Tenzîlul kitâbi minallâhil azîzil hakîm(hakîmi).


1. tenzîlu : indirmesi
2. el kitâbi : kitap
3. min : den
4. allâhi : Allah
5. el azîzi : azîz, üstün, izzetli
6. el hakîmi : hikmetli

İnnâ enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı fa’budillâhe muhlisan lehud dîn(dine).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. enzelnâ : biz indirdik
3. ileyke : sana
4. el kitâbe : kitap
5. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
6. fa'budi allâhe (fe u'budi) : öyleyse Allah'a kul ol
7. muhlisan : muhlis olarak, halis kılarak
8. lehu : ona ait, onun
9. ed dine : dîn

E lâ lillâhid dînul hâlis(hâlisu), vellezînettehazû min dûnihî evliyâ, mâ na’buduhum illâ li yukarribûnâ ilâllâhi zulfâ, innallâhe yahkumu beynehum fî mâ hum fîhi yahtelifûn(yahtelifûne), innallâhe lâ yehdî men huve kâzibun keffâr(keffârun).


1. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. ed dînu : dîn
4. el hâlisu : halis, has, özel
5. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
6. ittehazû : edindiler
7. min : den
8. dûni-hi : ondan başka, onun dışında
9. evliyâe : dostlar
10. mâ na'budu-hum : onlara tapmıyoruz, kulluk etmiyoruz
11. illâ : ancak, sadece
12. li yukarribûnâ : bizi yaklaştırmaları için
13. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a ait
14. zulfâ : mertebe, yüksek derece, yüksek değer
15. inne allâhe : muhakkak ki Allah
16. yahkumu : hükmedecek, hüküm verecek
17. beyne-hum : onların araları
18. : içinde, vardır
19. : olmadı
20. hum : onlar
21. fîhi : orada
22. yahtelifûne : ihtilâf ediyorlar, ayrılığa düşüyorlar
23. lâ yehdî : hidayete erdirmez
24. men : kimse, kişi
25. huve : o
26. kâzibun : yalancı
27. keffârun : çok nankör, kuvvetle inkâr eden

Lev erâdallâhu en yettehıze veleden lastafâ mimmâ yahluku mâ yeşâu subhâneh(subhânehu), huvallâhul vâhıdul kahhâr(kahhâru).


1. lev : eğer, ise
2. erâde : diledi
3. allâhu : Allah
4. en yettehıze : (onun) edinmesi
5. veleden : çocuk
6. lâstafâ (le ıstafâ) : elbette, mutlaka seçerdi
7. mimmâ (min mâ) : şeyden
8. yahluku : yaratır
9. mâ yeşâu : dilediği şey
10. subhâne-hu : o sübhandır, münezzehtir
11. huve : o
12. el vâhidu : ek (bir tane)
13. el kahhâru : kahhar olan (tutan, yakalayan, hakim ve gâlip olan)

Halakas semâvâti vel arda bil hakk(hakkı), yukevvirul leyle alen nehâri ve yukevvirun nehâre alel leyli ve sehhareş şemse vel kamer(kamere), kullun yecrî li ecelin musemmâ(musemmen), e lâ huvel azîzul gaffâr(gaffâru).


1. halaka : yarattı
2. es semâvâti : semalar, gökler
3. ve el arda : ve arz, yeryüzü
4. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
5. yukevviru : örter, sarar
6. el leyle : gece
7. alâ : üzere, üzerinde, ... e
8. en nehâri : gündüz
9. ve yukevviru : ve örter, sarar, çevirir
10. en nehâre : gündüz
11. el leyli : gece
12. ve sehhare : ve emri altına aldı
13. eş şemse : güneş
14. ve el kamere : ve ay
15. kullun : hepsi
16. yecrî : akar gider (hareket eder)
17. li ecelin : bir ecele, bir zamana
18. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
19. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
20. huve : o
21. el azîzu : azîz, üstün
22. el gaffâru : gaffar, çok mağfiret eden

Halakakum min nefsin vâhıdetin summe ceale minhâ zevcehâ ve enzele lekum minel en’âmi semâniyete ezvâc(ezvâcin), yahlukukum fî butûni ummehâtikum halkan min ba’di halkın fî zulumâtin selâs(selâsin), zâlikumullâhu rabbukum lehul mulk(mulku), lâ ilâhe illâ huve, fe ennâ tusrafûn(tusrafûne).


1. halaka-kum : sizi yarattı
2. min : den
3. nefsin : nefs, kişi
4. vâhidetin : bir tek
5. summe : sonra
6. ceale : kıldı, yaptı
7. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
8. zevce-hâ : onun eşini, hanımını (Havva anamızı)
9. ve enzele : ve indirdi
10. lekum : sizin için, size
11. el en'âmi : hayvanlar
12. semâniyete : sekiz adet
13. ezvâcin : çift (bir erkek ve bir dişi)
14. yahluku-kum : sizi yaratır
15. : içinde, vardır
16. butûni : karınlar
17. ummehâti-kum : sizin annelerinizin
18. halkan : yaratılış
19. ba'di : sonra, daha sonra
20. halkın : yaradılış
21. zulumâtin : zulmet, karanlıklar
22. selâsin : üç
23. zâlikum : işte bu
24. allâhu : Allah
25. rabbu-kum : Rabbiniz
26. lehu : ona ait, onun
27. el mulku : melik, hükümdar
28. : yok, değil
29. ilâhe : ilâh
30. illâ : ancak, sadece
31. huve : o
32. fe : o zaman, böylece
33. ennâ : nasıl
34. tusrafûne : çevriliyorsunuz

İn tekfurû fe innallâhe ganiyyun ankum, ve lâ yerdâ li ıbâdihil kufr(kufra), ve in teşkurû yerdahu lekum, ve lâ teziru vâziretun vizra uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne), innehû alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).


1. in : eğer
2. tekfurû : küfrederseniz, inkâr edersiniz
3. fe : o zaman, böylece
4. inne : muhakkak
5. allâhe : Allah
6. ganiyyun : gani, zengin, muhtaç olmayan
7. an-kum : sizden
8. ve lâ yerdâ : ve razı olmaz
9. li : ... e, için
10. ibâdi-hi : (O'nun) kulları
11. el kufre : küfür, inkâr etme
12. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
13. teşkurû : şükredersiniz
14. yerda-hu : ondan razı olur
15. lekum : sizin için, size
16. ve lâ teziru : ve (yük) yüklenmezler, taşımazlar
17. vâziretun : yük taşıyan (günah yüklenen) kimse
18. vizra : ağırlık, yük, günah
19. uhrâ : diğer, başka
20. summe : sonra
21. ilâ rabbi-kum : Rabbinize
22. merciu-kum : sizin dönüşünüz
23. yunebbiu-kum : size haber verecek
24. bimâ : şey ile
25. kuntum : siz iseniz
26. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
27. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
28. alîmun : en iyi bilen
29. bi zâti : sahip
30. es sudûr : sineler, göğüsler

Ve izâ messel insâne durrun deâ rabbehu munîben ileyhi summe izâ havvelehu ni’meten minhu nesiye mâ kâne yed’û ileyhi min kablu ve ceale lillâhi endâden li yudılle an sebîlihi, kul temetta’ bi kufrike kalîlen inneke min ashâbin nâr(nâri).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. messe : isabet etti, dokundu
3. el insâne : insana
4. durrun : zarar
5. deâ : dua etti
6. rabbe-hu : (onun) Rabbi
7. munîben : münîb olarak, yönelerek
8. ileyhi : ona
9. summe : sonra
10. izâ : olduğu zaman
11. havvele-hu : ona verdi, lütfetti
12. ni'meten : nimet
13. min-hu : ondan
14. nesiye : unuttu
15. mâ kâne : olmadı
16. yed'û : davet ediyor
17. min : den
18. kablu : daha önce
19. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
20. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
21. endâden : eşler, benzerler
22. li yudılle : saptıracak, dalâlette bırakacak
23. an : den
24. sebîli-hi : onun yolu
25. kul : de, söyle
26. temetta : metalan, faydalan
27. bi kufri-ke : küfrünle, inkârınla
28. kalîlen : az
29. inne-ke : muhakkak ki sen
30. ashâbi en nâri : ateş ehli, halkı

Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhırete ve yercû rahmete rabbih(rabbihî), kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb(elbâbi).


1. em : yoksa, veya
2. men : kimse, kişi
3. huve : o
4. kânitun : kanitun olan (saygıyla Allah'ın huzurunda duran)
5. ânâe : vakit, saat
6. el leyli : gece
7. sâciden : secde eden
8. ve kâimen : ve kıyamda duran, ayakta duran
9. yahzeru : sakınır, çekinir, korkar
10. el âhirete : ahireti
11. ve yercû : ve diler
12. rahmete : rahmet
13. rabbi-hi : onun Rabbi
14. kul : de, söyle
15. hel :
16. yestevî : aynı seviyede, bir, eşit
17. ellezîne : ki onlar
18. ya'lemûne : bilirler
19. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
20. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
21. innemâ : ancak, sadece
22. yetezekkeru : tezekkür eder
23. ulû el elbâbi : ulûl'elbab, sırların sahipleri

Kul yâ ıbâdıllezîne âmenûttekû rabbekum, lillezîne ahsenû fî hâzihid dunyâ haseneh(hasenetun), ve ardullâhi vâsiah(vâsiatun) innemâ yuveffas sâbirûne ecrehum bi gayri hisâb(hisâbin).


1. kul : de, söyle
2. : ey
3. ıbâdı : benim kullarım
4. ellezîne : ki onlar
5. âmenû : îmân ettiler
6. ittekû : takva sahibi olun
7. rabbe-kum : (sizin) Rabbiniz
8. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
9. ahsenû : ahsen, en güzel
10. : içinde, vardır
11. hâzihi : bu
12. ed dunyâ : dünya
13. hasenetun : hasene, iyilik, güzellik
14. ve ardu allâhi : ve Allah'ın arzı, yeri
15. vâsiatun : geniştir
16. innemâ : ancak, sadece
17. yuveffâ : vefa edilir, ödenir
18. es sâbirûne : sabredenler
19. ecre-hum : onların ecirleri (bedelleri), ücretleri
20. bi gayri : olmaksızın
21. hisâbin : hesap

Kul innî umirtu en a’budallâhe muhlisan lehud dîn(dîne).


1. kul : de, söyle
2. innî : muhakkak ki ben
3. umirtu : emir olundum, emrolundum
4. en a'budallâhe (en a'bude allâhe) : Allah'a kul olmak
5. muhlisan : muhlis olarak, halis kılarak
6. lehu : ona ait, onun
7. ed dîne : dîn

Ve umirtu li en ekûne evvelel muslimîn(muslimîne).


1. ve umirtu : ve emrolundum
2. li : ... e, için
3. en ekûne : olmak (benim olmam)
4. evvele : evvel, ilk
5. el muslimîne : müslümanlar, teslim olanlar

Kul innî ehâfu in asaytu rabbî azâbe yevmin azîm(azîmin).


1. kul : de, söyle
2. innî : muhakkak ki ben
3. ehâfu : korkarım
4. in asaytu : eğer, şâyet asi olursam, isyan edersem
5. rabbî : Rabbim
6. azâbe : azap
7. yevmin : gün
8. azîmin : azîm, büyük

Kulillâhe a’budu muhlisan lehu dînî.


1. kulillâhe (kuli allâhe) : de ki Allah
2. a'budu : ben kul olurum
3. muhlisan : muhlis olarak, halis kılarak
4. lehu : ona ait, onun
5. dînî : dînimi

Fa’budû mâ şi’tum min dûnih(dûnihi), kul innel hâsirîne ellezîne hasirû enfusehum ve ehlîhim yevmel kıyâmeh(kıyâmeti) e lâ zâlike huvel husrânul mubîn(mubînu).


1. fa'budû (fe u'budû) : artık kul olun, tapın
2. : olmadı
3. şi'tum : dilediniz
4. min : den
5. dûni-hi : ondan başka, onun dışında
6. kul : de, söyle
7. inne : muhakkak
8. el hâsirîne : hüsrana düşenler, hüsranda olanlar
9. ellezîne : ki onlar
10. hasirû : hüsrana düşürdüler
11. enfuse-hum : kendileri
12. ve ehlî-him : ve onların ehilleri, aileleri
13. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
14. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
15. zâlike : işte bu, bu
16. huve : o
17. el husrânu : hüsran
18. el mubînu : açıkça, açık

Lehum min fevkıhim zulelun minen nâri ve min tahtihim zulel(zulelun), zâlike yuhavvifullâhu bihî ıbâdeh(ıbâdetu), yâ ıbâdi fettekûn(fettekûni).


1. lehum : onlarındır, onlar için vardır
2. min fevkı-him : üstlerinden
3. zulelun : gölgelikler
4. min en nâri : ateşten
5. ve min tahti-him : ve onların altından
6. zâlike : işte bu, bu
7. yuhavvifu : korkutur
8. allâhu : Allah
9. bi-hi : onunla
10. ibâde-hu : onun kulları, kullarına
11. : ey
12. ibâdi : kullarım
13. fe : o zaman, böylece
14. ittekû-ni : bana karşı takva sahibi olun

Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. ictenebû : içtinap ettiler, sakındılar, kaçındılar
3. et tâgûte : tâgut (şeytan ve avânesi)
4. en ya'budû-hâ : ona kul olmak
5. ve enâbû : ve yöneldiler
6. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a ait
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. el buşrâ : müjde
9. fe : o zaman, böylece
10. beşşir : müjdele
11. ibâdi : kullarım

Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).


1. ellezîne : ki onlar
2. yestemiûne : seni dinlerler
3. el kavle : söz
4. fe : o zaman, böylece
5. yettebiûne : tâbî olurlar
6. ahsene-hu : onun ahsen olanı, en güzel olanı
7. ulâike : işte onlar
8. hedâhumullâhu (hedâ-hum allâhu) : Allah onları hidayete erdirdi
9. ve ulâike : ve işte onlar
10. hum : onlar
11. ulû el elbâbi : ulûl'elbab, sırların sahipleri

E fe men hakka aleyhi kelimetul azâb(azâbi), e fe ente tunkızu men fîn nâr(nâri).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. men : kimse, kişi
4. hakka : hak, gerçek, bihakkın, tam gerektiği gibi
5. aleyhi : ona, onun üzerine
6. kelimetu : kelime, söz
7. el azâbi : azap
8. ente : sen
9. tunkızu : kurtarırsın
10. : içinde, vardır
11. en nâri : ateş

Lâkinillezînettekav rabbehum lehum gurefun min fevkıhâ gurefun mebniyyetun tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), va’dallâh(va’dallâhi), lâ yuhlifullâhul mîâd(mîâde).


1. lâkin : lâkin, fakat
2. ellezîne : ki onlar
3. ittekav : takva sahibi oldular
4. rabbe-hum : Rab'lerine
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. gurefun : köşkler, yüksek makamlar
7. min : den
8. fevkı-hâ : onun üstü
9. mebniyyetun : bina edilmiş, inşa edilmiş
10. tecrî : akar
11. tahti-hâ : onun altı
12. el enhâru : nehirler, ırmaklar
13. va'dallâhi (va'de allâhi) : Allah'ın vaadi
14. lâ yuhlifu : değiştirmez, dönmez
15. allâhu : Allah
16. el mîâde : vaad edilen, vaad edilen şey

E lem tere ennallâhe enzele mines semâi mâen fe selekehu yenâbîa fîl ardı summe yuhricu bihî zer’an muhtelifen elvânuhu summe yehîcu fe terâhu musferran summe yec’aluhu hutâmâ(hutâmen), inne fî zâlike le zikrâ li ulîl elbâb(elbâbi).


1. e :
2. lem tere : görmedin
3. enne : olduğunu
4. allâhe : Allah
5. enzele : indirdi
6. min : den
7. es semâi : sema, gökyüzü
8. mâen : su
9. fe : o zaman, böylece
10. seleke-hu : onu sokar, içine akıtır
11. yenâbîa : yerden fışkıran su kaynağı, pınarlar
12. : içinde, vardır
13. el ardı : arz, yeryüzü
14. summe : sonra
15. yuhricu : çıkarır
16. bi-hi : onunla
17. zer'an : ekinler
18. muhtelifen : farklı, çeşitli, muhtelif
19. elvânu-hu : onun renkleri
20. yehîcu : kurur
21. terâ-hu : onu görürsün
22. musferren : sararmış olan
23. yec'alu-hu : onu kılar, yapar
24. hutâmen : kuru ot, çer çöp
25. inne : muhakkak
26. zâlike : işte bu, bu
27. le : mutlaka, elbette, muhakkak
28. zikrâ : zikir, hatırlatma
29. li : ... e, için
30. ulî el elbâbi : lübblerin, sır hazinelerinin sahipleri,

E fe men şerahallâhu sadrahu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. men : kimse, kişi
4. şereha : şerhetti, açtı, yardı
5. allâhu : Allah
6. sadre-hu : onun göğsü
7. li : ... e, için
8. el islâmi : İslâm (Allah'a) teslim
9. huve : o
10. alâ : üzere, üzerinde, ... e
11. nûrin : nur
12. min : den
13. rabbi-hi : onun Rabbi
14. veylun : yazıklar olsun, vay haline
15. el kâsiyeti : kasiyet, katılaşma
16. kulûbu-hum : onların kalpleri
17. zikrillâhi (zikri allâhi) : Allah'ın zikri
18. ulaike : işte onlar
19. : içinde, vardır
20. dalâlin : dalâlet, yanılgı
21. mubînin : apaçık

Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin).


1. allâhu : Allah
2. nezzele : indirdi
3. ahsene : ahsen olan
4. el hadîsi : söz
5. kitâben : yazılı olan, yazı
6. muteşâbihen : benzeyen
7. mesâniye : ikinci, ikişer ikişer
8. takşaırru : ürperir
9. min-hu : ondan
10. culûdu : ciltler, deriler
11. ellezîne : ki onlar
12. yahşevne : korkarlar
13. rabbe-hum : Rab'lerine
14. summe : sonra
15. telînu : yumuşar, sükûnet bulur, yatışır
16. culûdu-hum : onların derileri
17. ve kulûbu-hum : ve onların kalpleri
18. ilâ zikri allâhi : Allah'ın zikrine
19. zâlike : işte bu, bu
20. hudâllâhi (hudâ allâhi) : Allah'ın hidayeti, Allah'a ulaşmak
21. yehdî : hidayet eder
22. bihî : ona
23. men : kimse, kişi
24. yeşâu : diler
25. ve men : ve kim
26. yudlil : dalâlette bırakır
27. fe : o zaman, böylece
28. : olmadı
29. lehu : ona ait, onun
30. min : den
31. hâdin : hidayet eden kimse (hidayetçi)

E fe men yettekî bi vechihî sûel azâbi yevmel kıyâme(kıyâmeti), ve kıyle liz zâlimîne zûkû mâ kuntum teksibûn(teksibûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. men : kimse, kişi
4. yettekî : korur
5. bi vechi-hî : onun vechini, kendi yüzünü, fizik vücudunu
6. sûe : kötü
7. el azâbi : azap
8. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
9. ve kîle : ve denildi
10. li ez zâlimîne : zalimler için
11. zûkû : tadın
12. : olmadı
13. kuntum : siz iseniz
14. teksibûne : kazanıyorsunuz

Kezzebellezîne min kablihim fe etâhumul azâbu min haysu lâ yeş’urûn(yeş’urûne).


1. kezzebe : yalanladı
2. ellezîne : ki onlar
3. min : den
4. kabli-him : onlardan önce
5. fe : o zaman, böylece
6. etâ-hum(u) : onlara geldi
7. el azâbu : azap
8. min haysu : yerden
9. lâ yeş'urûne : (şuurunda) bilincinde olmazlar,

Fe ezâkahumullâhul hızye fîl hayâtid dunyâ, ve le azâbul âhıreti ekber(ekberu), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ezâka-hum(u) : onlara tattırdı
3. allâhu : Allah
4. el hızye : alçaklık, rezillik
5. : içinde, vardır
6. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
7. ve le : ve elbette, mutlaka
8. azâbu : azap
9. el âhireti : ahir, diğer
10. ekberu : en büyük, daha büyük
11. lev : eğer, ise
12. kânû : oldular
13. ya'lemûne : bilirler

Ve lekad darebnâ lin nâsi fî hâzel kur’âni min kulli meselin leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. darebnâ : biz örnekler, misaller verdik
3. li : ... e, için
4. en nâsi : insanlar
5. : içinde, vardır
6. hâzâ : bu
7. el kur'âni : Kur'ân
8. min : den
9. kulli : hepsi, her
10. meselin : misâl, mesele, durum
11. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
12. yetezekkerûne : tezekkür ederler

Kur’ânen arabiyyen gayre zî ivecin leallehum yettekûn(yettekûne).


1. kur'ânen : Kur'ân
2. arabiyyen : Arapça olarak
3. gayre : başka
4. : sahip
5. ivecin : eğrilik, kusur, çelişki
6. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
7. yettekûne : takva sahibi olurlar

Daraballâhu meselen raculen fîhi şurekâu muteşâkisûne ve raculen selemen li racul(raculin), hel yesteviyâni mesel(meselen), el hamdulillâh(el hamdulillâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. darabe : örnek verdi
2. allâhu : Allah
3. meselen : misal, örnek
4. raculen : bir erkek şeklinde, suretinde
5. fîhi : orada
6. şurekâu : şerikler, ortaklar, birbirine bağlı olanlar
7. muteşâkisûne : birbirine karşı şâki olanlar, aralarında anlaşamayanlar
8. ve raculen : ve bir adam
9. selemen : teslim olan, bağlı olan
10. li raculin : bir adamda
11. hel :
12. yesteviyâni : ikisi eşit olur
13. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
14. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
15. bel : hayır, bilâkis
16. ekseru-hum : onların çoğu
17. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

İnneke meyyitun ve innehum meyyitûn(meyyitûne).


1. inne-ke : muhakkak ki sen
2. meyyitun : meyyit, ölümlü
3. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
4. meyyitûne : meyyitler, ölümlüler

Summe innekum yevmel kıyâmeti ınde rabbikum tahtasımûn(tahtasımûne).


1. summe : sonra
2. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
3. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
4. inde : yanında, katında
5. rabbi-kum : Rabbinize
6. tahtasımûne : hasım olacaksınız, davalı ve davacı olacaksınız

Fe men azlemu mimmen kezzebe alâllâhi ve kezzebe bis sıdkı iz câeh(câehu), e leyse fî cehenneme mesven lil kâfirîn(kâfirîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. men : kimse, kişi
3. azlemu : daha zalim
4. mimmen (min men) : ondan
5. kezzebe : yalanladı
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. allâhi : Allah
8. ve kezzebe : ve yalanladı
9. bi es sıdkı : doğruyu, gerçeği, hakikati
10. iz : olmuştu, olduğu zaman
11. câe-hu : ona, kendisine geldi
12. e leyse : değil mi, öyle değil mi
13. : içinde, vardır
14. cehenneme : cehennem
15. mesven : barınacak yer
16. li : ... e, için
17. el kâfirîne : kâfirler

Vellezî câe bis sıdkı ve saddeka bihî ulâike humul muttekûn(muttekûne).


1. ve ellezî : ve ki o
2. câe (cae bi) : geldi (getirdi)
3. bi : ile, ... e
4. es sıdkı : doğru, gerçek, hakikat
5. ve saddeka : ve doğruladı, ve tasdik etti
6. bihî : ona
7. ulâike : işte onlar
8. hum(u) : onlar
9. el muttekûne : takva sahipleri

Lehum mâ yeşâûne inde rabbihim, zâlike cezâul muhsinîn(muhsinîne).


1. lehum : onlarındır, onlar için vardır
2. : olmadı
3. yeşâûne : dilediler
4. inde : yanında, katında
5. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
6. zâlike : işte bu, bu
7. cezâû : ceza
8. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)

Li yukeffirallâhu anhum esveellezî amilû ve yecziyehum ecrehum bi ahsenillezî kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. li yukeffira : örtsün, örter
2. allâhu : Allah
3. an-hum : onlardan
4. esvee : en kötü
5. ellezî : o ki, ki o
6. amilû : yaptılar
7. ve yecziye-hum : ve onları mükâfatlandırır
8. ecre-hum : onların ecirleri (bedelleri), ücretleri
9. bi ahseni : en ahseni (güzeli) ile, daha ahseni (güzeli) ile
10. kânû : oldular
11. ya'melûne : yapıyorlar

E leysallâhu bi kâfin abdeh(abdehu), ve yuhavvifûneke billezîne min dûnih(dûnihî), ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin).


1. e leyse : değil mi, öyle değil mi
2. allâhu : Allah
3. bi kâfin : kâfi
4. abde-hu : onun kulu
5. ve yuhavvifûne-ke : ve seni korkutuyorlar
6. bi ellezîne : onlara
7. min : den
8. dûni-hi : ondan başka, onun dışında
9. ve men : ve kim
10. yudlili : dalâlette bırakır
11. fe : o zaman, böylece
12. mâ lehu : onun için yoktur
13. hâdin : hidayet eden kimse (hidayetçi)

Ve men yehdillâhu fe mâ lehu min mudıll(mudıllin), e leysallâhu bi azîzin zîntikâm(zîntikâmin).


1. ve men : ve kim
2. yehdi : hidayete erdirir
3. allâhu : Allah
4. fe : o zaman, böylece
5. : olmadı
6. lehu : ona ait, onun
7. min : den
8. mudıllin : dalâlete düşüren
9. e leyse : değil mi, öyle değil mi
10. bi : ile, ... e
11. azîzin : azîz, yüce ve üstün
12. zîntikâmin (zî intikâmin) : intikam sahibi

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), kul e fe raeytum mâ ted’ûne min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi durrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî bi rahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetihi, kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), aleyhi yetevekkelul mutevekkılûn(mutevekkılûne).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. in : eğer
3. seelte-hum : onlara sordun
4. men : kimse, kişi
5. halaka : yarattı
6. es semâvâti : semalar, gökler
7. ve el arda : ve arz, yeryüzü
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. yekûlunne : derler
10. allâhu : Allah
11. kul : de, söyle
12. e :
13. fe : o zaman, böylece
14. raeytum : siz gördünüz
15. : olmadı
16. ted'ûne : dua edersiniz, yalvarırsınız
17. min : den
18. dûni : başka
19. allâhi : Allah
20. erâde-niye : benim için diledi
21. bi durrin : bir darlığı, zararı
22. hel :
23. hunne : onlar
24. kâşifâtu : gideren
25. durri-hi : onun zararı
26. ev : veya
27. erâde-nî : benim için diledi
28. bi : ile, ... e
29. rahmetin : rahmet
30. mumsikâtu : tutanlar
31. rahmeti-hî : onun rahmeti
32. hasbiyallâhu (hasbiye allâhu) : Allah bana yeter
33. aleyhi : ona, onun üzerine
34. yetevekkelu : tevekkül eder
35. el mutevekkilûne : tevekkül edenler

Kul yâ kavmi’melû alâ mekânetikum innî âmil(âmilun), fe sevfe ta’lemûne.


1. kul : de, söyle
2. : ey
3. kavmi : kavmim
4. i'melû : yapın, yapınız
5. alâ : üzere, üzerinde, ... e
6. mekâneti-kum : bulunduğunuz mekân
7. innî : muhakkak ki ben
8. âmilun : yapanım, yapıyorum
9. fe : o zaman, böylece
10. sevfe : yakında, ileride
11. ta'lemûne : biliyorsunuz

Men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve yahıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun).


1. men : kimse, kişi
2. ye'tî-hi : ona gelecek
3. azâbun : bir azap
4. yuhzî-hi : onu alçaltır
5. ve yahıllu : ve iner, çöker
6. aleyhi : ona, onun üzerine
7. mukîmun : daimî, devamlı (ikâme edilmiş)

İnnâ enzelnâ aleykel kitâbe lin nâsi bil hakkı, fe men ihtedâ fe li nefsih(nefsihi), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve mâ ente aleyhim bi vekîl(vekîlin).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. enzelnâ : biz indirdik
3. aleyke : sana
4. el kitâbe : kitap
5. li : ... e, için
6. en nâsi : insanlar
7. bi : ile, ... e
8. el hakkı : hak
9. fe : o zaman, böylece
10. men : kimse, kişi
11. ihtedâ : hidayete erdirildi
12. nefsi-hi : onun nefsi, kendi nefsi
13. ve men : ve kim
14. dalle : saptı
15. innemâ : ancak, sadece
16. yadıllu : sapmış, dalâlette olur
17. aleyhâ : onun üzerinde
18. ve mâ ente : ve sen değilsin
19. aleyhim : onlara, onların üzerine
20. bi vekîlin : bir vekil

Allâhu yeteveffel enfuse hîne mevtihâ velletî lem temut fî menâmihâ, fe yumsikulletî kadâ aleyhel mevte ve yursilul uhrâ ilâ ecelin musemmâ(musemmen), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).


1. allâhu : Allah
2. yeteveffâ : vefat ettirir, öldürür
3. el enfuse : nefsler veya fizik vücutlar
4. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
5. mevti-hâ : onun ölümü
6. ve elletî : ve o ki
7. lem temut : ölmedi
8. : içinde, vardır
9. menâmi-hâ : onun uykusu
10. fe : o zaman, böylece
11. yumsiku : tutar
12. elletî : ki o
13. kadâ : oldu
14. aleyhe : onun üzerine
15. el mevte : ölüm
16. ve yursilu : ve gönderir
17. el uhrâ : diğeri
18. ilâ ecelin : bir süreye kadar
19. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
20. inne : muhakkak
21. fî zâlike : bunda
22. le : mutlaka, elbette, muhakkak
23. âyâtin : âyetler
24. li : ... e, için
25. kavmin : kavim, toplum
26. yetefekkerûne : tefekkür ederler

Emittehazû min dûnillâhi şufeâe, kul e ve lev kânû lâ yemlikûne şey’en ve lâ ya’kılûn(ya’kılûne).


1. em : yoksa, veya
2. ittehazû : edindiler
3. min : den
4. dûni : başka
5. allâhi : Allah
6. şufeâe : şefaatçiler
7. kul : de, söyle
8. e :
9. ve lev : ve şâyet, eğer
10. kânû : oldular
11. lâ yemlikûne : yapamaz, gücü yetmez, malik değil
12. şey'en : bir şey
13. ve lâ ya'kılûne : ve akıl etmezler

Kul lillâhiş şefâatu cemîâ(cemîan), lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), summe ileyhi turceûn(turceûne).


1. kul : de, söyle
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. eş şefâatu : şefaat
4. cemîân : topluca, hepiniz
5. lehu : ona ait, onun
6. mulku : mülk
7. es semâvâti : semalar, gökler
8. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
9. summe : sonra
10. ileyhi : ona
11. turceûne : döndürüleceksiniz

Ve izâ zukirallâhu vahdehuşmeezzet kulûbullezîne lâ yu’minûne bil âhıreh(âhıreti), ve izâ zukirellezîne min dûnihi izâ hum yestebşirûn(yestebşirûne).


1. ve izâ zukire : ve zikredildiği zaman
2. allâhu : Allah
3. vahde-hu : onun tek oluşu, tekliği, tek bir Allah
4. işmeezzet : tiksindi, nefretle ürperdi
5. kulûbu : kalpler
6. ellezîne : ki onlar
7. lâ yû'minûne : inanmazlar
8. bi el âhıreti : ahirete (hayattayken Allah'a ulaşma gününe)
9. ve izâ : ve o zaman, olunca
10. zukire : zikredildi, anıldı
11. min dûni-hi : ondan başka
12. izâ : olduğu zaman
13. hum yestebşirûne : onlar neşelenip sevinirler

Kulillâhumme fâtıras semâvâti vel ardı âlimel gaybi veş şehâdeti ente tahkumu beyne ıbâdike fî mâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).


1. kul : de, söyle
2. allâhumme : Allah'ım
3. fâtıre : yaratan
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. âlime : bilen
7. el gaybi : gayb, bilinmeyen
8. ve eş şehâdeti : ve müşahede edilen, görünen
9. ente : sen
10. tahkumu : hükmedersin
11. beyne : arasında
12. ıbâdi-ke : (senin) kulların
13. fîmâ : hakkında
14. kânû : oldular
15. fîhi : orada
16. yahtelifûne : ihtilâf ediyorlar, ayrılığa düşüyorlar

Ve lev enne lillezîne zalemû mâ fîl ardı cemîan ve mislehu meahu leftedev bihî min sûil azâbi yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), ve bedâ lehum minallâhi mâ lem yekûnû yahtesibûn(yahtesibûne).


1. ve lev enne : ve şayet, eğer olsa
2. li : ... e, için
3. ellezîne : ki onlar
4. zalemû : zulmettiler
5. : olmadı
6. fî el ardı : yeryüzünde
7. cemîan : hepsi
8. ve misle-hu : ve onun bir misli daha, onun kadar daha
9. mea-hu : onun yanında
10. leftedev (le iftedev) : fidye verirlerdi
11. bihî : ona
12. min : den
13. sûi el azâbi : kötü azap
14. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
15. ve bedâ : ve ortaya çıktı, zuhur etti
16. lehum : onlarındır, onlar için vardır
17. min allâhi : Allah'tan
18. lem yekûnû yahtesibûne : hesap etmiyorlar, hesap etmediler hesaba katmıyorlar, hesaba katmadılar

Ve bedâ lehum seyyiâtu mâ kesebû ve hâka bihim mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).


1. ve bedâ : ve ortaya çıktı, zuhur etti
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. seyyiâtu : kötülükler
4. : olmadı
5. kesebû : kazandılar, (dereceler) kazandılar
6. ve hâka : ve kuşattı
7. bi-him : onlarla
8. kânû : oldular
9. bihî : ona
10. yestehziûne : alay ediyorlar

Fe izâ messel insâne durrun deânâ, summe izâ havvelnâhu ni’meten minnâ kâle innemâ ûtîtuhu alâ ilm(ilmin), bel hiye fitnetun ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. izâ : olduğu zaman
3. messe : isabet etti, dokundu
4. el insâne : insana
5. durrun : zarar
6. deâ-nâ : bize dua etti
7. summe : sonra
8. havvelnâ-hu : ona verdik, ona lütfettik (gönderdik)
9. ni'meten : nimet
10. min-nâ : bizden
11. kâle : dedi
12. innemâ : ancak, sadece
13. ûtîtu-hu : o verildi
14. alâ ilmin : bir ilim üzere
15. bel : hayır, bilâkis
16. hiye : o
17. fitnetun : bir fitne, bir imtihan
18. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
19. eksere-hum : onların çoğu
20. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Kad kâlehellezîne min kablihim fe mâ agnâ anhum mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).


1. kad : oldu, olmuştu
2. kâle-hâ : onu dedi
3. ellezîne : ki onlar
4. min : den
5. kabli-him : onlardan önce
6. fe : o zaman, böylece
7. mâ agnâ : fayda vermedi
8. an-hum : onlardan
9. : olmadı
10. kânû : oldular
11. yeksibûne : iktisap ediyorlar, kazanıyorlar

Fe esâbehum seyyiâtu mâ kesebû, vellezîne zalemû min hâulâi se yusîbuhum seyyiâtu mâ kesebû ve mâ hum bi mu’cizîn(bimu’cizîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. esâbe-hum : onlara isabet etti
3. seyyiâtu : kötülükler
4. : olmadı
5. kesebû : kazandılar, (dereceler) kazandılar
6. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
7. zalemû : zulmettiler
8. min : den
9. hâulâi : bunlar
10. se yusîbu-hum : onlara isabet edecek
11. ve mâ-hum : ve onlar değiller
12. bi mu'cizîne : aciz bırakan (bırakacak) kimseler

E ve lem ya’lemû ennallâhe yebsutur rızka li men yeşâu ve yakdir(yakdiru), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).


1. e :
2. ve lem ya'lemû : ve bilmiyorlar, bilmediler
3. enne : olduğunu
4. allâhe : Allah
5. yebsutu : genişletir
6. er rızka : rızık
7. li : ... e, için
8. men : kimse, kişi
9. yeşâu : diler
10. ve yakdiru : ve daraltır (az bir ölçü takdir eder)
11. inne : muhakkak
12. fî zâlike : bunda
13. le : mutlaka, elbette, muhakkak
14. âyâtin : âyetler
15. kavmin : kavim, toplum
16. yû'minûne : mü'min olurlar, îmân ederler

Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).


1. kul : de, söyle
2. : ey
3. ibâdiye : kullarım
4. ellezîne : ki onlar
5. esrefû : israf ettiler, haddi aştılar
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. enfusi-him : onların nefsleri
8. lâ taknetû : ümit kesmeyin
9. min : den
10. rahmeti allâhi : Allah'ın rahmeti
11. inne : muhakkak
12. allâhe : Allah
13. yagfiru : mağfiret eder, bağışlar, günahları
14. ez zunûbe : günahlar
15. cemîan : hepsi
16. innehu : muhakkak ki o
17. huve : o
18. el gafûru : gafurdur, mağfiret edendir
19. er rahîmu : Rahim esmasıyla tecelli eden

Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).


1. ve enîbû : ve yönelin (ve ulaşmayı dileyin)
2. ilâ rabbi-kum : Rabbinize
3. ve eslimû : ve teslim olun
4. lehu : ona ait, onun
5. min kabli : önceden, daha önce
6. en ye'tiye-kum : size gelmesi
7. el azâbu : azap
8. summe : sonra
9. lâ tunsarûne : yardım olunmazsınız

Vettebiû ahsene mâ unzile ileykum min rabbikum min kabli en ye’tiyekumul azâbu bagteten ve entum lâ teş’urûn(teş’urûne).


1. vettebiû (ve ittebiû) : ve tâbî olun
2. ahsene : ahsen olan
3. : olmadı
4. unzile : indirildi
5. ileykum : size
6. min : den
7. rabbi-kum : Rabbinize
8. kabli : önce
9. en ye'tiye-kum : size gelmesi
10. el azâbu : azap
11. bagteten : aniden, ansızın
12. ve entum : ve siz
13. lâ teş'urûne : şuurunda değilsiniz, farkında olmazsınız

En tekûle nefsun yâ hasretâ alâ mâ ferrattu fî cenbillâhi ve in kuntu le mines sâhirîn(sâhirîne).


1. en tekûle : senin söylemen (demen)
2. nefsun : bir nefs, bir kimse
3. : ey
4. hasretâ : yazıklar olsun
5. alâ mâ : şey üzerine, şeye
6. ferrattu : taşkınlık etti, aşırı davrandı, ifrata gitti, haddi aştı
7. : içinde, vardır
8. cenbillâhi (cenbi allâhi) : Allah'tan uzaklaşma
9. ve in kuntu : ve ben olmuştum
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. min es sâhirîne : alay edenlerden

Ev tekûle lev ennallâhe hedânî le kuntu minel muttekîn(muttekîne).


1. ev : veya
2. tekûle : der, söyler
3. lev : eğer, ise
4. enne : olduğunu
5. allâhe : Allah
6. hedâ-ni : beni hidayete erdirdi, hidayet etti
7. le kuntu : mutlaka ben olurdum
8. min : den
9. el muttekîne : takva sahipleri

Ev tekûle hîne terel azâbe lev enne lî kerreten fe ekûne minel muhsinîn(muhsinîne).


1. ev : veya
2. tekûle : der, söyler
3. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
4. terâ : görürsün
5. el azâbe : azap
6. lev enne : keşke ... olsa, ... olmasını
7. : bana
8. kerreten : bir kere daha, tekrar
9. fe : o zaman, böylece
10. ekûne : olurum
11. min : den
12. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)

Belâ kad câetke âyâtî fe kezzebte bihâ vestekberte ve kunte minel kâfirîn(kâfirîne).


1. belâ : bilâkis, hayır, öyle değil
2. kad : oldu, olmuştu
3. câet-ke : sana geldi
4. âyâtî : âyetlerim
5. fe : o zaman, böylece
6. kezzebte : sen yalanladın
7. bihâ : onunla, onu
8. ve : ve
9. istekberte : kibirlendin, büyüklük tasladın
10. ve kunte : ve sen oldun
11. min : den
12. el kâfirîne : kâfirler

Ve yevmel kıyâmeti terellezîne kezebû alallâhi vucûhuhum musveddeh(musveddetun), e leysefî cehenneme mesven lil mutekebbirîn(mutekebbirîne).


1. ve yevme el kıyâmeti : ve kıyâmet günü
2. terâ : görürsün
3. ellezîne : ki onlar
4. kezebû : yalan söylediler
5. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
6. vucûhu-hum : onların yüzleri
7. musveddetun : kararmış olan
8. e :
9. leyse : değil
10. : içinde, vardır
11. cehenneme : cehennem
12. mesven : barınacak yer
13. li : ... e, için
14. el mutekebbirîne : kibirlenenler, büyüklük taslayanlar

Ve yuneccîllâhullezînettekav bi mefâzetihim lâ yemessuhumus sûu ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).


1. ve yuneccî : ve kurtarır
2. allâhu : Allah
3. ellezîne : ki onlar
4. ittekav : takva sahibi oldular
5. bi mefâzetihim (bi mâ fâzeti-him) : onların feyz sahibi olmaları sebebiyle
6. lâ yemessu-hum : onlara dokunmaz
7. es sûu : kötülük
8. ve lâ hum yahzenûne : ve onlar mahzun olmazlar

Allahu hâliku kulli şey’in ve huve alâ kulli şey’in vekîl(vekîlun).


1. allâhu : Allah
2. hâliku : yaratan
3. kulli şey'in : herşey
4. ve huve : ve o
5. alâ kulli şey'in : herşeye
6. vekîlun : vekildir

Lehu makâlîdus semâvâti vel ard(ardı), vellezîne keferû bi âyâtillâhi ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).


1. lehu : ona ait, onun
2. mekâlîdu : anahtarlarlar, hazineler
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
6. keferû : inkâr ettiler
7. bi âyâtillâhi (âyâti allâhi) : Allah'ın âyetleri
8. ulâike : işte onlar
9. hum : onlar
10. el hâsirûne : kendilerine yazık edenler, hüsranda olanlar (kazandıkları pozitif dereceler,

Kul e fe gayrallâhi te’murûnnî a’budu eyyuhel câhilûn(câhilûne).


1. kul : de, söyle
2. e :
3. fe : o zaman, böylece
4. gayre : başka
5. allâhi : Allah
6. te'murûn-nî : bana emrediyorsunuz
7. a'budu : ben kul olurum
8. eyyuhe : ey
9. el câhilûne : cahiller

Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. ûhiye : (bana) vahyolunan
3. ileyke : sana
4. ve ilâ ellezîne : ve onlara
5. min kabli-ke : senden önce
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. in eşrekte : eğer sen şirk koşarsan
8. yahbetanne : heba olur
9. amelu-ke : senin amel(ler)in
10. ve le : ve elbette, mutlaka
11. tekûnenne : sen mutlaka olursun
12. min el hâsirîne : hüsranda olanlardan

Belillâhe fa’bud ve kun mineş şâkirîn(şâkirîne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. allâhe : Allah
3. fa'bud (fe u'bud) : artık kul ol
4. ve kun : ve ol
5. min : den
6. eş şâkirîne : şükredenler

Ve mâ kaderûllâhe hakka kadrihî vel ardu cemîan kabdatuhu yevmel kıyâmeti ves semâvâtu matviyyâtun bi yemînih(yemînihi), subhânehu ve te’âlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).


1. ve mâ kaderû : ve takdir edemediler
2. allâhe : Allah
3. hakka : hak, gerçek, bihakkın, tam gerektiği gibi
4. kadri-hi : onun kadrini
5. ve el ardu : ve yeryüzü (yedi kat yerler)
6. cemîan : hepsi
7. kabdatu-hu : onun kabzında, avucunda
8. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
9. ve es semâvâtu : ve semalar
10. matviyyâtun : dürülmüş olarak
11. bi yemîni-hi : onun sağında
12. subhâne-hu : o sübhandır, münezzehtir
13. ve teâlâ : ve yücedir
14. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
15. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Ve nufiha fîs sûri fe saıka men fîs semâvâti ve men fîl ardı illâ men şâallâh(şâallâhu), summe nufiha fîhi uhrâ fe izâhum kıyâmun yanzurûn(yanzurûne).


1. ve nufiha : ve üfürüldü
2. : içinde, vardır
3. es sûri : sûr
4. fe : o zaman, böylece
5. saıka : bayıldı, öldü
6. men : kimse, kişi
7. es semâvâti : semalar, gökler
8. ve men : ve kim
9. el ardı : arz, yeryüzü
10. illâ : ancak, sadece
11. şâe : diledi
12. allâhu : Allah
13. summe : sonra
14. nufiha : üfürüldü
15. fîhi : orada
16. uhrâ : diğer, başka
17. izâ : olduğu zaman
18. hum : onlar
19. kıyâmun : ayağa kalkarak
20. yanzurûne : bakıyorlar, bekliyorlar

Ve eşrekatil ardu bi nûri rabbihâ ve vudıal kitâbu ve cîe bin nebiyyîne veş şuhedâi ve kudıye beynehum bil hakkı ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).


1. ve eşrekati : ve parladı
2. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
3. bi nûri rabbi-hâ : Rabbinin nuru ile
4. ve vudıa : ve kondu
5. el kitâbu : kitap
6. ve cîe bi : ve getirildi
7. en nebiyyîne : peygamberler
8. ve eş şuhedâi : ve şehitler
9. ve kudıye : ve hükmedildi
10. beyne-hum : onların araları
11. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
12. ve hum : ve onlar
13. lâ yuzlemûne : zulmedilmezler, haksızlığa uğramazlar

Ve vuffiyet kullu nefsin mâ amilet ve huve a’lemu bimâ yef’alûn(yef’alûne).


1. ve vuffiyet : ve ödenir, karşılığı verildi
2. kullu : bütün hepsi
3. nefsin : nefs, kişi
4. : olmadı
5. amilet : yaptı
6. ve huve : ve o
7. a'lemu : daha iyi bilir
8. bi mâ : şeye
9. yef'alûne : yapıyorlar

Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).


1. vesîka : sürüldü
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. ilâ cehenneme : cehenneme (cehennemde)
5. zumeran : zümre zümre
6. hattâ : olana kadar, olmadıkça
7. izâ : olduğu zaman
8. câu-hâ : ona geldiler
9. futihat : açıldı
10. ebvâbu-hâ : onun kapıları
11. ve kâle : ve dedi
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. hazenetu-hâ : onun bekçileri
14. e :
15. lem ye'ti-kum : gelmedi
16. rusulun : resûller, elçiler
17. min-kum : sizden
18. yetlûne : okuyorlar
19. aleykum : size, sizi
20. âyâti : âyetler
21. rabbi-kum : Rabbinize
22. ve yunzirûne-kum : ve sizi uyarıyorlar, uyarırlar
23. likâe : mülâki olma, karşılaşma, ulaşma
24. yevmi-kum : sizin gününüz
25. hâzâ : bu
26. kâlû : dediler
27. belâ : bilâkis, hayır, öyle değil
28. ve lâkin : ve lâkin, fakat
29. hakkat : gerçekleşmiştir
30. kelimetu el azâbi : azap sözü
31. alâ : üzere, üzerinde, ... e
32. el kâfirîne : kâfirler

Kîledhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe bi’se mesvâl mutekebbirîn(mutekebbirîne).


1. kîle : denildi
2. udhulû : girin
3. ebvâbe : kapılar
4. cehenneme : cehennem
5. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
6. fî-hâ : orada
7. fe : o zaman, böylece
8. bi'se : (ne) kötü
9. mesvâ : yerleşme (ikamet) yeri, kalınan yer
10. el mutekebbirîne : kibirlenenler, büyüklük taslayanlar

Vesîkallezînettekav rabbehum ilel cenneti zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ ve futihat ebvâbuhâ ve kâle lehum hazenetuhâ selâmun aleykum tıbtum fedhulûhâ hâlidîn(hâlidîne).


1. vesîka : sürüldü
2. ellezîne : ki onlar
3. ittekav : takva sahibi oldular
4. rabbe-hum : Rab'lerine
5. ilâ el cenneti : cennete
6. zumeran : zümre zümre
7. hattâ : olana kadar, olmadıkça
8. izâ câû-hâ : ona geldikleri zaman
9. ve futihat : ve açıldı
10. ebvâbu-hâ : onun kapıları
11. ve kâle : ve dedi
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. hazenetu-hâ : onun bekçileri
14. selâmun : selâmdır
15. aleykum : size, sizi
16. tıbtum : siz temize çıktınız, aklandınız
17. fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ) : öyleyse ona girin
18. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar

Ve kâlûl hamdu lillâhillezî sadakanâ va’dehu ve evresenel arda netebevveu minel cenneti haysu neşâ(neşâu), fe ni’me ecrul âmilîn(âmilîne).


1. ve kâlû : ve dediler
2. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
3. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
4. ellezî : o ki, ki o
5. sadaka-nâ : bize sadık oldu, bizim için yerine getirdi
6. va'de-hu : onun vaadi
7. ve evrese-nâ : ve bizi varis kıldı
8. el arda : arz, yeryüzü
9. netebevveu : kalırız
10. min : den
11. el cenneti : cennet
12. haysu : yerden
13. neşâu : dileriz
14. fe : o zaman, böylece
15. ni'me : ne güzel
16. ecru : ecir, bedel, karşılık
17. el âmilîne : amel edenler

Ve terel melâikete hâffîne min havlil arşı yusebbihûne bi hamdi rabbihim, ve kudıye beynehum bil hakkı ve kıylel hamdu lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).


1. ve terâ : ve görürsün
2. el melâikete : melekleri
3. hâffîne : kuşatanlar, çevreleyenler
4. min : den
5. havli : etraf
6. el arşi : arş
7. yusebbihûne : tesbih ederler
8. bi hamdi : hamd ile
9. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
10. ve kudıye : ve hükmedildi
11. beyne-hum : onların araları
12. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
13. ve kîle : ve denildi
14. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
15. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
16. rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbine