26 / ŞUARA - 55

وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

Orjinal

Ve innehum lenâ le gâizûn(gâizûne).

1. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
2. lenâ : bizim
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. gâizûne : kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)

Çeviri : Transliteral

Ve hiç şüphe yok ki gene de bizi kızdırmadalar.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Durum böyle iken, yine de bizi öfkelendirmişlerdir.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.


Çeviri : Adem Uğur

"Ne var ki bizi öfkelendiriyorlar!"


Çeviri : Ahmed Hulusi

'Böyleyken, onlar bize kin duyuyorlar, bizi öfkelendiriyorlar.'


Çeviri : Ahmet Tekin

Ve onlar bizi kızdırmaktadırlar.


Çeviri : Ahmet Varol

"Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.


Çeviri : Ali Bulaç

Fakat onlar bizi kızdırıyorlar.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(53-56) Bu arada Firavun, şehirlere, “Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız” diyen haberciler gönderdi.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(53-56) Bu arada Firavun sehirlere, «Dogrusu bunlar bizi ofkelendiren dokuntu azinliklardir; hepimiz tedbirli olmaliyiz» diyen munadiler gonderdi.


Çeviri : Bekir Sadak

Ve elbette bunlar bize karşı iyice kızgın olup (diş bilemektedirler).


Çeviri : Celal Yıldırım

(53-56) Firavun da şehirlere: “Gerçek şu ki; onlar (İsrailoğulları) azınlık olan dağınık bir topluluktur. (Buna rağmen) onlar bizi sürekli kızdırmaktadır. Biz ise, ihtiyatlı, koca bir topluluğuz” diye (çağıran asker) toplayıcılar gönderdi.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

“Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar.”


Çeviri : Diyanet İşleri

(53-56) Bu arada Firavun şehirlere, 'Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız' diyen münadiler gönderdi.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

«(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.»


Çeviri : Diyanet Vakfı

“Bize karşı öfkeyle ayaklanmaktadırlar.”


Çeviri : Edip Yüksel

Fakat hakkımızda çok gayz besliyorlar


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

«(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar.»


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat bizi öfkelendiriyorlar.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

"Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler."


Çeviri : Gültekin Onan

«(Böyle iken) onlar mutlakaa bizi darıltıcıdırlar».


Çeviri : Hasan Basri Çantay

'Ve şübhesiz ki onlar, bizi gerçekten kızdıran kimselerdir.'


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Ve gerçekten bize de büyük bir öfke beslemektedirler.


Çeviri : İbni Kesir

Ve muhakkak ki onlar, gerçekten bizi çok öfkelendiren (bize karşı çok öfke duyan) (bir toplum).


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

“Ve şüphesiz bize karşı da büyük bir öfke besleyen kimselerdir.”


Çeviri : Kadri Çelik

fakat kalpleri bize karşı kin ve nefretle dolu;


Çeviri : Muhammed Esed

«Ve muhakkak ki, onlar bizi elbette çok öfkelendirmekte bulunan kimselerdir.»


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

“(Böyle iken) bizi öfkelendiriyorlar. ”


Çeviri : Ömer Öngüt

Üstelik onlar bize karşı öfkelidirler.


Çeviri : Şaban Piriş

"Fakat bize karşı kızgın olup diş bilemektedirler.


Çeviri : Suat Yıldırım

"Bizi kızdırmaktadırlar."


Çeviri : Süleyman Ateş

«Ve şüphesiz bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

'Fakat bize karşı kin besliyorlar.


Çeviri : Ümit Şimşek

"Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar."


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk