceksiniz

Ve lâ yemlikullezîne yed’ûne min dûnihiş şefâte illâ men şehide bil hakkı ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).


1. ve lâ yemliku : ve gücü yetmez, malik değil
2. ellezîne : ki onlar
3. yed'ûne : çağırır, davet eder
4. min dûni-hi : ondan başka
5. eş şefâate : şefaat
6. illâ : ancak, sadece
7. men : kimse, kişi
8. şehide : şahit oldu
9. bi el hakki : hakka
10. ve hum : ve onlar
11. ya'lemune : bilirler

Ve le in se’eltehum men halakahum le yekûlunnallahu fe ennâ yu’fekûn(yu’fekûne).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. in : eğer
3. seelte-hum : onlara sordun
4. men : kimse, kişi
5. halaka-hum : onları yarattı
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. yekûlunne : derler
8. allâhu : Allah
9. fe : o zaman, böylece
10. ennâ : nasıl
11. yûfekûne : döndürülüyorlar

Ve kîlihi yâ rabbi inne hâulâi kavmun lâ yu’minûn(yu’minûne).


1. ve : ve
2. kîli-hi (kâle) (kîle) : onun demesi (dedi) (tarafından ..... denildi)
3. yâ rabbi : ey Rabbim
4. inne : muhakkak
5. hâulâi : bunlar
6. kavmun : bir kavim, bir topluluk
7. lâ yû'minûne : inanmazlar

Fasfah anhum ve kul selâm(selâmun), fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. isfah : vazgeç
3. an-hum : onlardan
4. ve kul : ve de, söyle
5. selâmun : selâmdır
6. sevfe : yakında, ileride
7. ya'lemûne : bilirler